Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanların çoğunun aslında yaşamlarına bir ortak aramadıklarını daha çok bir yardımcı, ebeveyn ya da sahiplenme arzularını tatmin arayışı içinde olduklarını söylemişti.
Mizah ve hicvi dil, Tanzimatın bir gerekliliği gibi görülür. Birbirinden tuhaf insanlık durumlarına el atan bu yapıtlar, yeni yazarlar için de inanılmaz bir ilham kaynağıdır çünkü içinde yaşadıkları, içten içe eleştirip susmak zorunda kaldıkları şeyleri en iyi bu romanlardan cesaret alarak yazarlar. Dönemin usta kalemi Ahmet Mithat, yaşanan baskı ve sansüre rağmen bu dilini çoğu zaman korumaya çalışmış ve kendinden sonrakileri etkilemek, yazın dünyasında geliştirmek için pek çok öğrenci yetiştirmeye gayret etmiştir. İşte bu şahıslardan biri, ilerleyen yıllarda kendi adını ve prestijini oluşturacak olan Hüseyin Rahmi'dir.
İlk hikâyem ve çabam dediği Şık romanı, ilk taslağı ile birlikte Ahmet Mithat'a sunulduğunda, Gürpınar henüz gençliğinin baharında, heyecanlı; çevresine karşı vahim gördüğü durumları şimdiden eleştirmeye açık bir talebedir. O taslağı gönderdiği günün akşamında bu işe hangi cesaretle kalkıştığına kızar. Toyluğuna kızar, ki yıllar sonra bu hâline güleceği, onu geliştirdiğini ifade edecek olan toyluğuna. İlginçtir, aklımızı ve karakterimizi yetiştiren olayların bizi en başında hüsrana uğratmak sorumluluğunda, bilinçsiz bir çabada oluşu. Gürpınar da bu hâl ve sorumluluklardan, kimi zaman eziyet dolu günlerden nasibini fazlasıyla almıştır ki uykusuz kaldığı gecenin ertesi sabahında yepyeni bir dünyaya adım atar. Ahmet Mithat yazısını çok beğendiğini ve buna bir son yazmasını isteyerek ilerleyen zamanlarda yayımlanacağını bildirir. Ve bir son, ancak bu kadar hak edilir olacaktır.
Şık, bir isimden ya da karakterden çok aslında değişmeye başlayan bir kültürün kendisidir bana göre. Batının sosyal, kültürel, teknolojik hulâsa yenilik adı altında her türlü keşfini başka topraklarla, özellikle ülkemizle, paylaştığı kimi zamansa dayattığı bir kültür aktarımının