Masonluk nedir sorusunun mantığı
insana verebileceğimiz en iyi hediye, insanlıktır. O, kendini adamışlarına ihsan etmesi için Tanrı tarafından Masonluğa takdir edilen şeydir: mezhepçilik ve dini dogma değildir, konfüçyüs, zerdüşt, Seneca ve Hahamların yazılarında, Mesellerde ve vaiz kitabında bulunabilecek temel bir ahlak dersi değildir; küçük ve ucuz bir sıradan okul bilgisi değil, insanlık ve bilim ve felsefedir.
Yıl 1935. Atatürk , Mahmut Esat Bozkurt'a masonların taksimat , teşkilat ve ahvalini bildirir bir kitap verir ve der ki : ''Bunu güzelce mütalaa et , bir takrirle Halk Partisi Grup Başkanlığı'na ver , grupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve grupça kapanmasına dalalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır '' Böylece Bozkurt , Paşa'nın istediği şekilde bir konuşma yaptı. Meclis'teki masonları bir telaştır aldı. Bunun üzerine Şükrü Kaya , Kazım Özalp, Mahzar Germen , Katib-i Umumi Recep Peker'e yalvar yakar oldular. Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi : '' Arkadaşlar; bugünden itibaren Türkiye'de masonluk kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır.'' Salon ''Kahrolsun Yahudi Uşakları!'' sesleriyle inliyordu. Grup dağıldıktan sonra masonlar ,Doktor Mim Kemal'i önüne katarak Atatürk'ün makamına çıkmışlar: ''Efendim biz zaten maiyet-i devletinizdeyiz , fakat siz meşrik-i azamımız olursanız biz pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız'' demişler. Atatürk de karşılık olarak, ''Peki bir şey soracağım , bana cevap veriniz de sonra ... Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve metbuunuzun ismi nedir ?'' diye sormuş. ''Biz cenova'ya tabiyiz ve reisimiz de Barca Mison cenaplarıdır'' demişler. Bunun üzerine Atatürk çok öfkelenmiş : ''Haydi defolun buradan , cehennem olun gidin , Yahudi uşakları ! Benim milletim bana kahraman sıfatı verdi , ben sizin gibi bir çıfıt Yahudi'ye uşak mı olacağım ? Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün locaları kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harbi örfiye hepinizi verir ve astırırım ! Haydi defolun karşımdan !'' diyerek onları kovmuştur !
Sayfa 301 - Destek Yayınevi·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
masonların!
-Hareket düsturları nedir? -Bütün memleketlerce kabul edilen hareket düsturlan, hürriyet, müsavat ve uhuvvettir.
tanıdık..·Kitabı okudu
MÂNÂ Sultan Muradın üç aylık saltanat devrindeki mânâ ve bu mânâya karşı Abdülhamîd, birkaç satır içinde çerçevelenebilir. Abdülaziz’den devr alınan maddî ve manevî borçların topyekûn kızıştığı, bütün memleketi ihtilâl ve inhidam çatırtılarının sardığı, Rusya’nın açıkça harbe hazırlandığı; ve bunu bilen Balkanlı cücelerin tek tek eski dev Türkiye’ye harp ilân ettiği, devlet hazine ve şuurunun suyu çekilmiş havuz dipleri gibi kuruyup çatladığı bir hengâmede, deli Pâdişah, şaşkın hükûmet, bunak eskiler, aptal yeniler; ve bu manzarayı, Maslak tepelerinden korkunç bir yangın halinde seyreden asîl anlayış ve sultan şahsiyet... Mütercim Rüştü Paşa’nın sadrâzamlığına rağmen bütün nüfuz Midhat Paşa’nın elinde... Getirtilen Avrupalı Doktorun «İyi olmaz!» dediği ve hepsinin o kadar güvendiği Hünkâra karşı inkisâr dolu bakışlar da «İşte hamlenizin kıymeti!» ihtarına çarpmışcasına iflâs dehşeti içinde... Bu Hünkâr, hemen her Tanzimat büyüğüne eş olarak, Masonluk kütüğüne kayıtlı ilk Türk Hükümdarı olmak şerefini (!) taşımakta ve yularını kozmopolitlere kaptırma mektebinin en çalışkan ve itaatli talebesini temsil etmektedir. Bu bakımdan, Batı hayranı satıh kopyacılarının, yedi iklim dört bucakta arayıp da bulamayacakları ve örnekleştirmeye kadar gidecekleri bir kıymet... İşte şimdi Allah, Fatih’lerin, Yavuz’ların kanı Abdülhamîd’e sıçrarken, özünü Deli Mustafa’lar ve İbrahim’lerden aldığı hissini veren böyle bir tipin ne olduğunu ve hangi âkıbete denk düştüğünü gösterince, bizim, küçük açıkgöz, büyük budalalara düşmesi gereken vazife nedir? Derin ve soylu bir dünya ve nefs murakabesi içinde gerçek kurtuluşun yollarını düşünmek mi, sadece ve her zaman olduğu gibi dâvanın kemiyet cephesine bir göz atarak, sıradakini getirmek mi? Böyle yaptılar ve deliyi düşürerek Abdülhamîd’i
ATSIZ'DA TÜRK-TÜRKÇÜLÜK-MİLLİYETÇİLİK: 1943 yılındaki En Sinsi Tehlike broşüründe "Siyasî, içtimaî mezhebim Türkçülüktür." (Atsız 1992: 68) diyen Atsız'ın Türkçülüğüne geçmeden önce onun genel olarak "milliyetçilik” hakkındaki düşüncesini aktarmak doğru olacaktır. Ona göre milliyetçilik sosyal bir kanundur: "Tarihin bir akışı, milletlerin sosyal kanunlara bağlı oluşu vardır. Taş çatlasa, bir toplumu bu kanunlar sınırının dışına itemezsin. Milliyetçilik sosyal bir kanundur. Yüz bin yıl mı, beş yüz bin yıl mı, her ne kadarsa, insan topluluklarının olgunlaşa olgunlaşa vardığı bir sonuçtur. Bunu kaldıramaz, yok edemezsin... Milliyetçilik ölmez bir fikir ve yüzlerce yüzyılın muhassalasıdır... Milliyetçilik ana sosyal kanundur. İnsanlar var oldukça milletler ve bunun sonucu milliyetçilikler de var olacak ve milletler zaman zaman, millî çıkarlar yüzünden çatışacaktır." (Ötüken 11, 14 Kasım 1964: 1). Milliyetçiliği, değişmeyen, sosyal bir kanun olarak gören Atsız'ın Türk milliyetçiliği / Türkçülük hakkındaki görüşlerine şimdi geçebiliriz. Çeşitli dergilerde birkaç defa yayımlanan “Türkçülük” başlıklı yazısında Atsız Türkçülüğü şöyle tanımlar: "Türkçülük, büyük Türkelinde Türk uruğunun kayıtsız-şartsız hâkimiyeti ve istiklâli ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür." (Orhun 10, 1 Birinciteşrin 1943: 1). Tanım kısa ve nettir: "Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsü”. Tanımdaki ilk kısım olan "büyük Türkelinde Türk uruğunun kayıtsız-şartsız hâkimiyeti ve istiklâli", "ileri ve üstün" olmanın zaten tabii şartıdır. Ancak Atsız'ın "büyük Türkeli”, "kayıtsız-şartsız hâkimiyet ve istiklâl” kavramlarına özel olarak vurgu yapmasının sebebi vardır. Atsız'ın Türkçülüğünde büyük Türkeli yani Turan ve bütün Turan'ın bağımsız
"Bir tane Türkü bütün dünya Yahudiliğinin üstünde tutarım,"
Mahmut Esat Bozkurt, 1931 yılı sonlarında İzmir basınında Anadolu gazetesinde mason karşıtı yazılar yazmaya başlamıştır. 8 Ekim 1931'de Anadolu gazetesindeki yazısında, "Biz her şeyden evvel Türküz, her şeyden sonra da Türküz," demiştir. 11 Ekim 1931'de Anadolu gazetesinde masonluğun "milliyetçi düşmanı" ve "beynelmilelci" olduğunu tekrarlamıştır. 13 Ekim 1931'de Anadolu gazetesinde "Masonlar telaşa düştüler. Buna üzgünüm. Bir gün Türk milleti ağlayacağına varsın bütün dünya masonluğu üzülsün. Masonlukla mücadele devam edecek (…) Masonluk kapkara mutaassıp bir mezheptir. Siyonist Yahudilerin elinde bir soygunculuk vasıtası olmuştur," demiştir. 13 Ekim 1931'de Milliyet gazetesinde "Bir Rum, bir Yahudi, bir Ermeni, Türk masonluğunu idare edecek, bütün bunlara göz yu- macağız, masonluk milliyetçiliktir, diyeceğiz, öyle mi? Bu nasıl olur? Buna kim inanır! (…) Bir de benim anlamadığım bir nokta var. Masonluk bir teşekkül olduğuna göre nasıl oluyor da gizli duruyor? Gizli teşkilatlar kanunen yasaktır. Vakıa, Türk Yükselme Cemiyeti diye hükümete, o da pek yeni olmak üzere beyanname verilmiş ve bu teşekkülün vaziyeti kanuna uydurulmak istenmiştir. Bir de masonluğun adına ne hakla Türk Yükselme Cemiyeti denerek hakikat gizleniyor. (…) Bunların zaman zaman hükümete bile müessir olmak istedikleri, hükümeti kendi çıkarlarına alet etmek istedikleri görülmüştür. Nazarı dikkatimi çeken cihetlerden birisi de Türkiye'ye Protestan ve Genç Hristiyanlık propagandası için gelen misyonerlerin mason olmalarıdır. Elbette günün birinde Türk milleti ve onun hükümeti bunların hesabıru soracaktır. Her halde yanlarına kâr kalmayacaktır." Mahmut Esat Bozkurt, mason karşıtı yazılarının dozunu gittikçe artırmıştır. 18 Ekim 1931 tarihinde Anadolu gazetesinde çıkan "Mason Tekkesinin İmtiyazı Nedir ki
Sayfa 405 - İnkılap Yayınları·Kitabı okudu
Tarih