Reşat Nuri Güntekin’in Acımak romanı, insanları yargılamadan önce onların hikâyelerini bilmenin ne kadar önemli olduğunu anlatan etkileyici bir eser. İlk bakışta Zehra’nın katı ve merhametsiz tavırları dikkat çekse de roman ilerledikçe bu tavrın arkasındaki nedenleri görmeye başlıyoruz.
Kitabın en güçlü yanı, okura sürekli olarak şu soruyu sordurması: Bir insanı gerçekten tanımadan onun hakkında hüküm verebilir miyiz? Zehra’nın babasına karşı duyduğu öfke ve yıllarca taşıdığı kırgınlık, babasının günlüğünü okumasıyla bambaşka bir anlam kazanıyor. Bu değişim, romanın duygusal etkisini oldukça artırıyor.
Reşat Nuri’nin sade ve akıcı dili sayesinde kitap kolay okunuyor; ancak verdiği mesaj oldukça derin. Özellikle aile ilişkileri, önyargılar, fedakârlık ve empati gibi konuları başarılı bir şekilde işliyor. Günümüzde de geçerliliğini koruyan bir düşünceyi hatırlatıyor: İnsanların davranışlarının arkasında bilmediğimiz hikâyeler olabilir.
Acımak, kısa olmasına rağmen okurda güçlü izler bırakan, karakterlerin yaşadığı dönüşüm üzerinden empati duygusunu sorgulatan bir roman. Kitabı bitirdiğimde en çok aklımda kalan şey, acımanın bir zayıflık değil, insanı insan yapan en önemli duygulardan biri olduğu düşüncesiydi. Bu yönüyle yıllar geçse de değerini kaybetmeyen klasiklerden biri olduğunu düşünüyorum.