Melis Esim Çatal

Eskimoların oluşturduğu yegane istisna dışında, Yeryüzü üzerin­de bilinçlerinde değişiklik yaratması için psikoaktif bitki kullanma­yan tek bir halk yok. Herhalde hiç de olmadı. Eskimolara gelince ... Onların istisnası da sadece kuralı kanıtlıyor: Eskimolar tarihleri bo­yunca psikoaktif bitki kullanmadı, çünkü bu bitkiler Arktik kuşakta yetişmez. (Beyaz adamdan fermente tahılların ne olduğu öğrenir öğ­renmez Eskimolar da, bilinç değiştiriciler arasına katıldı.) Bu olgu, insanın bilinç deneyimini değiştirme arzusunun evrensel olabileceği­ni düşündürüyor.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Genel Kültür
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Cadılar ve büyücüler, "büyü yapma gücü olan bitkiler yetiştirirdi -günümüzdeki deyişle, "psikoaktifbit­kiler". İksir reçeteleri boruçiçeği, afyon çiçeği, güzelavratotu, haş­haş, gelin mantan (Amanita muscaria) ve kurbağa derisi (ki, güçlü bir halüsinojen olan DMT'yi içerebilir) gerektiriyordu. Bu malzemeler, kenevir yağı bazlı bir "uçan merhem" ile karıştırılırdı. Ve daha sonra cadılar, özel bir alet kullanarak -bu da, bu kadınların seyahat etmek için kullandığı söylenen "süpürge"ydi- bu merhemi cinsel organla­rına sürerdi.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Çiçeklerle birlikte meyveler ve tohumlar da geldi ve bunlar da Yerküre'deki yaşamı yeniden yarattı. Kapalı tohumlu bitkiler, to­humlarını dağıtsınlar diye hayvanların aklını çelrnek için şeker ve proteinler üreterek, dünyanın besin enerjisi deposunu birkaç katına çıkardı ve sıcakkanlı büyük hayvanların yükselişini mümkün kıldı. Çiçekler olmasaydı, yapraklı ve meyvesiz bir dünyada işleri yolunda giden sürüngenler, muhtemelen hala dünyaya hakim olurdu. Çiçek­ler olmasa, biz olmazdık.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Bilim-Kurgu
Alexandre Dumas - Siyah Lale
Gerçekten siyah olan bir lalenin arayışı -en azından dört yüz yıl sürmüş ve halen sürmekte olan bir arayış- lale çılgınlığının altınetinierinden birine dönüştü. Baba Alexandre Dumas, on yedinci yüzyıl Hollanda'sında, ilk gerçek siyah lale yetiştirme yarışı üzerine koca bir roman -Siyah Lale-yazmıştı; yarışmanın esin kaynağı olduğu açgözlülük ve entri­ka (romanda Bahçecİlik Derneği 100 bin florinlik bir ödül koymuş­tu), üç hayatı yok eder. "Sihirli lale" ortaya çıktığında, yetiştiricisi Cornelius, ödüllü çiçeğin kendisinin olduğunu iddia eden komşu­sunun bir tüyosuyla haksız yere hapse atılır. Cornelius, hücresinin parmaklıkları arkasından hayatının eserinin bitişini gözler: "Lale gü­zeldi, harikaydı, muhteşemdi; sapı yarım metre kadardı. Demir mız­rak başları kadar düzgün ve dümdüz olan dört yeşil yaprak arasından yükseliyordu; çiçeğin tamamı simsiyah ve pırıl pırıldı."
Sayfa 97·Kitabı okudu
Edebiyat
Lale Avrupa'ya ilk geldiğinde insanlar onun için yararlı bir amaç oluşturmaya giriştiler. Almanlar soğanlarını kaynattı, şeker ekledi ve hiç de inandırıcı olmayan bir şekilde tatlı diye sundu; İngilizler zey­tinyağı ve sirke ile !ale servisi yapmaya "kalktı. Eczacılar laleyi gaz tedavisi için önerdi. Ancak bu kullanımların hiçbiri tutmadı. "Lale kendisi olarak kaldı," diye yazıyor Herbert, "bayağı faydacılığa ya­bancı, Doğa'nın şiiri." Lale bir güzellik nesnesiydi; ne eksik, ne fazla.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Tarih