Ama bizim konumuz gökyüzü değil. Çünkü biz avamız ve yukarıya bakmayı bilmeyiz. Ne varsa yeryüzünde, yerde, toprakta, çamurun içinde ararız. Bata çıka, boğula tıkana.
Eğer öğretmenin kafasında Marks, Lenin, Mao gibi hastalıklar varsa o öğretmen kaybedilmiş demektir. Başımızı kuma gömmeden söylemek gerekirse bugün moskofçuluk, Maoculuk alabildiğine sürüp gitmekte, binlerce öğretmen onmaz ruh hastalığına tutulmuş bulunmaktadır.
Devrimci entelektüellerin görevi, “bu kitle halindeki siyasetçinin” (yani halkın) “görüşlerini derlemek, gözden geçirip işlemek ve bunları alıp hayata geçirecek olan kitlelere yeniden iletmektir.” Yaklaşık olarak aynı dönemlerde İtalyan komünist Antonio Gramsci’nin hapishane hücresinde olgunlaştırma olarak adlandırdığı şey buydu; kitlelerin görüşlerini ortak duyu olarak alıp felsefe düzeyine gelinceye kadar olgunlaştırmak. Entelektüeller, duvar gazeteleri ve broşürler aracılığıyla, devrimci grupların tiyatro oyunları ve şarkıları aracılığıyla, popüler felsefeyi kitlelere geri taşıyacaktı. Mao, “yazarlar ve sanatçılar böylesi günlük olguları toplar, bunların içindeki çelişkileri ve çekişmeleri örnekler ve kitleleri uyandıran, coşkulandıran ve birleşip çevrelerini dönüştürmeleri için harekete geçiren işler üretir,” diye yazıyordu.
Birçok olumlu özelliğiniz var. Büyük hizmetlerde bulundunuz; ama kendinizi kibirden koruyun. Herkes size saygı gösteriyor, siz de bu saygıya layıksınız; ama bu, insanı kolaylıkla kibre götüren de bir şey. Kibirli olursanız, alçak gönüllü değilseniz, daha fazla çaba harcamazsanız, başkalarına karşı saygı göstermezseniz, kadrolara ve kitlelere saygı duymazsanız o zaman görev kahramanı ve örnek olmaktan çıkarsınız. Geçmişte bu tür vakalar yaşandı, sizin bu yolu izleyemeyeceğinizi ümit ederim.