Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 00:00
Kayıtsız Adam aslında büyük anlatı evreninin küçük ama çok tanıdık bir parçası gibi duruyor. Marcel Proust okurken insanın aklına doğrudan büyük romanı geliyor çünkü burada da mesele olay değil, insanın içindeki algı ve değişim. Öykünün merkezinde bir kadının, aslında daha önce çok da önemsemediği birine karşı bir anda değişen ilgisi var. Ama bu değişim bir “aşk hikâyesi” gibi değil, daha çok insanın kendini ve karşısındakini nasıl yeniden kurduğuyla ilgili. En çok dikkat çeken şey, sevmenin bir anda oluşması değil; insanın kendi zihninde bir şeyi geç fark edip sonra ona tutunması. Bu yüzden metinde aşk bile net bir duygu değil, zamanla şekil değiştiren bir algı gibi ilerliyor. Özellikle kadın karakter üzerinden anlatılan bakış, insanın değer algısının nasıl değişken olduğunu gösteriyor. Birine karşı kayıtsızlık sanılan şey bile aslında bambaşka bir yerden okunuyor. Metnin en güçlü tarafı ise küçük detayların bile anlam taşıması. Çiçekler, bakışlar, sessizlikler… hepsi bir duygunun dışa vurumu gibi duruyor. “Tek bir mücevher takmamıştı, sarı tülden bluzu cattleyalarla kaplıydı, karanlık bir kuleden sarkan cansız ışık süslemeleri misali siyah saçlarına da birkaç cattleya (katleya: parlak renkli, gösterişli çiçekleri olan bir orkide cinsi) takmıştı.” Burada sadece bir sahne değil, aynı zamanda bir hissin atmosferi kuruluyor. Proust’un yaptığı şey de zaten tam olarak bu: olayı anlatmak yerine hissi görünür hale getirmek. Aynı şekilde çiçekler üzerinden kurduğu bağ da çok belirgin: **__“Gerçekten de çiçekleri seviyordu, en basit tabirle ne kadar güzel olduklarını ve kendisini be kadar güzelleştirdiklerini biliyordu. Onların güzelliklerini, neşelerini, hüzünlerini de seviyordu, ama sadece dışarıdan, güzelliklerinin bir hali olarak. Tazeliklerini yitirdiklerinde onları
İnceleme
Kayıtsız AdamMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 2024457 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 14:38
Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde serisinin bir parçası olan ve Mahpus’tan seçilmiş bölümlerden oluşan Kıskançlık, insan ruhunun en karmaşık duygularından birine odaklanıyor. Proust’a göre kıskançlık yalnızca bir duygu değil; bireyin kendi zihninde inşa ettiği ve zamanla içinde hapsolduğu bir tür içsel hapishanedir. Yazar, karakterlerinin yaşadığı duygusal karmaşayı öylesine ayrıntılı ve incelikli bir şekilde aktarıyor ki, okur olarak düşüncelerin içinde kayboluyorsunuz. Kıskançlığın insan zihninde nasıl büyüdüğünü, sıradan bir şüphenin nasıl takıntıya dönüşebildiğini büyük bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Cümleler uzun, betimlemeler yoğun ve anlatım oldukça detaylı. Bu nedenle okuması kolay değil; ancak Proust’un derin psikolojik çözümlemeleri ve insan doğasına dair keskin gözlemleri, kitabı son derece etkileyici ve keyifli bir okuma deneyimine dönüştürüyor.
KıskançlıkMarcel Proust · Can Yayınları · 20202,665 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·328 syf.··
2026 151. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 10:19
#305973426 “En büyük korkularımız da, en büyük umutlarımız da, gücümüzü aşan şeyler değildirler; zamanla korkularımızı yenebilir, umutlarımızı gerçekleştirebiliriz.” #305972398 “Ben öldükten sonra insanlar ne isterse düşünebilir.” Bu sözlerle incelememe başlayayım. Bir aşçı okurumuz 4-5 ay önce bu kitaptan alıntı paylaşınca dikkatimi çekti. Başladım şu seriye. Ölenin arkasından konuşulmaz demişler, ben de ölünün arkasından kötü konuşmayacağım. Bazı ciltlerini keyifle okudum, bazılarını da ne zaman bitecek diye bitirmeye çalıştım. Genel olarak seri güzeldi ama beni en çok etkileyen son cilt olan 7. Ciltti. Eserde genel tema eşcinsellik üzere idi. İnsanların psikolojik tahlilini çok güzel ifade etmiş yazar. Yer yer Türklerden de bahsetmiş ve biraz havalı yönlerinin olduğundan bahsetmiş. Eşcinsellik bölümlerini hiç beğenmedim çünkü dinimiz İslam, erkeğin erkek ile kadının kadın ile cinsel ilişkisini haram ve yasak kılmış, onun haricinde okunmaya değer bir eser. Keyifli okumalar Yakalanan Zaman Marcel Proust
1K
Yakalanan ZamanMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20241,404 okunma
Aşk, kıskançlık, arzu, sitem.. mahpusluk..
9/10
·377 syf.··
2026 34. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Ve Albertine bir mektup bırakıp gitti.. içeriğini bilmediğimiz ancak tahmin ettiğimiz bir mektup. Beklenen son olsada, beklenmedik acı verir ayrılıklar.. Serinin bu kitabı ilk beş içinde en iyisi diyebilirim. Albertine ile birlikte yaşamaya başlayan yazarın aşk, sevgi, nefret, kıskançlık gibi bir çok konuda derin gözlerimlerine şahit oluyoruz. Hasta haliyle büyük oranda kısıtlı bir hayat yaşayan yazarın mahpusluğu.. Müzik hayranlığı çok üst seviyelerde. Bu hayranlığı oldukça derinlemesine ele alıyor. Hatıraların genelde acı olanlarını oldukça samimi aktarılıyor.. Yedi kitaplık serüvenin beşinci halkası oldukça etkiliydi. Belli bir okuma alışkanlığı olan ve dikkati dağılmadan okuyabilen herkese tavsiye ederim. Okuduğum ve sevdiğim birçok yazar için esin kaynağı bu seriymiş gibi düşündürdü.. "İnsan ancak kendi yaşadığı hazdan bir bilgi ve ıstırap çıkarabilir.." s.367
Alıntı
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,489 okunma
Swannların Tarafı
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Çok büyük hayallerle almıştım bu kitabı. Beklentimi karşıladı diyemem fakat beni hayal kırıklığına uğrattı da diyemem. Swann’ı yeterince tanıdım diyebilirim ama. Sanırım serinin diğer kitaplarını da okumadan yorum yapmak için erken
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,3bin okunma
Dünden Sonra Aynı Kişi Değiliz
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 09:30
Kitaba bir Proust incelemesi okuyacağımı düşünerek başladım. Proust gibi büyük bir yazarın gölgesinde kalacağını düşünüyordum ama Beckett’in sesi o kadar baskındı ki Proust’u anlatırken bile kendi düşünsel üslubunu kaybetmemesi hatta zaman zaman metne damgasını vurması beni çok etkiledi. Bunu Beckett’in yalnızca bir yorumcu olmadığını, başlı başına bir yazar olduğunun göstergesi olarak gördüm. Ben bu kitapta Kayıp Zamanın İzinde metinlerinin karakter ve olay örgülerinin açıklanmasını beklerken Proust’un dünyasını oluşturan temel gözlemleri fark ettim: zaman, alışkanlık, aşk, sanat ve bellek. Beckett’in Proust’u yorumlama şekli bazı yerlerde Gilles Deleuze’ün Proust ve Göstergeler’ini hatırlattı. Her iki yazar da Proust’u bir romancıdan çok bir düşünür gibi yorumlamış ve iki metinde de bu ayrıntıyı çok sevdim. Karakterlerden ziyade onların arka planına, onları harekete geçiren düşünsel yapılara odaklanmışlar. Kitabın ana teması ZAMAN’dı. Bu bizim zamanı nitelendirdiğimiz şekliyle kronolojik bir zamanlama değil zamanın insanı sürekli dönüştürmesi ve eski benliğe dönüşün imkânsızlığı üzerine odaklanmıştı. “Saatlerden ve günlerden kaçış yoktur. Ne yarından ne dünden. Dünden kaçış yoktur çünkü dün bizi çarpıtmıştır.” (s.12) Zaman temasını vurgulandığı kısımlarda Paul Ricoeur da akla gelebiliyor. Çünkü o da belleği depolama alanı gibi görmeyip sürekli dönüşen ve yeniden yapılanan benliğin yansıması olarak görüyor. Diğer bir tema hafızanın güvensizliği ve insanın kendine yabancılaşmasıydı. Dün istediğimiz şeyler, bugünkü benliğimiz için artık aynı anlamı taşımayabilir. Çünkü dünkü ego ile bugünkü ego aynı değildir. Geçmişe dönmek, artık tam olarak bize ait olmayan bir benlikle karşılaşmak gibidir. “Saatlerden ve günlerden kaçış yoktur. Ne yarından ne dünden. Dünden kaçış yoktur çünkü dün bizi
Felsefe
ProustSamuel Beckett · Metis Yayıncılık · 2012315 okunma