O, hayatta, hiçbir zaman ölümü kendi başına gelmesi mukadder, hatta muhtemel bir şey olarak düşünmemişti. O herkesin öleceğini, ölebileceğini kabul etmiş, fakat hiçbir zaman böyle bir katiyetle kendi hayatının bir gün sona erebileceğini aklına bile getirmemişti.
Açlığı, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çocuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz? Onu sindiremezsiniz. Çünkü o, her korkuyu aşan bir korkuyu tatmıştır.
"İnsan genç olduğu zaman; olup bitenle ilgilenmez. Her şey kendi başına bir olaydır. Bilirim. Hatırlıyorum.. Sonra bir zaman gelir, insan değişir, her şeyi bambaşka görür. Bundan sonra insan için ölüm bütün ölümlerin bir parçası, gebelik bütün gebeliklerin bir parçası, gebelik ile ölüm, aynı şeyin iki parçası olur. Artık her şey insana ayrı ayrı şeyler gibi gelmez. O zaman bir acı, insana fazla keder vermez. Çünkü artık acının tek bir acı olmadığını bilir...”