bhmflzf

bhmflzf
@memento_mori
DİKKAT! Kitap,film ve müzik aşığı;felsefe,ekonomi, sosyoloji ve siyaset bilir, şiir sever. Çok düşünüp az konuşur. Kendini devirmeye çalışan bir beşer. Yola meftun bir yolcu.
Estes ve Miller
Puan vermedi·168 syf.·
2020 10. kitabı
Kısa birkaç şey söyleyip bitireceğim incelemeyi. Öncelikle bu kitabı okumamın sebebi indirimde olmasından kaynaklı sepete eklemiştim. Bir kaç arkadaşından tavsiyesi üzerine bekletmeyeyim bari okuyayım dedim. Lakin okumaya başlayınca başlangıçta da sonda da Estes'le başlayıp Estes'le bitiriyor. Hani yine son zamanlarda epey meşhur olan Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının yazarı. Tabiki bu kitaba laf etmek haddim değil çünkü okurken zorlandığım ve beğendiğim kitaplardan biriydi ( Ona dair yaptığım inceleme #26453771 ). Nihan hanım kendi kitabı boyunca sürekli atıfta bulunmakla kalmamış bazı şeyleri olduğu gibi kitabına almış. Bunuda epey sık yapmış. Ayrıca Alice Miller'dan da epey almış bir şeyler. Diğer eleştiri konum ise sürekli kendi yazdığı kitaplara atıfta bulunup bakın şu kitabım iyi onuda okuyun onda da şunu anlattım demesi beni irrite etti açıkçası hiç sevmem bu tarz ifadeleri. Sonuca gelirsek ortalama okura bir kapı aralayabilir en azından törenlerin kökeni, kadınların kabullendikleri yaşam hakkında soru işaretleri bırakabilir. Ve bence en önemlisi okurda Estes ve Alice Miller okuma merakı açığa çıkabilir. Ama bana sorarsanız direkt Estes ve Alice Miller okuyun. Kitapla kalın.
Sosyoloji
İyi Toplum YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20193,702 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Evde Kalmış" ve "Müzmin Bekar"
Puan vermedi·95 syf.·
2019 162. kitabı
Önceki incelemelerimde değindiğim kadının ancak iki durumda varlığını kabul ettirdiğini dile getirmiştim. Bunlar : evlenmek ve anne olmak hatta erkek annesi olmanın kadının yerini toplumda daha sağlamlaştırdığı görüşünde bulunmuştum. Bu incelememde kitabımızında konusu olan evlilik müessesesi üzerinde biraz durup gerek kendi görüşlerim gereksede kitabın içerdiklerini ifade etmeye çalışacağım. Kitabımızın kapağından başlamak gerekirse erkeğin bir canavar veya ucube olarak resmedilmesi mevcut. Bu erkeklerin tamamının bir ucube veya canavar olduğunun vurgusundan çok erkeğin bence kadının gözünde evlilik kurumuyla bir tutulmasından dolayı bu şekilde resmedildiğini düşünüyorum. Kitabımızın içeriğine göz attığımızda 30 öyküden oluşan ve her öykü: “ Ben bir … karısı olsaydım eğer…” diye devam eden ve kadının kendini bir evlilik üzerinden tarif etmeye çalıştığı öyküler okuyoruz. Bu öykülerin toplumu çok iyi gözlemleyip gerçekçiğe hiç uzak düşmediğini dile getirmek gerekir. Bir erkeğin eşi olarak kinizme nasıl ulaşılır diye düşünmüyorsunuz eminim kadınlar çünkü birebir hayatın gerçeği bu maalesef ama erkek okurlar için belki bazı şeylere anlam kazandırır bu kinizm şahaseri . Peki kadını gerçekten bazı roller üzerinden değerlendirmek doğru mudur? Kanımca bütün indirgemeler yanlış sonuca ulaştırır. Mantık alanında tüm tümdengelimler doğru sonuca ulaştırırken tümevarımlar için bu sonu dile getirmek maalesef yanlış sonuçlar vermektedir. Bir kadın kimlerin karısı olur sorusuna yazar: “Bir ayyaşın karısı olmak... bir apartman kapıcısının karısı... bir tornacının... bir cücenin... bir imamın... bir kuryenin... bir marangozun karısı... gardiyanın karısı... kasabın karısı... çok genç bir adamın karısı... ince ruhlu bir adamın karısı... bir işçinin karısı... avare bir adamın... bir
Kadın
Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda BulunsunHatice Meryem · İletişim Yayıncılık · 2008581 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2019 105. kitabı
Kitabın adından da anlaşılacağı üzere tarihte kadınlara dair sarfedilen sözcükleri, cümleleri ve paragrafları bir araya getirmeye çalışmış yazar. Peki bunu bir kadın olarak niye yaptığını kendimize sorabiliriz, hatta yazar bunu şöyle ifade etmeyi seçmiş: "Bu kitapla ben, ezelden beri hakkımızda yumurtladıkları eşekçe saçmalıkları burunlarının dibine sokarak kendi tarzımda onlara nanik yapıyorum (ya da sen öylesini tercih edersen malum bir el hareketi yaptığımı da söyleyebiliriz). Bu kitabı erkeklere ithaf ediyorum, çünkü onlara çok benziyor: Bazen gülünç, sebepsiz yere saldırgan ama çoğu kez komik ve her zaman gerçeğe de o kadar aykırı değil, ne dersin?" Evet kadınları belki hiçbiri doğru anlamadı belkide yer yer doğru tespitler var lakin bunları gözardı etmeye çalışarak asla bi yere gelinmeyeceği aşikar ondan dolayı kulak tıkamak yerine duyup irdeleyerek karşı tarafı alaşağı etmeyi öneriyorum kadın arkadaşlara. Erkeklere gelince onlar bir gücün sarhoşluğu içindeler ve onların kafasından aşağı bir kova suyu ancak yine kadınlar boca edebilir. Hadi göreyim sizi analar, bacılar, kardaşlar...durmak dinlenmek haram bu yolda size. Alıntılarımda kitapta aşırı çirkin bulduğum yerleri paylaşmayı doğru bulmadım arkadaşlar. Alıntılara göre kitabın tarafsız olduğu anlaşılmasını istemem. Çoğu yerde erkek odaklı kadının aşağılanmasına dair fikirler mevcut. Unutmayın yeni nesil ne öğretmenlerin ne babaların ne de başka bir makamın mevkinin ve statünün, yeni nesil hepimizin eseri olacak.
Kadın Düşmanı SözlükAgnes Michaux · Can Yayınları · 2011138 okunma
Gönüllü Kulluk ve Kölelik
Puan vermedi·135 syf.·
2019 101. kitabı
İnsan hiç kula kulluk eder mi, Hele ki gönüllüyse buna akıl erer mi? Montaigne’in en yakın dostu olan La Boetie, sivil itaatsizlik ve şiddetsiz direnişin ilk savunucularından biridir. Hani bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim ifadesi anlam kazanmıyor değil bu bilgiyle. Lakin herhalde bu ifade de günümüzde pek anlamı kalmadı sonuçta herkes herkesle arkadaş. Gel görün ki yazarımızın ömrü kısa sürmüş otuzlu yaşların ilk yarısında vefat etmiştir. Şimdi yazarı bir kenara koyup kitaba eğildiğimizde yazarın kastettiği gönüllü kulluk ile günümüz modern ya da postmodern toplumdaki gönüllü köleliğin farklı olduğunu vurgulamak gerektiğini düşünüyorum. Yazarın kulluk sistemi 16.yüzyılın yönetim biçimi merkezli olup tiranlık ve monarşi merkezlidir. Bu merkezde bilgi eksikliği ve cehalet had safhadadır ve toplumların birbirinden haberi olması çokta olanaklı değildir. Daha doğrusu bilgi akışkanlığı daha ilk adımlarını atmaya çalışmaktadır. Peki günümüzde gönüllü kölelik nedir diye baktığımızda gönüllü kulluğun tersine bilgi akışkanlığı had safhada ve toplumların diğer toplumları gözlemlemesi ve dersler çıkarması pek olanaklıyken neden gönüllü kölelik tercihinde bulunuyoruz? Pek tabii tarihten ders çıkarmamak ve bazı şeylerin aslında bilinmesinin insanın anlam kabiliyetine herhangi bir artısının olmamasından dolayı. Bunu biraz daha açmam gerekirse bir şeyi bilmeniz anladığınız anlamını taşımaması demektir. Misal ilahi dinlerin oruç ibadeti bilinen şeyin bir anlam yoksunluğuna sahip olduğunu bunun içinde bu anlam boşluğunu doldurmak için olayın deneyimlenmesi gerektiği üzerinde durur. Böylelikle ifade edilen dönemlerde dinlerin mensupları ruhlarını terbiye edip bazı imkanlardan yoksun olan diğer insanları anlamaya çalışır. Ne kadar başarılı olduğu bizim konumuz değil
Gönüllü Kulluk Üzerine SöylevÉtienne de la Boétie · Alfa Yayıncılık · 20151,340 okunma
Kadının varoluşu
Puan vermedi·228 syf.·
2019 16. kitabı
Merhaba 1000k sakinleri. :) Kitabımız “ Kışkırtılmış Erkeklik ve Bastırılmış Kadınlık ” üstüne birkaç kelime etmek planlarım arasında yoktu aslında lakin bazen bazı kitapların bitmesiyle kısada olsa bazı şeyler söyleyesi geliyor insanın. Bu kitapta onlardan biri oldu ve tabiki okuyacak arkadaşlarada neyle karşılaşacaklarını en azından göstermek için birkaç kelime sarfetmeye çalışacağım kitap hakkında. Yazarımız Erdal Atabek ‘in önceden Kendi Yurdunda Sürgünsün kitabını okumuştum. Kitap daha çok yazarın o dönemki siyasi yazılarını içeriyordu. Yer yer ağırlaşan ve konudan uzaklaşan bir çizgisi vardı ama sonuçta köşe yazılarını derlediği bir kitaptı. Bu kitaba gelirsek aslında yazarın okuduğum iki kitabını da birazda isimlerinin çekiciliğine aldanarak aldığımı itiraf etmeliyim. Kitap iki bölümden oluşmakta ve kitabada ismini veren “Kışkırtılmış Erkeklik ve Bastırılmış Kadınlık “ konusu daha ağırlıklı olarak ilk bölümde geçmekte ikinci bölüm ise şahsi fikrime göre daha basit kalmış ilk bölüme göre. İkinci bölüm biraz daha kadınlara tavsiye noktasında kaleme alınmış. Kadının sürekli, sorunu ve çözümü bir başkasında arama yerine kendine dönmesi gerektiği ifade edilmiş. Kitap kadın merkezli olmasına rağmen erkeği saf dışı bıraktığını düşünmeyin çünkü kadını ortaya koyan toplum aynı şekilde erkeğide meydana getirmektedir. Yazar kitaba başlarken anne – babaya sorulan “ Neyiniz olsun istiyorsunuz? Kızınız mı? Oğlunuz mu? “ sorusuna yanıt arayıp bu soruya verilen cevapları irdeliyor. Şimdi ben bu ifadelere çok fazla yer vermeden aslında verilen bütün cevapların altında erkek egemen toplumun “ erkek adamın oğlu olur “ ifadesi yatmakta olduğunu hatta bunun bir uzantısınında “erkek adamın erkek damadı olur” kullanımı olduğunu
Kışkırtılmış Erkeklik Bastırılmış KadınlıkErdal Atabek · Cumhuriyet Kitapları · 2018588 okunma