Sevgili 'Mr.Meursault'
8/10
·110 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 21:49
Camus'un okuduğum bu ilk kitabında muazzam derecede duygular yaşadım aynı zamanda bazı noktalarında duygusuz olduğumu da fark ettim. Bu kitap Fransız kökenli Mr. Meursault'un Cezayirde nötr olarak yaşadığı bir hayatından bahsediyor. Tek yaşayan ve işçi olan bu adamın duygusuz (bana göre duygusuz ona göre duygusu varmış) bir yaşam sürerken bakımevine bıraktığı annesinin ölüm haberini alır ama ne bir üzüntü ne de bir sevinç yaşamaz (biz buna nötr diyoruz). Annesini gömdükten sonra evine geri döner ve yaşadığı hayata kaldığı yerden devam eder. Her zaman ki gibi işine gider ve kız arkadaşıyla denize yüzmeye gider. Arkadaşları annesinin ölümü sorsalar bile o yine soğukça cevap verir. Komşusu ve kız arkadaşlarıyla tatile giden Mr. Meusault arkadaşı Raymon'un davalısı ile karşı karşıya gelince arkadaşından aldığı silah ile Arab denilen davalısını öldürür. Savunması deniz kenarında güneş tepemdeyken onun bana saldıracağı korkusuyla ben ona saldırdım ve ona 5 el ateş ettim diyor. Kısaca güneş başıma geçti ve ne yaptığımı bilmiyorum demek istiyor çıktığı mahkemede. Yaklaşık 1 yıl hücrede kaldıktan sonra tekrar yargılanırken aslında annesinin ölümünden hemen sonra böyle normal bir yaşam süresi noktasında da yargılandı ve İdam mahkumu olarak yaşamı sona erdi. Fazla empati yapan biri olarak yer yer onu anlamaya çalıştım anladığımı hissettiğimi zannettim. Fakat sonunda öyle bir söz söyledi ki...Hayat yaşamaya değmez diyince artık canıma tak etti ve hoşçakal demek zorunda kaldım... Ne kadar hiç bir şey, hiç bir kimse umrunda olmasa da ben Mr. Meursault'un aslında çocukken psikolojik sorunlar yaşadığını veya ailesinden gelen bir travmayı taşıdığını düşünüyorum. Babasının küçük yaşta ölmüş olması onsuz büyümüş olması babasının eskiden bir idamı izlemeye gitmiş demesi bana
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
9/10
·149 syf.·
Beğendi
·
2026 11. kitabı
İncelemede merak kaçıran ifadeler vardır. Her yoksul insan, bir gün zengin olmanın hayalini kurar. Bu hayal çoğu zaman aileden gelen bir miras ya da şansa dayalı yollarla (milli piyango, şans oyunları vb.) beslenir. Ülkemizdeki kumar bağımlılığı da bu eğilimi açıklamaya yardımcı olur. Çünkü birçok kişi için zengin olmak; çalışmamak, kira, faturalar, market masrafları, borçlar ve diğer zorunlu ihtiyaçları düşünmemek anlamına gelir. Aynı zamanda zengin olmak, özgürce tatile gitmek, istediğini almak ve hayatın yüklerinden sıyrılmak demektir. Sosyal medyadaki çürüme de bu hayalin en çarpıcı örnekleriyle doludur. TikTok, OnlyFans ve sanal kumar gibi platformlar, birçok kişinin “fenomen olma” çabasıyla birleşerek kısa yoldan zengin olma arzusunu besler. Oradaki gösteriş ve yapay hayatlar, aslında tek bir arzunun etrafında döner: emek vermeden, kısa yoldan kurtulmak. Maalesef toplum zengin olma hayaliyle yaşayıp yoksulluk içinde hayata veda eden insanlarla dolu. Bazı soruların cevabını yaşamadan bilemeyiz. “Para mutluluk getirir mi?” sorusu da bunlardan biridir. Zengilere göre para mutluluk getirmez fakat bunu gerçekten anlayabilmek için insanın önce o paraya sahip olması gerekir. Yani bu soru, dışarıdan verilecek bir cevapla değil, ancak deneyimle anlam kazanır. Para mutluluk getirir mi bilmiyoruz; ancak parasızlığın mutsuzluk getirdiği açıktır. Çünkü insan, temel ihtiyaçlarından mahrum kaldığında özgür olamaz, hayatını kuramaz, hatta çoğu zaman yaşayamaz bile. Bu noktada para, mutluluğun kendisi olmasa da, ona giden yolun önündeki engelleri kaldıran bir araç hâline gelir. Roman, tam da bu kadim soru üzerine kuruludur: Bir insan nasıl mutlu olur? Patrice Mersault, bu soruya kendi hayatı üzerinden cevap arar. Roman ilerledikçe anlarız ki, mutluluk ne yalnızca parayla ne
Mutlu ÖlümAlbert Camus · Can Yayınları · 19916,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Görülmek üzere görüntü…
8/10
·152 syf.·
2026 37. kitabı
Albert Camus’nün Mutlu Ölüm romanı, bana kalırsa yazarın zihninde henüz tam şekillenmemiş ama son derece samimi bir düşünce denemesi gibi. Bu yönüyle, daha sonra yazacağı Yabancı’nın adeta bir ön fragmanı hissini veriyor. İsim benzerliği de tesadüf değil; Patrice Mersault karakteri, sanki Meursault’nun henüz tamamlanmamış, arayış içindeki bir versiyonu. Ancak burada karakterin tam olarak nereye ait olduğu belirsiz: Bir yandan mutluluğu bilinçli şekilde arayan, özgürlük ve zaman peşinde koşan bir insan var; diğer yandan ise duygusal olarak kopuk, hayata mesafeli ve yer yer yabancılaşmış bir ruh hali. Bu ikili yapı karakteri biraz “havada” bırakıyor gibi görünse de aslında Camus’nün kendi içsel arayışını da yansıtıyor olabilir. Romanda mutluluğun parayla ve zamanla satın alınabileceği fikri oldukça çıplak ve doğrudan verilirken, bu arayışın sonunda gerçek bir doyuma ulaşılamaması dikkat çekici. Bu noktada kitap, bana göre, “mutlu olma denemesi”nin başarısızlığına dair bir anlatı haline geliyor. Tam da bu yüzden Mutlu Ölüm’den Yabancı’ya doğru bir düşünsel geçiş olduğunu düşünüyorum: Sanki Camus burada mutluluğu aramış, farklı yolları denemiş ama bunun mümkün olmadığını fark edince, bir sonraki eserinde anlam arayışını tamamen terk eden, dünyaya karşı duygusal tepkilerini minimuma indirmiş bir karakter yaratmış. Bu açıdan bakıldığında Mutlu Ölüm, bir arayışın; Yabancı ise o arayıştan vazgeçişin hikâyesi gibi duruyor. Ayrıca romanda Camus’nün kendi hayatından izler de oldukça belirgin: yoksulluk, anneyle kurulan mesafeli ilişki, Cezayir’in güneşi ve denizi… Tüm bu somut ve yaşama yakın unsurların ortasında karakterin giderek içsel bir boşluğa sürüklenmesi, eserin en çarpıcı çelişkilerinden biri. Belki de bu yüzden Camus bu metni yaşarken yayımlamamayı tercih etti; çünkü
1000Kitap
Mutlu ÖlümAlbert Camus · Can Yayınları · 20226,2bin okunma
Sarsıcı ve düşündürücü...
8/10
·110 syf.··
2026 19. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 19:02
Yabancı, İnsanlığa topluma ve en önemlisi, duygularına yabancı bir adamın hikayesi. Fazlasıyla akıcı. Oturduğunuz anda bir çırpıda bitirebilirsiniz. Yabancı çok güzel noktalara değinmekle beraber aynı zamanda kendinizi de sorgulamanıza yol açıyor. Ana karakter Mersault'un nesnelliğine, kayıtsızlığına, sakin haline hayran kaldım. Olayları ele alışı ve ne yükselen ne de düşen o nötrlüğü. Öyle zannediyorum ki okuduğum en iyi kitaplardan biri. Eserin mesajı: dünya boş ve manasız bir yerdir. İnsan, hayat, toplum saçmadır, yaşamın tekdüzeliği altında makineleşmiş insanlar vardır. Ölüm, umursamazlık, kabullenmişlik, yalnızlık ve önyargılar. "Hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir." "Onların" istediği gibi bir insan olamayan bütün "yabancı" lara...Tavsiyedir. Keyifli okumalar...
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 22:43
Epey önce okuduğum ve hakkında pek bir şey hatırlamadığım kitabı, bu aralar vizyonda olan filmini de izleyip tekrar okudum. Filmine göre kitabı daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Başlarda Meursault bana duygu ve empati yoksunu, benmerkezci, umursamazlığıyla pes dedirten asperger tarzı bir sendroma sahip olduğunu düşündüğüm bazı erkek öğrencilerimi anımsattı..Fakat özellikle cezaevi dönemiyle birlikte Mersault hakkındaki düşüncelerim oldukça değişti.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Ahlaksız davranışın verdiği azap mi mutlu bir ölüm mü?
9/10
·152 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 21:22
#okudumbitti -Mutlu Ölüm [ Albert Camus ] Albert Camus 'un 1971(ölümünden 11 yıl sonra) yılında yayımlanan bu eseri "Yabancı" adlı romanının bir ön versiyonu.Bu kitapta yer alan bazı mekanları ve karakter ismini alıp biraz daha geliştirerek kendi felsefesinin zirvesi sayılan eserlerinden Yabancı 'yı yazmıştır. Kitapta yer alan; Patrice Mersault daha sonra karşımıza çıkacak olan meşhur Meursault'un bir prototipi diyebiliriz. İsimler ne kadar benzese de karakterler çok farklı. Kitap; Cezayir de yaşayan fakir bir memur olan Patrice Mersault adında bir adamın hikayesiyle başlar. Mersault hayatın rutininden ve yoksulluğun getirdiği can alıcı sıkıntılardan bunalmış bir kişidir. Tekerlekli sandalyeye mahkum iki bacağı kesik olan Zagreus ile tanışır. Paranın verdiği rahatlığın sıcak gölgesinde ama, acı ve ızdıraplarla dolu bir hayat yaşayan Zagreus, Mersault'yu zengin yaşama lüksüne davet eder. Bir yandan da bu ızdıraplardan kurtulmak için onunla zımni bir anlaşma yapar. Bu antlaşma ile Mersault Zagreus'u öldürür ve tüm parasını el koyar.Bu cinayet Mersault için özgürlüğe ve mutlu bir ölüm'e giden yolun kapısını açan bir araç olur. Camus’ye göre bu ölümün doğal halidir. Çünkü acı çeken bir insanın kendi isteğiyle ölmeyi tercih etmesi mutlu bir ölümün doğallığından öte bir şey değildir. "Mutluluğun sırrı özgürlüktür"(Sarte de Camusla aynı fikri savunur.) İkinci bölüm de ise dürüst bir şekilde davranmayarak elde ettiği parayı harcamak için bir orta avrupa seyahatine çıkar. Prag ve Cenova başta olmak üzere gittiği yerlerde istediği mutluluğu bir türlü bulamayan Mersault çalkantılı bi aşk yaşamı ve seyahatten sonra doğduğu topraklara Cezayir'e geri döner. Deniz manzaralı bir ev(dünyanın karşısındaki ev diye nitelediği)alır ve bütün günlerini kendi isteğine göre doldurur."paraya sahip
Mutlu ÖlümAlbert Camus · Can Yayınları · 20226,2bin okunma