8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 03:28
Serinin bu dördüncü kitabında nihayet Paris'i ve bitmek bilmeyen lahana tasvirlerini bıraktık, serinin ilk kitabının da geçtiği Plassans'a döndük. Burası küçük kasabalıların ikiyüzlülükleriyle hep daha çok ilgimi çekiyor. Bu "kasaba eşrafı" denen kesim dünyanın her yerinde mi aynı olur! Arada spoiler (hazdurduran, sürprizkaçıran) olursa affola. İlk kitapta Pierre Rougon ile karısı Félicité'nin tam da Napoléon darbe yaparken yükselişini okumuştuk. Bu kitapta aradan biraz zaman geçmiş, taşlar yerine oturmuş, bu çift tam böyle tüm siyasi rakiplerin ortasında, tarafını da belli etmeden herkesi ağırlayan, Plassans sosyetesinin ağır taşları haline gelmiş. Fakat şehirde bir sorun da var; bu şehir son seçimlerde gitmiş, eski kralcılardan bir markiyi milletvekili seçmiş. İktidar elbette kızgın. Kuzeyde imparator tüm gücüyle hüküm sürse de güney illerinde henüz tam da otoriteyi sağlama almış değil. Cumhuriyetçiler çok azınlık kalsalar da, kralcılar ya da Orleansçılar adı verilen grup hâlen güçlü ve bu iki muhalefet partisinin hâlâ imparatora karşı birleşebilme yetisi var. İşte tam da bu noktada Paris'teki kimliği meçhul bir "bakan" son derece makyavelist bir stratejiyle Plassans'ı hükümet tarafına yaklaştırmak ve kralcılarla iktidar partisini uzlaştırmak yönünde bir plan yapar ve bir rahip şehre ayak basar… Elbette biz bunları romanın içinde yer yer edilen imalar ile görüyoruz. Romanın anlatım tarzı da bu türden imaları anlayıp yorumlama becerimize güveniyor. Dönemin okuru için çekirdek çerez olan bu işler bizim için elbette zor, ama yine de ilk romandan itibaren seriyi takip eden biri bu bilgilere vakıf oluyor. Zira bu arka plan bize ilk romanda gayet net bir şekilde verilmişti. Kısacası, bu roman, din kullanılarak Plassans gibi güneydeki kırsal ve küçük illerin hükümet
Plassans PapazıEmile Zola · Yordam Kitap · 2021154 okunma
Kürk Mantosuz Marthe
8/10
·152 syf.··
2026 5. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 23:45
“Genç yaşında öleceğini bildiği için son hızla yaşayan, çalışan insanlar gibi acele ediyor, yanıp tutuşuyordum.” (syf. 117) İçine mi doğdu Raymond? :') 1903 yılında doğan Raymond Radiguet, Fransız edebiyatının en parlak ve en erken sönen yıldızlarından biri. 1923 yılında henüz 20 yaşında Paris’te tifodan vefat etmeden önce bu kısacık ömrüne iki roman, iki şiir kitabı, piyes, resim ve eleştiriler sığdırmayı başarmıştır. David Noakes’un deyişiyle, “…On beş ile yirmi yaşları arasında, edebiyat tarihinde kendine üst düzeyde bir yer açmanın yolunu bulabilmiş bir çocuk.” *** O, ilk romanı olan İçimizdeki Şeytan’da, aşkın sadece masum bir duygu değil, yeri gelince insanın içindeki bencilliği, zaafı ve şeytanı ortaya çıkaran bir ruh hâli olduğunu yansıtır. Genç yazar, olayları, henüz kendisini bile tam olarak keşfetmemiş toy kahramanın ağzından anlatırken okura sadece romantik bir hikâyeyi değil, tecrübesiz iki insanın içine düştükleri yasak aşk kuyusunda nasıl çırpındıklarını ve hem sosyal hayatın ahlak kurallarıyla hem de zihninin derinliklerinde bitmeyen iç hesaplaşmalarla bir gencin yavaş yavaş nasıl bir çıkmaza sürüklendiğini gözler önüne serer. Edebiyat dünyasında sayısız yasak aşk hikâyesi var. Ancak bu romanın bir aşktan ziyade, küçük bir ruhun yanlış yola sapıp kendi duygularının ağırlığı altında giderek ezilişini anlatması, onu benim gözümde diğerlerinden ayırıyor. İnsan bazen en çok da sevdiği şeyler yüzünden yoldan çıkabiliyor, kendine karşı günah işleyebiliyor. Belki de şeytanı dışarıda aramak yerine çoktan dönüp içimize bakmalıydık. Kitabı iki yayınevinin iki çevirisiyle aynı anda okudum diyebilirim. Biri, ‘Can Yayınları’nın Mehmet H. Doğan, diğeri de ‘Zeplin Kitap’ın Alper Turan çevirisiydi. İkisini de kusursuz bulmadım, bazı cümlelerde
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanRaymond Radiguet · Can Yayınları · 1989299 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rahip Mouret ve günahı Albine
3/10
·384 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 14:44
Emile Zola nin 20 kitaptan oluşan Rougon Macquart dizisinin önerilen okuma sırası olarak 9. Basım tarihi sırası olarak 5. Kitabı olan Rahip Mouret'nin Günahı ile merhaba. Plassans Papazı nin kahramanlarindan François ile Marthe Mouret'nin oğlu, Apartman ve Paris Yıldızı eserlerinin kahramanı Octave Mouret'nin kardeşi Serge Mouret bu eserin baş kahramanı konumunda. Plassans Papazı nda manastıra girdiğini öğrendiğimiz Serge artık büyümüş ve bir rahip olarak pek dindar kimsenin olmadığı hatta dinle genel olarak alay edilen Les Artaud da göreve başlamış ve kafayı dinle bozmuştur. (Serinin ilk kişisi büyük anne Adelaide fouque in zihinsel sorunları tüm sülalede kendini göstermekten geri durmaz. Serge'in annesi ile babası hala-dayi çocuklarıdır. Zira Serge'in hem annesinin babaannesi hem de babasının anneannesi Adelaide'dir.) Bu girizgah sonrası Rahip Mouret'nin Günahı eserine gelecek olursam ben eseri beğenmedim. Eser yukarıda da değindiğim gibi rahip olarak Les Artaud ya gelen rahip Mouret'nin yaşamını bizlere anlatıyor. Kendini dine veren rahip bu dinsiz kasabada güzel ama vahşi Albine ile karşılaşıyor ve rahibin geçirdiği bir rahatsızlık sonucu yolları kesişiyor. Eser bu çerçevede devam ediyor. Fakat bana göre gayet sıkıcı bir eser. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünün büyük bir bölümü Serge'in sorunlu Meryem sevgisini okuyoruz. İkinci bölümde ise neredeyse tamamen Paradou isimli bahçe anlatılıyor. Özellikle ikinci bölüm roman değil botanik kitabı gibi çiçek ismi okumaktan çok sıkıldım. 20 kitaplık serinin önerilen okuma sırasında 9. Sırada yer alan Rahip Mouret'nin Günahı na kadar ilk 8 kitaptan Türkçe basımı olmayan His Excellency Eugene Rougon ile Para dışında 6 eseri de okudum ve içlerinden çok beğendiklerim de oldu beğenmediğim kitaplarda. Rahip Mouret'nin Günahı da serinin beğenmediğim eserlerinden birisi oldu. Bu nedenle eseri
Rahip Mouret'nin GünahıEmile Zola · Yordam Edebiyat · 2022158 okunma
8/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Kitabın baş kahramanı 16 yaşında bir çocuktur (ismini öğrenemiyoruz). 19 yaşında, Marthe adında, yeni evlenmiş bir genç kızla birbirlerine aşık olurlar. Kitap onların yasak aşkının öyküsüdür. Marthe’ın eşi Jacques Birinci Dünya Savaşı’nda görevli bir asker olduğu için pek ortalıkta yoktur. Kahramanımız ile Marthe bu sayede beraber olabilirler. Savaşın gölgesinde ve savaşın bitmemesini dileyerek bir aşk yaşarlar. Her ne kadar bir aldatma öyküsü olduğu için yarım gönülle okusam da, bir aşk öyküsünü cazip kılacak her şey bu romanda vardı. Sabırsızlıkla beklenen mektuplar, aile evinden gizlice kaçıp Marthe’ın evinde geçirilen geceler, sevişmelerin bitmediği tembel öğleden sonraları, şömine başında kedi gibi mayışmalar, elalem ne der diye düşünmeden sarmaş dolaş gezmeler, nehir kıyısında aheste yürüyüşler, sandal sefaları, bahçede çimenlere uzanıp kalmalar, çardakta yapılan kahvaltılar, ortak bir gelecek için kurulan hayaller... Ve tabi ki ard arda yaşanan yoğun duygular – sevgi ve şefkat olduğu kadar bolca şüphe, kıskançlık ve acımasızlık. İlişkileri ciddiye bindikçe genç yaşlarının ağırlığını da hissetmeye başlarlar, nitekim ikisi de henüz çocukturlar. Bu romanı genel olarak beğendim. Yazarın kendisi de bu romanı yazdığında çok gençmiş – henüz 19 yaşındaymış. Buna rağmen oldukça olgun, aşkın inceliklerine duyarlı, ustalıkla işlenmiş benzetmelerle desteklenen bir anlatımı var. Hem çocuksu hem tutkulu, güzel bir aşk öyküsü okumak istiyorsanız önerimdir.
İçimizdeki ŞeytanRaymond Radiguet · Can Yayınları · 2015299 okunma
9/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2025 109. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 17:05
Kitapta ebeveynlerin çocukları arasında dengeyi kuramaması, ayrımcılık yapmalarının sonucunda çocuklarının üzerinde etkilerini anlatıyor. İda 40 yaşında, bekar, çocuğu yok ama anne olmak istiyor. Marthe, İda'nın kız kardeşi, eşi ve onun çocuğu ile bir düzen kurmuştur. Bir gün hamile olduğunu aileye açıklar. İda ise bu durum karşısında hayal kırıklığına uğrar ve Marthe'nin mutluluğunu baltalamak ister. Bunun için onun eşi ve üvey kızıyla yakınlık kurar ve başka planları da vardır. Sonrasında da değişik olaylar birbirini izler. İkisinin de haklı ve haksız yanları var ama ben İda'nın güvenilmez biri olduğunu düşünüyorum. Bu arada kitap çok iyi, İda'nın ağzından anlatılmış, yazı dili sade ve akcı, konusu çok ilgi çekici ve hayatın içinden.
YetişkinlerMarie Aubert · Yan Pasaj · 2024291 okunma
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 102. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2025 11:15
Franz Kafka birçok kültürün, tarihin ve dilin kavşağına konumlanmış bir yazardı; Prag'da doğmuş, o zamanlar Avusturya İmparatorluğu'nun parçası olan ve Çek milliyetçiliğinin geliştiği Bohemyali bir Yahudiydi.
Deneme, İnceleme
Franz Kafka Gibi YalnızMarthe Robert · Can Yayınları · 201464 okunma