Müşerref ÖNAL

Müşerref ÖNAL
@masadakitap
Sosyal Medya Adreslerim: Youtube: Müşerref ÖNAL İnstagram: Müşerref ÖNAL
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi-İşletme
39 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Etkili İletişim Önündeki 8 Engel
"..Peki, başa çıkmanız gereken tartışmacı bir iletişimciyle karşılaştığınızda ne yapmanız gerekir? 1- Karşınızdaki kişiye tartışmaktan hoşlanmadığınızı ama olasılıkları ve fikirleri konuşabileceğimiz söyleyin. 2- Karşınızdaki kişiye bakış acısına saygı duyduğunuzu fakat ona katılmadığınızı söyleyin. 3- Gerektiği durumlarda karşınızdaki kişiye bu konuda konuşmaya devam etmek istemediğinizi çünkü bunun çok kişisel ya da subjektif bir konu olduğunu söyleyin. 4- Bakış açınızı net biçimde ortağa koyun ve fikrinizi yeniden değerlendirmeniz için ne gerektiğini belirtin. 5- Karşınızdaki kişiye şunu sorun: "Haklı olmak duygularından daha mı önemli? 6- Karşınızdaki kişiye yorumlarını daha kibar şekilde ifade etmesini önerin: "Bunu bana saldırmak için söylemediğini biliyorum. Ama sen öyle söylediğinde benim canımı yakıyor." 7- Ya da: "Bağırmak yerine sakince konuşmaya çalışırsan seni daha iyi dinleyebilirim." 8- Ya da: "Biz konuşurken bana isimler takmayı bırakırsan çok daha az saldırgan olurum. Anlaştık mı?""
Reklam
"... gerçek tip bütün ayrıntılarıyla her zaman yeniden ortaya konulmakta ve yaratılmaktadır bu iş cinsel ictepiyi her zaman yönelten ve tiksindirici bir ihtiyaç olmaktan kurtaran güzellik duygusunun kılavuzluğunda gerçekleşir. Bundan ötürü her erkek önce en güzel kadınları ötekilere kesin olarak tercih edecek ve tutkuyla arayacaktır. Yani önce türün karakterlerinin en güzel biçimde kendisinde dile geldiği insanları tercih edecektir. Ama bundan sonra kendisinde bulunmayan yetkinlikleri öteki insanın güzelliği olarak görecek hatta kendi kusurlarının karşıtı olan kusurları bile güzel bulacaktı. Ufak tefek erkeklerin iri kadınları, esmerlerin sarışınları sevmesi işte bundan ötürüdür. Güzelliğinden hoşlandığı bir kadını gördüğü ve bu güzellikten ötürü onunla birleşmeyi en büyük mutluluk saydığı zaman erkeğin gönlünü dolduran aldatıcı coşkunluk tür duygusundan başka şey değildir. Tür duyuşu, türün karakterini en iyi dile getiren özellikleri görmüş ve bu özellikleri taşıyan kimseyle bu karakterleri devam ettirmek istemiştir. Türün tipinin korunması ve devam ettirilmesi güzelliğe karşı duyulan bu eğilime dayanır güzelliğin üzerimizde bunca etki yapması da bundan ötürüdür."
Edebiyat
"Öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın. Ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri, Yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun. Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın. Yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak. Öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın. Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde. Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi, Hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha. Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun. Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınmamış olsun beynimde. Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde. Öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın. Sessizce ağladığım, o kimsenin olmadığı anları çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürmemiş olsun. Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile. Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince. Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane. Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım, Sevemediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre. Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım, Sevemediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın..." Orhan Veli KANIK
Şiir
"Öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın. Ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri, Yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun. Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın. Yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak. Öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın. Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde. Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi, Hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha. Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun. Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınmamış olsun beynimde. Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde. Öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın. Sessizce ağladığım, o kimsenin olmadığı anları çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürmemiş olsun. Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile. Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince. Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane. Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım, Sevemediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre. Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım, Sevemediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın..." Orhan Veli KANIK
Şiir
"Günün birinde seni verdiğin sözü tutamamaya, onurunu kırmaya, bir başkasından nefret etmeye ya da kuşku duymaya ya da onu lanetlemeye, gerçek duygularını gizlemeye yahut duvarların ve perdelerin arkasında kalması gereken şeyleri arzulamaya zorlayabilecek hiçbir şeyi hiçbir zaman kendine yararlı sayma."