“Şimdi öyle bir zamandaydım ki, dedikodular bile kurumsallaştı. Televizyondaki boktan bir yarışma programındaki yarışmacıyı tüm ülke tanıyor ve 81 vilayetin hepsinin müşterek gündemi, bu yarışmacının giydiği elbisenin deseni oluyordu. Nasıl ki her şehirdeki A hamburgercisindeki B menüsünün içindekiler aynı ise, artık Türkiye’nin hemen her kafesinde oturan insanların konuştukları şeyler de tektipleşmişti. Prizlerden uzak yaşayamayanlar, bir yandan sosyal olduklarını kanıtlamanın endişesiyle gönülsüz şekilde masalarında otururken, diğer yandan telefonlarının ekranlarını okşayıp dün akşam televizyondaki yarışmada olup bitenleri konuşuyorlardı. Sonra yalnız olmadıklarını kanıtlamış olduklarını sanarak evlerine dönüp yastıkla dertleşip ağlıyorlardı. Yalnızlığın modern zaman izdüşümü biraz böyleydi. “