"Bu bir eve varma hissiydi; temiz ve dinlenmiş olma;
güvenli ama özgür olma; asla bir yere kaçmayan bir sevgi; mayıs güneşi gibi ısıtan, ama fırın ya da kuştüyü yatak gibi yakmayan bir sevgi... insanı rahatsız etmeyen, canından bezdirmeyen bir sevgi."
Ülkeyi güzel bir bahçeye, resmen küçük bir cennete çevirmişlerdi; ama hepsinden önemlisi -ki tam da bu noktada bizim onları anlamamız zordu- ülkelerine çocukları için bir kültürel çevre olarak değer veriyorlardı.
İşte bütün farklarımızın kilit noktası da burasıydı:
çocukları.