Hakan

Ve kükremenin adı alaydır! Tanrıdır! Hayattır! Korkudur adı! Ve biz tüm kanımızla bu kükremenin eline düştük. "Gülüyoruz. Ve ölümümüz baştan beri planlanmış. "Gülüyoruz. Ve çürüyüp kokmamız mutlak. "Gülüyoruz. Ve çökmeden önce duruyoruz" Bu akşam. Ertesi gün. ayakta. "Dokuz bin yıl içinde. Hep. "Gülüyoruz, ancak yaşamımız tesadüfün önüne atılmış, onun eline bırakılmış, kaçınılmaz olarak. Tesadüfün, aklın alı yor mu? Dünyaya düşen senin üzerine de düşebilir ve ezebilir seni ya da seni es de geçebilir. Tesadüf tesadüfe düşmüş gibi. Ve biz eline düşmüşüz onun, yem gibi önüne serpilmişiz. "Fakat gülüyoruz biz. Duruyoruz aynı zamanda ve gülüyoruz. Ve hayatımız, sevgimiz ve sevgili yaşanmış ıstıraplarımız, dalga ve rüzgâr gibi belirsiz ve tesadüfi. Keyfi. Aklın alıyor mu, ha alıyor mu aklın?"
Sayfa 39·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Beni kim sandınız? Tokatlanası suratlarınızın önünde aklın komedyasını her gece sergilemek için maaş bağlanılan bir oyuncu muyum ki ben? Yoksa tembellere özgü, yersiz isteklerinizin önünde eğilmek ve bildiklerimi ve yaptıklarımı sizlere bedava sunmak için satın alınmış ve parası ödenmiş bir köle miyim? Ya da giyimi kuşamı düzgün bir erkeğin tek bir işaretiyle eteğini kaldırmak ve bluzunu çıkartmak zorunda olan bir kerhane fahişesi miyim? Ben, kahramanca bir hayat sürmek ve dünyayı gözünde daha katlanılabilir kılmak isteyen bir adamım. Bazı zayıflık, kendini bırakmışlık ya da ihtiyaç anında kelimelerle soğutulmuş birkaç hakaret veya imgelere bürünmüş birkaç düş savurduysam dünyaya, alın ve atın onları; ama beni rahat bırakın. Ben özgür bir adamım, özgürlüğe ihtiyacım var, yalnız kalmaya ihtiyacım var, tüm utançlarını ve üzüntülerim üzerine kendi başıma uzun uzun düşünmeye ihtiyacım var, güneşin ve sokaklardaki çakıl taşlarının keyfine dost ya da sohbet olmadan kendimle yüz yüze gelerek ve salt yüreğimin müziğini dinleyerek varmaya ihtiyacım var. Ne istiyorsunuz benden? Söylemek istediklerimi yayımlıyorum; vermek istediklerimi veriyorum. Merakınız midemi bulandırıyor; övgüleriniz gururumu kırıyor; çayınız beni zehirliyor. Kimseye bir şey borçlu değilim ve Tanrı var olsaydı sadece onunla hesaplaşırdım. Fakat yok ve sizle alakalı hiçbir şey umurumda değil.
Sayfa 198·Kitabı okudu
Edebiyat
“Her zaman vermeyi, sende olan her şeyden vermeyi aklından çıkarmamalısın,” dedi kadın, “Hattâ çılgınca vermelisin. Müsrif olmalısın. Hayatına giren herkese vermelisin. Böylece hiçbir şey ve hiç kimse, senden herhangi bir şey yutamıycaktır, çünkü eğer sen bir hırsıza verecek olursan, artık o senden çalamaz ve kendisi de bir hırsız olmaktan çıkar. Bir de, ne kadar çok verirsen, o kadar çok vermen gerekecektir.”
Edebiyat
"Her zaman yalnız kalmanın özlemini çekerim ama yalnız kalınca en mutsuz insan ben olurum. Yalnızlığa dayanamıyorum ve durmadan ondan söz ediyorum, yalnızlığı göklere çıkarıyor ve aynı zamanda ondan nefret ediyorum çünkü biliyorum ki hiçbir şeyin yapamadığı kadar mutsuz kılıyor insanı, şimdi hissetmeye başladığım gibi, örneğin Gambetti'ye yalnızlığı övüyorum ve yalnızlığın cezaların en korkuncu olduğunu çok iyi biliyorum. Gambetti'ye, Gambetti, en yüce şey yalnızlıktır, diyorum, çünkü onun felsefecisi rolünü oynuyorum ama çok iyi biliyorum ki yalnızlık cezaların en korkuncudur. Yalnızca bir deli yalnızlık propagandası yapar ve tamamen yalnız olmak demek sonuç olarak tamamen deli olmak demektir, diye düşündüm ve gene ters yöne doğru yürüdüm."
Sayfa 193·Kitabı okudu
Edebiyat