Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun

·
Okunma
·
Beğeni
·
1395
Gösterim
Adı:
Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750500893
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
"A kızım, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun; sinek kadar olsun ama olsun..."

Nasıldır mesela...
Bir ayyaşın karısı olmak... bir apartman kapıcısının karısı... bir tornacının... bir cücenin... bir imamın... bir kuryenin... bir marangozun karısı... gardiyanın karısı... kasabın karısı... çok genç bir adamın karısı... ince ruhlu bir adamın karısı... bir işçinin karısı... avare bir adamın... bir adamın ikinci karısı... bir demiryolcunun karısı... bir tüccarın... bir sünepe adamın... bir emeklinin... bir oburun... bir lüzumsuz adamın... bir şoparın... ilkaşkının karısı... bir saz aşığının... bir kader kurbanının... yakışıklı bir adamın karısı... bir şairin karısı... yaşlı bir adamın karısı... bir garibanın... babasının karısı... ya bir de oğlunun...

Nasıl bir yaşantıdır, neler hissettirir, nasıl katlanılır, safası nasıl sürülür, hayalleri nicedir...

Kuvvetli bir gerçekçilikle, ama mizahla, ama sevgiyle kurulmuş "eş durumu" fantezileri... "Kadınlık durumlarındaki" ezilmişliği, yoksunlukları, ama onunla beraber direnç ve "ayakta kalma" stratejilerini de yansıtan, yaşama heyecanı taşıyan iştahlı bir anlatı...

Hatice Meryem'den,
95 syf.
·2 günde
Önceki incelemelerimde değindiğim kadının ancak iki durumda varlığını kabul ettirdiğini dile getirmiştim. Bunlar : evlenmek ve anne olmak hatta erkek annesi olmanın kadının yerini toplumda daha sağlamlaştırdığı görüşünde bulunmuştum. Bu incelememde kitabımızında konusu olan evlilik müessesesi üzerinde biraz durup gerek kendi görüşlerim gereksede kitabın içerdiklerini ifade etmeye çalışacağım.

Kitabımızın kapağından başlamak gerekirse erkeğin bir canavar veya ucube olarak resmedilmesi mevcut. Bu erkeklerin tamamının bir ucube veya canavar olduğunun vurgusundan çok erkeğin bence kadının gözünde evlilik kurumuyla bir tutulmasından dolayı bu şekilde resmedildiğini düşünüyorum. Kitabımızın içeriğine göz attığımızda 30 öyküden oluşan ve her öykü: “ Ben bir … karısı olsaydım eğer…” diye devam eden ve kadının kendini bir evlilik üzerinden tarif etmeye çalıştığı öyküler okuyoruz. Bu öykülerin toplumu çok iyi gözlemleyip gerçekçiğe hiç uzak düşmediğini dile getirmek gerekir. Bir erkeğin eşi olarak kinizme nasıl ulaşılır diye düşünmüyorsunuz eminim kadınlar çünkü birebir hayatın gerçeği bu maalesef ama erkek okurlar için belki bazı şeylere anlam kazandırır bu kinizm şahaseri . Peki kadını gerçekten bazı roller üzerinden değerlendirmek doğru mudur? Kanımca bütün indirgemeler yanlış sonuca ulaştırır. Mantık alanında tüm tümdengelimler doğru sonuca ulaştırırken tümevarımlar için bu sonu dile getirmek maalesef yanlış sonuçlar vermektedir. Bir kadın kimlerin karısı olur sorusuna yazar: “Bir ayyaşın karısı olmak... bir apartman kapıcısının karısı... bir tornacının... bir cücenin... bir imamın... bir kuryenin... bir marangozun karısı... gardiyanın karısı... kasabın karısı... çok genç bir adamın karısı... ince ruhlu bir adamın karısı... bir işçinin karısı... avare bir adamın... bir adamın ikinci karısı... bir demiryolcunun karısı... bir tüccarın... bir sünepe adamın... bir emeklinin... bir oburun... bir lüzumsuz adamın... bir şoparın... ilkaşkının karısı... bir saz aşığının... bir kader kurbanının... yakışıklı bir adamın karısı... bir şairin karısı... yaşlı bir adamın karısı... bir garibanın... babasının karısı... ya bir de oğlunun...” gibi yanıtlar vermekte Hatice Meryem.

Kitaba da ismini veren aslında çok klişe olan mahalle baskısının dillendirilmiş hali “A kızım, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun; sinek kadar olsun ama olsun...” ifadesi. Peki kadının evlenmesi olmazsa olmazlardan mı? Maalesef kadınlar belli bir yaştan ( bu yaş haddi çok net olmadığından bir sayı ile ifade etmedim, edilmesininde doğru olmadığı düşüncesindeyim ) sonra coğrafi ve mekânsal şartlarında odak merkezi olmasıyla beraber evlendirilme baskısı altına girmektedirler. Kadının buradaki bütün rolleri, statüsü, kimliği ve aidiyetleri farketmeksizin her kadın bu baskıyı tatmaktadır. Hatta bu baskı bir süreç olmasından dolayı kadını ömrü boyunca baskı altına almakta ve tabiricaizse ölüme dek sürmektedir. Bir kadının evlenmesiyle kalmayan çocuk, ev işleri, kadınlık görevleri ( ! )…ve daha nicesiyle.

“ Hayat Erkeği “ size neyi çağrıştırıyor? Hayatla mücadele eden, yılmayan, çalışan, direnen…Peki ya “ Hayat Kadını “ ifadesi ne çağrıştırıyor? Bunu bir düşünün ve aradaki zihniyetinizi bir sorgulayın. Bakmayın öyle siz temizseniz toplumun bu kadar kokuşmuş olduğunu iddia edemezsiniz. Bu kokuşmuş toplumu oluşturan sadece dışarda bıraktıklarınız veya bıraktıklarımız değil içerdekilerde topluma dahil.

“ Evde kalmış “ ifadesinin hiç erkeklere dair kullanıldığına tanık oldunuz mu ya da ben dillendirirken aklınızdaki tasavvurunda ne geldiğinin farkında mısınız? Bir diğer tabir “ Müzmin Bekar “ ifadesi erkekler için kullanılır malum aslında kadının evlisi makbulken erkeğin bekarı yüceltilmekte hatta gıpta edilmektedir. Peki kadının bekarı ayıplanırken erkeğin bekarı neden yüceltilmektedir? “ Kız almak ” ifadeside genelde sanki kadın bir mal bir meta halini almışta erkek bir lütufta bulunuyormuşta kadını kurtarıyor izlenimi vermiyor mu? Oysa kim alıyor kim veriyor yahu… Belli bir yaş haddini aşmak, evlenmek istememek, özgür ruhlu olmak, yalnızlığı sevmek, birey olmak…ayıplanacak veya evde kalmış ifadesi gibi çirkin ithamlara yol açmamalı. Bunu ne sadece dinle ne de sadece ekonomik sistemle ne de sadece siyasi sistemle…açıklayabiliriz bu hepsinin toplamının ürünü. Sadece birini düzeltmekle olacak bir şey değil hatta düzeltmenin bile yanlışlara yol açacağı görüşündeyim toptan bir zihniyet değişimi gerekli bu topluma. Çünkü maalesef maddi kültürün hızına manevi kültür yetişememekte. Onun için “ Hız “ çoğu zaman yozlaşmaya ve asimilasyona ve insanların üstünde arada kalmışlığa yol açmakta.

Yine uzun oldu galiba inceleme konular maalesef çok derin ve ne kadar şey söylersek söyleyelim eksik kalıyor.
Kitapla kalın dostlar.
Irish
Irish Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun'u inceledi.
95 syf.
Sivri dilli bir hikaye olmuş açıkcası. Oldukça isabetli göndermeler ile kişilik mi desem meslek mi desem - aslında belirli şahıslar vardır ya- hayatımızda onların eşlerini düşünün. Her hikaye "Eğer ben ... karısı olsaydım..." diyerek başlıyor. Empatinin yergisi tarzı - öyle bi tür Yok ama :) - diyebiliriz hikayelere. Çoğu hikayeye bakıyorum da oldukça kısa olmasına rağmen sağlam bir gözlem ile oluşturulmuş, bu yüzden gerçek hayatta örnek verebiliyorsunuz. Yeri geldi kadının erkeğe muhtaç olarak lanse edilmesine kızdım ama zaten amaç da bu değil miydi? İşe yaramaz da olsa dövse de veya ekmek getirmese erkek evin direği bizim toplumumuzda. Ya da degil mi? Keyifli okumalar...
95 syf.
·5/10
Çok merak ederek aldığım ama tam manasıyla fiyasko yaşadığım bir kitaptı..
''şunun karısı olsaydım''la başlayan değişik meslek grupları ve toplumdaki değişik erkek tiplemelerinin karısıymış ve onların ağzından yazılıyormuşçasına yazarın tamamen hayal ürünü az çok da o yaşantıları tahmin üzerine kurduğu Türk filmi tarzı yazılar.. gerçekten hayat hep öyleymiş gibi de yakışıksız absürt fantezik bekar hayalleri de üstelik..
Kasabından berduşundan şairinden cücesinden şoparından emeklisinden gardiyanından marangozundan tüccarından imamından tut bi ton adam anlatılmış ne hikmetse de hepsi '' göm ha göm '' mantıklı, en sonunda da '' Ama ben kimsenin karısı değilim ki! '' diye biten bekara koca boşamak kolay mantıklı final :))
Kitabın kapağına bakarsanız zaten adam demeye bin şahit ister sanki sineklerin şahı bir adama sarılmış gül gibi kadın.. hah işte ordan anlayın anlatılan adam ve kadınların hikayesini :)
yani yazar sanki demiş ki sonunda ''oohh iyiki de evlenmemişim evlenenler ne halt olmuş ki ben olayım bekarlık sultanlık , hayata horozlanmışım ben ve kocasızlık ne kadar eksiklik olabilir ki yani olsa olsa sinek kadar!! :)) ''

tavsiye etmem çünkü vereceği çok da bişey yok insana boşa zaman kaybı.. yine de okumak isterseniz de takdir sizin.. alıntı bile yapamadım yani düşünün altı çizilecek bi kelime bile yoktu nerdeyse.. babaanne öğüdü atasözünün ise değerlendirmesi size kalmış :) artık sinek minek napalım vızıldasın mı dersiniz yoksa sinek pis değil ama mide bulandırır mı dersiniz bilemem :)
95 syf.
·9/10
Toplumumuzdaki "evlenme" hastalığına esprili bir bakış açısı getirmiş yazar. Farklı mesleklerden erkeklerin eşlerinin düşünceleri aktarılmış. Çok klişe olacak ama okurken eğlendiren ve düşündüren bir eser.
Seyla
Seyla Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun'u inceledi.
95 syf.
·8/10
Hatice Meryem'den hap tadında, hemencecik okunan, birinin karısı olmaya dair hikayeler, güzel tespitler... Hatice Meryem'in oldukça esprili bir dili var, zevkle okunuyor...
Ayda Y.
Ayda Y. Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun'u inceledi.
95 syf.
Kitabın ismi kitaptaki bir anlatıdan geliyor.

Birinin karısı olmak nasıldır? Nasıl bir yaşantıdır, neler hissettirir, nasıl katlanılır, sefası nasıl sürülür, hayalleri nelerdir, nasıl paylaşılır gibi sorulara cevap bulmaya çalışmış yazarımız.

Tornacının, emeklinin,tüccarın,cücenin,garibanın,şairin,imamın,ilk aşkının, bir oburun, gardiyanın..vs...çeşitli insanların karısı olmak.

" Kuvvetli bir gerçeklikle, ama mizahla, ama sevgiyle kurulmuş " eş durumu" fantezileri... "Kadınlık durumlarındaki" ezilmişliği , yoksunlukları, ama onunla beraber direnç ve "ayakta kalma " stratejilerini de yansıtan, yaşama heyecanı taşıyan iştahlı bir anlatı...

Hatice Meryem'den "... karısı olma" hallerine dair bir kinizm şaheseri..."

diyor arka kapakta da.

Etrafımızda , ülkemizde, dünyada bol bol örneklerine rastlanabilecek halleri tutmuş önümüze sermiş yazar. Bir kadından okumak ise daha gerçekçi ve anlamlı.
95 syf.
Kitabı ilk çıktığı zamanlar okumuştum. Şimdi aklıma geldi...Arama yapınca da sitede var olduğunu gördüm.
Çok detaylı hatırlamıyor olsam da, okurken eğlendiğimi hatırlıyorum.
Bu his ile hayatımda çok şey değişmiş iken o zamandan sonra sanırım yıllar sonra yani 20'li yaşlardan 40'lı yaşlara yaklaşan bir kadın olarak iki okuma arasında bayağı bir fark hissederim ve düşünce içinde olurum.
Ve sanırım daha çok eğlenirim. :)))
İncelemeyi kaydettikten sonra aklıma biraz feminist bir düşünce geldi ismi yüzünden...
Niye ya sinek kadar da olsa başımızda bir koca olmalı. Ne sinek kadar ne de aslan gibi... Olmasın efendim :)))
95 syf.
·Puan vermedi
Ah kızım sinek kadar kocan olsun başında bulunsun. Yazar kadınların bir erkeğe muhtaç olmadıkları ağır bir ironi kullanarak ifade etmiştir. Kadın gözü ile okununca da kitap eşsiz oluyor.
95 syf.
·2 günde·8/10
"Ben bir ... karısı olsaydım" diye başlayan kısa öykülerle, yarı gerçek yarı hayal insanların hayatına konuk ediyor bizi Hatice Meryem. Her öyküde farklı bir erkeğin karısı olarak anlatıyor yaşadıklarını; demircinin, kapıcının, bankacının, yakışıklı bir adamın, lüzumsuz bir adamın, ilk aşkının karısı oluyor ve bize yeni bakış açıları kazandırıyor. Üstelik sorgulatıyor da: Dışarıdan ne görüyorsak, içeride de o mu var acaba? Senaryosu defalarca devlet tiyatrolarında da sahnelenmiş olan bu kitabı tüm arkadaşlarıma tavsiye ederim.. =)
95 syf.
“Ben oğlumun karısı olsaydım eğer... şaşırıp kalacak bir şey yok bunda, her kadın bir oğul doğurduktan sonra, kocası ‘dost’u olur doğallıkla:))”
Kitabı kesinlikle çok beğendim. Yazarın anlatım diline, kurduğu cümlelere hayran kaldım.

"Bir sarhoşun, apartman personelinin, tornacının, bir cücenin, imamın, marangozun, gardiyanın, kasabın, gencecik bir adamın, ince ruhlu bir adamın, bir işçinin, bir avarenin, daha önce evlenmiş bir adamın, bir demiryolcunun, bir tüccarın, sünepe bir adamın, bir emeklinin, oburun birinin, lüzumsuzun birinin, bir şoparın, ilk aşkının, bir saz âşığının, bir kader kurbanının, yakışıklı bir adamın, bir şairin, yaşlı bir adamın karısı olsaydım eğer

ile başlayan kısa kısa öyküler; hem mizahi hem kederliydi...
95 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun, dün gece geç saatlerde şöyle bir karıştırayım diye elime aldığım, bitirmeden uyuyamadığım bir kitap oldu.
Hatice Meryem birisinin karısı olmaktan yola çıkmış olsa da ( bu bir serzeniş) oldukça güçlü, kararlı her şeye rağmen ayakta kalabilen kadın portreleri koymuş ortaya hikâyelerinde.Biraz kafam dağılsın, gülümseyim istiyorsanız okuyun bu kitabı.Biraz da ülkemizdeki "A kızım, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun; sinek kadar olsun ama olsun..." düşüncesine saydırmak için okuyun!️
Ben bir kasabın karısı olsaydım eğer...buzluktaki butları çok kıskanır ve yine muhakkak akşamları kasap kocamın kan, et, kemik ve ilik kokan bedeni narin bedenimin üzerine abandığından, acaba bir ineği mi düşlüyor şimdi, diye elimde olmadan düşünür ve her boy bıçak ile öldürmeyi düşlerdim onu, ev işlerinden çok yorulduğum zamanlar. syf 29
"Göz, kadının en günahkar organıdır.. Allah kadınlara gözü sınamak için vermiştir, bir düşünün bakalım, eline beline diline sahip ol demişler ama göz görmezse el de, bel de, dil de uslu durur değil mi hanımlar ... "
Ben ince ruhlu bir adamın karısı olsaydım eğer...

O, tuvalete yalnızca ellerimi sabunlamak için girdiğimi düşünür, asla ve kat'a büyük abdest yapmayacağım, bu aşağılık faaliyetle katiyen iştigal etmeyeceğim fikrine büyük bir sadakatla bağlı kalırdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750500893
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
"A kızım, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun; sinek kadar olsun ama olsun..."

Nasıldır mesela...
Bir ayyaşın karısı olmak... bir apartman kapıcısının karısı... bir tornacının... bir cücenin... bir imamın... bir kuryenin... bir marangozun karısı... gardiyanın karısı... kasabın karısı... çok genç bir adamın karısı... ince ruhlu bir adamın karısı... bir işçinin karısı... avare bir adamın... bir adamın ikinci karısı... bir demiryolcunun karısı... bir tüccarın... bir sünepe adamın... bir emeklinin... bir oburun... bir lüzumsuz adamın... bir şoparın... ilkaşkının karısı... bir saz aşığının... bir kader kurbanının... yakışıklı bir adamın karısı... bir şairin karısı... yaşlı bir adamın karısı... bir garibanın... babasının karısı... ya bir de oğlunun...

Nasıl bir yaşantıdır, neler hissettirir, nasıl katlanılır, safası nasıl sürülür, hayalleri nicedir...

Kuvvetli bir gerçekçilikle, ama mizahla, ama sevgiyle kurulmuş "eş durumu" fantezileri... "Kadınlık durumlarındaki" ezilmişliği, yoksunlukları, ama onunla beraber direnç ve "ayakta kalma" stratejilerini de yansıtan, yaşama heyecanı taşıyan iştahlı bir anlatı...

Hatice Meryem'den,

Kitabı okuyanlar 116 okur

  • Günnur Kaya
  • Sibel YÜKSEL İNCEFİKİR
  • Yasemen
  • muradgibi
  • Mndgr
  • Feyza Soylu
  • Melis Ge
  • esma ede
  • Özlem Akbaş
  • Eda

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%3.7
25-34 Yaş
%37
35-44 Yaş
%40.7
45-54 Yaş
%14.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.1
Erkek
%18.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.5 (4)
9
%11.9 (5)
8
%23.8 (10)
7
%26.2 (11)
6
%16.7 (7)
5
%7.1 (3)
4
%2.4 (1)
3
%0
2
%2.4 (1)
1
%0