sana küstüğümde sen yoktun daha yokluğuna küsmüştüm sonra sen geldin kendime isteyemezdim seni öyle güzeldin şimdi varmışsın gibi küsüyorum yokluğuna
alınganlık, ah, bilmezsin, küsmem de küsülecek zamanda, n'eyleyim varlığın yokluğundan tenha senden başka küsecek kimse mi bıraktın bana bir ben kaldım bir de bıraktığın küskünlük tenha
sen kimseye küsmezsin bilirim, gözlerin de yaprak hırsızı güz: anılar düştükçe göz dolar, yaz gelmeden temizlemek gerekir gözleri yoksa küskünlük de gözyaşıyla kirlenir
küsecek kadar sevmeli insan birini o gelince küsmeli: nerdeydin bunca zaman niye sevmedin beni, küsecek kimsem yoktu demeli, o varken de kimseye küsmemeli
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştıCemal Süreya
Yalnızca bir isim beni bu kadar eskilere götürebilir miydi, bilmezdim. Götürürmüş. İmkânsızlığa doğru bir arayışım var, asla gelmeyecek bir bekleyiş. Pencerenin arkasında asla gelmeyecek o güzel geleceği beklemek... Üzgünüm çocuklar, çoktan bir kez âşık olmuşum bile. Çünkü ben sokakları yalnız yürüyorum. Yalnız müzik dinliyorum. Bir fincan kahvemi hiç kimseyle paylaşmıyorum.
Birisi sen olmadan sürekli yalnız.
O biri seni çok özlüyor, çok istiyor ve sana çok ihtiyacı var.
Ve her gece bıkmadan senin hayalini kuruyor, her gece dizlerinin üzerinde dua ediyor.
Ben o kızım.
Geceleri senin gözlerinle uyuyan, sabahları senin isminle uyanan.
Gecenin bir kısmını böyle feryatlarla, göz yaşlarıyla geçiren Meveddet Hanım ertesi sabah en mesut bir kadın gibi, taze ve şen uyanırdı. Yağmur ve fırtına gecelerinden sonra gelen taze sabahlar