E-kitap olarak okunacak bir şeyler bakınırken bir anda aklıma düşüp çocuk eğitimiyle/ebeveynlikle ilgili bir şeyler okuyayım dedim. Bebek beklemiyorum, ama ebeveyn olmaya hazırlanırken bu tarz kitaplar okumak görev hissi yaratacağı için hoşuma gitmeyebilir diye şöyle kafam rahatken en azından bir kitap okuyayım dedim. Araştırmadım. Bu kitap karşıma çıkınca, baktım yazarı da pedagoji alanında uzman, bir de kitap özet bilgi gibi, dedim okuyayım. Çok da kolay okundu, çünkü zaten sayfalardan biri sadece bölüm başlığı. Açıkçası basılı kitaplarda bu olayı sevmiyorum, kağıt müsrifliği olduğunu düşünüyorum.
Bilmediğimiz, çok şaşırdığımız bilgiler yok kitapta. Ama bildiğimiz şeyleri hatırlatması, belki vurgulaması açısından okumam bana bir şeyler kattı mı; elbette kattı. Bazı konularda daha fazla ayrıntı beklediğim oldu. Çünkü örneğin yapmayın denilen bir şey için alternatif olarak ne yapılabileceğini öğrenmek istiyor insan. Bazı konularda bununla ilgili yetersizlikler vardı; pek tabi özet bilgiler içerdiği için diyebiliriz.
Kitaptan öğrendiklerimi ve çocuk yetiştirirken dikkat etmem gerektiğini düşündüğüm konuları incelememde yazacağım. Böyle bir kitapta spoiler diye bir şey olacağını düşünmesem de geri kalanı kitabın benim için özet hali olacaktır. Yani bu incelemeyi kendime yazdım; bu kitaptan ne öğrendim, bana hangi bilgiler kaldı. Ona göre incelememi okumaya devam edebilir ya da bırakabilirsiniz.
Çocuklarla iletişimde dikkat edilecek üç nokta var; göz göze konuşmak, ten teması ve yumuşak bir ses tonu kullanmak.
Bizim gibi çalışan insanları en çok ilgilendiren konu; çocuk küçükken işe başlamak. Yazar, anne çalışmaya başlayacaksa ve çocuk dört yaşından küçükse çocuğun kreşe verilmek yerine bakıcıya emanet edilmesini öneriyor. Bu devirde bakıcılara güvenmek çok zor, ama