Çevremdeki bir çok kişide gördüğüm bir beğenme ihtiyacı içindeydi. Bu yüzden de kendini över dururdu. Bunun sebebinin çocukluk travmalarının yarattığı özgüven eksikliği olduğunu düşünürdüm hep.
"Canım Basil! Onu bir haftadır görmüyorum. Ne kötüyüm. Portremi kendi tasarladığı muhteşem bir çerçeve ile bana göndermiş, gerçekten çok hoşuma gitti. Gerçi resim benden bir ay genç olduğu için biraz bozulduğumu itiraf edeyim. Ona sen haber versen daha iyi olur. Onunla baş başa görüşmek istemiyorum; fazla doğrucu öğütler verip sinirlerimi bozuyor."
"İnsanlar en çok kendilerine lazım olan şeyleri başkalarına vermeye pek meraklıdır," dedi Lord Henry gülümseyrek. "Cömertliğin son noktası diyorum ben buna."
"Ağlama artık Ethem, ben senin annen olurum" dedi. "Sen de bana baba ol" dedi. İçinden konuştu Nurten, ses gerçekten ondan mı çıktı, saçından, teninden, nefesinden mi geldi bilmiyorum. Uykuya yenik düştüğümüz anlarda gibiydik. Sarıldık birbirimize. "Olurum" dedim.Kaç kez "Olurum" dedim saymadım. "Olurum, olurum, olurum, olurum, oldum Nurten, oldum kızım, oldum karım, oldum canım."
Hayatımızda ilk kez sarılarak uyuduk.