önümüzde birbirlerine giren, karışan sorunların hepsiyle bir bütün olan, o karışıklıklar içinde yalın kalmasını bilen hayat var; biz onun bir parçasını alıp o parçayı çözümlemeye, o parça üzerine bir takım sözler söylemeye kalkıyoruz. Sonradan söylediklerimizin, yazdıklarımızın eksik kalmamasını, sahte olmamasını, derinlere gidebilmesini istiyoruz Düşüncelerimiz, duygularımız bütünden doğuyor, biz onları bir parçaya yüklüyoruz.. Bu yoldan gidince doğruya varılır mı? Söylediklerimiz, yazdıklarımız, hayatın bir takım konuları bölünmüş olduğu sanısını sürdürüp yalanı perkitmekten başka neye yarar?