unutmanın yolu mayın tarlası gibi bir şey. Her sey sana onu hatırlatıyor, hep bir acaba yeniden denesek nasıl olur hissi yokluyor kalbini. 'Bir mesaj mı atsam?' diyorsun. Kapısına gitsem mesela, ne der? Duramıyorsun yerinde. Ama giderek uzaklaşıyorsun ondan. Geri dönmek anlamsız bir hayale dönüşüyor bir noktada.
Çocukken, kendi evrenimizin merkezinden yola çıkarız, meydana gelen her şeyi ben merkezci bakış açısıyla yorumlarız. Ebeveynlerimiz, dedelerimiz, ninelerimiz, bize dünyanın en tatlı ve en iyisi olduğumuzu söylediğinde onların bu ifadelerini sorgulamayız ve öyle olduğumuzu düşünürüz. Ve derin düzeyde, kendimiz hakkında ne öğrenirsek öğrenelim, hayranlık duyulacak biri olduğumuz hissini taşımaya devam ederiz. Sonuç olarak, sonrasında bize kötü davranan biriyle karşılaştığımızda öfkeleniriz. İyi hissetmeyiz. Tanıdık bir duygu değildir bu, kendimizi evimizdeki gibi hissetmeyiz. Ama çocukluk döneminde istismar ya da ihmal edildiysek ya da cinselliğe iğrenme ile bakılan bir ailede büyüdüysek, içsel haritamız farklı bir mesaj taşır. Benlik algımız aşağılama ve küçümsemeyle belirlenir ve "o kişinin kaderimiz olduğunu" düşünürüz ve bize kötü davranıldığında karşi gelemeyiz.
Psikanaliz de dahil olmak üzere bütün bu dizgeler aslında din temelli, çünkü hepsi de yalnızca "mesaj"ı yorumlayabilecek birilerinin müdahalesi yoluyla anlaşılabilecek gizli yönergeleri veren bir unsura duyulan inanca dayanmakta.
İslam tasavvufunda şöyle ifadelere de rastlanılır: "Allah âlemi kendisinden, kendisi ve kedisinde olarak yarattı" ya da "Allah mesajını kendi kendisine, kendisi vasıtasıyla gönderdi". Bu iki ifade eş değerdedir, zira "İlahi mesaj" "alemin kitabıdır", tüm kutsal kitapların ilk örneğidir ve bu Kitaptaki "müteal harfler"in tümü de yaratıklardır. Burada, ilmü'l-hurüf'un, yüksek anlamında, her şeyin ezeli ve ebedî özler olarak ilkenin içinde kabul edilmesi sonucu çıkar: bu bir anlamda kozmogonidir. Nihayet, aşağı anlamında, bu her varlığın doğasını ifade eden, isimlerin ve sayıların bilgisidir. Bu bilgi, bu tekabüliyet nedeniyle, bu isimler ve sayılar vasıtasıyla varlıkların üzerinde büyüsel bir etkinin yapılabilmesini mümkün kılar.