Kendiyle dost olan insan, mükemmel olmamaktan incinmez. Tıpkı başkasıyla dostluk ilişkisinde ötekini onun hususiyetleriyle benimsediği gibi, kendi kendisiyle ilişkisinde de aynısını yapmaya hazırdır. Kendini bilen, ama yine kendini seven birisi olabilir böylece. Kendiyle alay edebilmek ve özeleştiri yapabilmek, ona yabancı değildir. Bazen düştüğü aptallıklara kıs kıs güler, başka türlü yapsaydı çok daha iyi olacak bazı şeylerle ilgili kendini affeder.
…
Ara ara kendine mesafe koymak, ona zor gelmez: “Nasıl da saçmaladım orada!” Hatalarını ve zaaflarını açık seçik görür, iyi dostluklarda âdet olduğu üzere sırası gelince “hakikati söyler” kendi kendisine - ki, nahoş olanla baş etmesini sağlayacak yürünebilir bir yol bulur böylece.
Acıyı çekerken çekiyorsun, anlatırken gözyaşların senden önce konuşuyor. Yıllar içinde alışıyorsun, her geçen gün daha çok alışıyorsun. Bir zaman sonra başkasının hikâyesi gibi anlatmaya başlıyorsun, sanki sen yaşamamışsın, sanki sen çekmemişsin gibi.