Savaş, bir şarkıları öldüremiyordu, bir de anıları fakat ezgileri yakıyordu tek tek ve savaşta bile radyolar susmuyor, evvel zaman önce patlayan barutların isini çalıyordu.
Neden toplum olarak “bir anda popüler olan” şeylere yöneliyoruz?
Neden bundan 18 yıl önce yazılan Masumiyet Müzesi, 18 yıldır hiç olmadığı kadar okunuyor ve bütün satıcıların çok satanlar listesinde?
Neden akışım Masumiyet Müzesi ile dolu ve neden bu derginin kapağında Masumiyet Müzesi var!
Bir şeyleri keşfetmemiz için dillere düşmesi mi gerek?
Az bulunan incelikleri keşfetmek için mücadele vermek daha keyifli değil mi?
Aynı şeyi Kral Kaybederse ile de yaşamıştık, kimsenin yüzüne bakmadığı kitap bir anda farklı kapaklarda vitrinlerde poz veriyordu. Hiç olmadığı kadar popülerdi üniversite yıllarımda Kürk Mantolu Madonna, sırf o yüzden okumak için beklediğimi biliyorum yıllarca. İsterdim ki bir diziyle değil, kitap eleştirileriyle, edebi bir yolculukla keşfedelim okuyacağımız eserleri. O kıvılcım bizden gelsin! İşte o zaman, gün gelir de dizisi/filmi çıkarsa önceden keşfetmenin verdiği haz paha biçilemez olur! https://1000kitap.com/gonderi/241583839
“Artık günümüzde Kadınlar Günü çoğunlukla burjuvalar arası bir hediye alışverişi, orta sınıf için bir ‘piyasa canlandırıcı’, işçi kadınlar içinse sadece takvimde sıradan bir gün.”
Dündü değil mi?
Bitti!
Hediyelerle kutlandı, sosyal medyaya story dediğimiz şeylerden atıldı, o gün bile gerçekleşen kadına şiddet olayları ve kadın cinayetleri sümenaltı edildi. Peki ya bugün ve geriye kalan günler? İsterdim ki o güne yönelik duyarlılık etkinlikleri gerçekleştirilsin, konferanslar verilsin, bir gün olsun kitle iletişim araçlarında psikologlar, sosyologlar sahne alsın! Dün alınan çiçekler bugün soldu, dün var olan kadınlar bugün öldü, tıpkı önceki günlerde ve ondan önceki günlerde ölenler gibi. “Çünkü her sevgide biraz da cinayet bulunur,” diyor Edip Cansever, sevmeyin kadınları ve çocukları böyle sevecekseniz eğer.
“Artık en büyük korkumuz
Allah her şeyi yarattıysa, üstelik "ol" demekle, hepsini bir anda yarattıysa, her şey var olmadan önceki bir zaman vardı ve o zamanda da hiçbir şey yoktu. Hiçbir şeyin olmadığı belirsiz uzunluktaki bu zamanda sadece Allah vardı. Ve bir anda, daha önce veya daha sonra değil, belli bir anda, her şeyi yarattı.
Aylardan mart,
Bitti sanıyordum kış, yeni başlıyormuş oysa.
Üşüye üşüye yürüyorum,
okulumun koridorlarında...
Oysa ne zaman üşüsem, bir öğrencimin gülüşüyle sıcacık olurdu içim.
Başka bir şey var bugün...
Ömrümce hissetmediğim, tatmadığım bilmediğim.
Başka bir şey...
Başını okşadığım öğrencilerimden beklemediğim.
Bir çocuğu değil, yüzlerce çocuğu olurmuş öğretmenin,
Evi gibi gelirmiş okulu, sevince işini.
Hele onları güzel yerlerde görmek yok mu?
Yüreğinde gurur, bakışları şiir.
Dünyanın bütün çiçekleri...
Onlar benim öğrencilerimdir!
Başka bir şey var bugün diyorum!
Her zaman koşarak geldiğim yollar, üşüttü içimi!
Hüzünlü gibiydi, okulun bahçesinde yolumu gözleyen kedi.
Hiç bu kadar ağır gelmemişti dizlerime bedenim,
Isıtmıyordu sanki bugün,
Bakışları öğrencilerimin...