Memduh BULUT

Memduh BULUT
@memduhbltt
Küçük Gruplar ve Toplum
Kore Savaşı sırasında, Çinlilerin, esir aldıkları Amerikan ve Türk askerlerine uyguladıkları "beyin yıkama" yöntemleri ve aldıkları sonuçlar üzerindeki bir araştırma da konumuz açısından ilginçtir. Çinliler, ilk aşamada, esir askerlerin içinde bulundukları grubun yapısını bozup bireyleri grup desteğinden yoksun bırakıyorlardı. İkinci aşamada ise onların inançlarına tamamen ters ideolojik temellere dayalı bir propaganda başlıyordu. İlk iş olarak, esir kamplarına getirilen tüm askerlere, en yüksek rütbelisinden rütbesiz erine kadar, tek tip elbise giydirilmekteydi. Ordudaki rütbeleri altüst edecek biçimde, rütbesizlere ya da düşük rütbelilere, büyük sorumluluklar verilmekteydi. Böylece, orduda yerleşik olan grup yapısı bozulduktan sonra, kişinin yalnız kalması sonucu, propagandaya karşı direncinin zayıflatılması hesaplanmıştı. Yöntemin Amerikan askerlerinin bir kısmı üzerinde etkili olduğu görülüyordu. Amerikalı esirlerin önemli sayılabilecek bir bölümü, düşmanın siyasal değerler sistemini benimsemişti. Ama aynı çabalar, Türk askerleri üzerinde etkisiz kaldı Türk askerlerinin grup yapısı bozulmadı ve propagandaya karşı tek başına kalmayan Türk askeri de sonuna kadar direnebildi. Amerikalılar ve Türkler üzerinde alınan sonucun bu ölçüde farklı oluşu, küçük grupların ve bu arada grup yapısının topluma ne ölçüde bağımlı olduğunu göstermektedir. Komutanını bir çeşit baba sayan Türk askeri için, koşullardaki değişme, komutana duyulan saygının değişmesi ve dolayısıyla da grup yapısının bozulması sonucunu doğurmamıştır. Oysa Amerikan askeri açısından ordu, görev. sınırları yasalarca belirlenmiş, bir tür iş çevresi gibi algılandığı için, durum farklı olmuştur.
Sayfa 216 - KIRMIZIKEDİ·Kitabı okudu
Sosyoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Devlet savaş açmış. Düşman sınırda, şehitlerimizin kemiklerini, topraklarını çiğnemeye çalışıyor. Hiç nasıl olur ki düşmanın silahı vatana çevrilsin de karşısında önce benim göğsümü bulmasın? Hiç nasıl olur ki vatan tehlikede bulunsun da ben evimde rahat oturayım? Hiç nasıl olur ki devlet yerinden oynasın da ben mıhlanmış gibi burada kalayım? Hiç nasıl olur ki vatan sevgisi bugün her şeyden mukaddes olsun da ben yalnız senin sevginle uğraşayım? Hiç nasıl olur ki dünyada her şeyin ilerlediğini bilip dururken ben babamdan, ecdadımdan aşağı kalayım? Vatan! Vatan! Vatan tehlikede diyorum, işitmiyor musun?
Sayfa 35 - Koridor Yayıncılık·Kitabı okudu
Vatan Sevgisi
87
Giyotin gibi bir inanç, o denli ağır, o denli hafif.
Sayfa 92 - Koridor Yayıncılık·Kitabı okudu
Aforizma
İhtiyacın doğurduğu kral tahtlarını bilim ve sanatlar güçlendirmiştir. Ey dünyanın egemenleri! Sanata yeteneği olanları sevin, sanat için çalışanları koruyun. Ey uygar milletler! Bilimleri ve sanatları besleyin. Ey mutlu köleler! O sizin özene bezene ortaya serdiğiniz kibar ve ince zevki onlara borçlusunuz. Aranızdaki ilişkileri pek tatlı, pek kolay bir duruma getirin, o yumuşak huylarınızı, uygar şehir âdetlerinizi, kısacası hiçbir erdeme sahip olmadan bütün erdemlere sahipmiş gibi görünmek ustalığını onlar sayesinde elde ettiniz!
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Zorunlulukların sürekli baskısı altında toplum denilen bu sürüyü meydana getiren insanlar belli durumlar karşısında hep aynı şeyleri yapacaklardır; başka türlü davranabilmeleri için çok önemli sebepler olması gerekli. Bu yüzden karşımızdakinin nasıl bir adam olduğunu hiç bilemeyeceğiz; bu yüzden dostumuzu tanıyabilmek için büyük olayları bekleyeceğiz; o zaman da iş işten geçmiş olacak; çünkü onu tanımak zaten bu olaylar için gerekliydi. Bu güvensizliğin doğuracağı sayısız kötülükleri düşünün. Artık ne içten bir dostluk, ne gerçek bir saygı, ne temelli bir bağlılık kalacak. Kuşku, güvensizlik, korku, soğukluk, çekingenlik, nefret, hıyanet, hep o basmakalıp ve aldatıcı nezaket perdesinin arkasına saklanacak, yüzyılımızın bilim ve anlayışına borçlu olduğumuz o övüldükçe övülen uygarlık kisvesine bürünecekler. Evrenin yaratıcısına karşı saygısızlık sayılacak kaba sözler ağza alınmayacak, ama hassas kulaklarımızı incitmemek şartıyla ona en ağır hakaretler yapılacak. Kimse kendi değerlerini sayıp dökmeyecek, ama başkasının değerini düşürmeye çalışacak. Kimse düşmanına kabaca sataşmayacak, ama ustalıklı bir biçimde iftira edecek. Milli kinler sönecek, ama yurt sevgisinden de eser kalmayacak. Horgörülen bilgisizliğin yerine tehlikeli bir inançsızlık gelecek. Birçok aşırılıklar bırakılacak, birçok kötü alışkanlık kötülenecek, ama birçokları da erdem adını alacak. Bunların herkeste bulunması ya da varmış gibi gösterilmesi gerekecek.
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce