schop

schop
@marcelprous7
weltschmerz.
Orta Avrupa’da daha 1870’li yıllarda kendini sessiz ve derinden duyumsatmaya başlamış olan “uçurumun kena­rında durma” konumu, Rilke’den Celan’a ve Bachmann’a kadar hemen bütün şair ve yazarların köklü biçimde algı­ladıkları, kurtulmak için yollar aradıkları, ama sonun­da kurtulunamayacağı sonucuna vardıkları bir konumdur.
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne yaparsın Tanrım, ben ölürsem eğer? Ben senin testinim (ya kırılırsam?) İçtiğin içki benim (ya bozulursam?) Senin giysinim ve uğraşınım, anlamını da yitirirsin benimle. Benden sonra olmayacak evin ve orada seni içtenlikle selamlayacak sözcükler. Yorgun ayaklarını kadife terlikler gibi saran ben, olmayacağım. Sırtındaki bol harmaniden de olacaksın. Yanağımla, sıcak bir yastıkta gibi ağırladığım bakışların gelecek, arayacak beni, hem de uzun süre- ve bırakacak kendini günbatımında yabancı taşların kucağına. Ne yapacaksın Tanrım? Korkuyorum.
Şiir
Birinci Dünya Savaşı’nın dehşetini yaşadıktan sonra savaşa ilişkin düşüncesini, “Kim söz edi­yor ki zaferden? Bütün sorun hayatta kalabilmek!” diye dile getiren Rilke’nin kendini yaşamı boyunca bir ülkeden diğerine atmış olması, acaba “başka başka yerlerde” rahat yaşayabilmesinden mi, yoksa insanı insan kılan erdemlerin ve ideallerin bütünlüğünü yitirdiği bir Avrupa’da, bundan böyle her yerin hiçbir yer, hiçbir yerin de her yer olabileceği bir dünyada yaşamak zorunda olduğunu bilmenin tedirgin­liğinden mi kaynaklanmıştır? “Bir Fırtına Gecesinden” adlı şiirinin ilk bölümünde yer alan, Lambalar kekeliyorlar, habersiz: Yoksa ışığımızla yalan mı söylemekteyiz? Yoksa binlerce yıldan bu yana gece mi tek gerçeğimiz? dizeleri, kaç bin yıllık insanlık ve uygarlık masalının, sonun­da bir yalanın karanlıklarına boğulmasının ifadesi değil midir?
Şiir
İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı küresel insani yıkım neredeyse kesinlikle insanlık tarihinde görülen en büyük yıkımdı. Bu felaketin hiç de önemsiz olmayan trajik yönü, insanların, öldürme, işkence ve kitlesel sürgünün artık dikkat etmediğimiz günlük deneyimler haline geldiği bir dünyada yaşamayı öğrenmiş olmasıdır.
Tarih
İkinci Dünya Savaşı’na kimin ve neyin sebep olduğu sorusu en basit biçimde şu iki sözcükle yanıtlanabilir: Adolf Hitler.
Tarih