1/10
·551 syf.·
2026 14. kitabı
·
Öncelikle yayınevine birkaç çift lafım olacak. Son kitap benim için hiç zevkli bir okuma serüveni değildi ama anlaşılan onlar için de değilmiş. Bu kitabın çeviriden sonra tekrar okunduğuna inanmak benim için zor. Neredeyse her sayfasında öylesine tuhaf hatalar var ki okumak eziyete dönüşüyor. Konuşmalar tırnak veya konuşma çizgisiyle ayrılmamış çoğu yerde ve satır başı bu edisyonu hazırlayanların henüz tanımadığı bir teknoloji olsa gerek. Tabii bence sebep böylesine saçmalayan bir kurguyu aman bir kez daha kim okuyacak şimdi deyip matbaaya olduğu gibi göndermek de olabilir fakat bir iş ne kadar kötü yapılabilir ödülü Akılçelen Yayınevi'ne acilen ulaştırılmalı. Zaten kitabın baskısı oldukça okumayı zorlaştıran bir tuğla modeli derken içeriği de mahvedelim de hiç zevk alan çıkmasın diye düşünmüş olmaları muhtemel. Gelelim kurguya... Uzun uzun yazacak kadar tahammül edemeyeceğim çünkü zaten okurken beni hayattan bir soğuttu. Başlangıçtan sona kendi içinde mantıklı görünen bir işleyiş olmakla birlikte genel olarak kurgu benim için okuduğuma pişman olduğum 1800 sayfadan ibaret. Bu başlangıçtan bu son çıkar mı? Neden olmasın, olabilir tabii ama bu olabilir kurgu iyi mi, hele ki en iyisi mi tartışılır. Bana göre 7 civarı başlayan içerik ve işleyiş gide gele 1'e kadar indi. Ne tekrar okumak ne de görmek isterim, vaktimin iadesini alabilseydim mesut olurdum. Belki gerçek dünyaya dair bilgim daha az ve okuduğum ilk fantastik kitap da bu olsaydı bir parça olsun ilginç bulurdum ancak hiçbir koşulda beğeni ve sevme olmazdı gibi geliyor. Siz en iyisi sevenlerin yorumlarına bakın derim ben. Bana göre sadece vakit kaybı.
Sissoylu - Çağların KahramanıBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2016931 okunma
Sarsılmış Bir Toplum
Puan vermedi·400 syf.··
2026 17. kitabı
Erken Cumhuriyet döneminde toplumun fikri dünyada sarsılması pek tabii olarak yazarlarımızda da görülmektedir. Bu nedenle bu kitapları kendini kaptırmadan sadece analitik olarak okumakta fayda var gibi gözükmektedir. Ben böyle okuyabildiğinin iddiasında olan biri olarak bu kitabı kısaca tartışmak isterim. 1955 yılında kaleme aldığı bu romanda Orhan Kemal bir ailenin sergüzeşti içinde biraz İstanbul, biraz değişen toplum ve teoloji tartışmaları yapmaktadır. Bu tartışmaları da aslında entellektüel anlamda sohbetine izin verdiği karakterler üzerinden değil de; hezeyanlar üzerinden okuyucusunun kalbine fırlatır. Karakterlerini de genelde tek yönlü ve insafsızca oluşturmuştur diyebiliriz. Örneğin Hacer elinden tespihi düşürmeyen, abdestli bir kadındır; ama sürekli entrika peşinde bir aşiftedir Orhan Kemal'in çizdiği gerçeklikte. Tek bir satırda dahi Orhan Kemal, Hacer'in iyi bir şey yapmasına izin vermez. Ayrıca mahalledeki bütün insanlar kötüdür; tüm ilişkiler dedikodu ve birbirinden yararlanmak üzerinededir. Basit araştırmalarla bu kitabın ne hakkında olduğu araştırıldığında aslında Orhan Kemal'in toplumcu bir roman yazdığı iddia edilmektedir. Fakat, bence, kitabın en önemli tartışma konusu teolojik açıdan kadercilik'tir. Belki bunu daha da belirgin kılmak için Orhan Kemal romanında mutlu sona izin vermez; hatta en önemli karakteri Nazan'ın acısını her dem biraz daha arttırır. Bunları hak ediyor mu sorusunu bir lahza sorduğunda da Orhan Kemal, romanın karakterleri dönemsel olarak uygun olmasa da cevaplarını Orhan Baba'da bulur. "Batsın bu dünya!". Orhan Kemal mesela idealist doğrucu Mazhar'a da mutluluk konusunda izin vermez; kendisi bir cinayete kurban gidecekken arkadaşı Nihat (bazı noktalarda gözünü kapatmasını bilen, idealist olmayan bu avukat) zengin olacak hatta
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere çok severek okuduğum ve bitmesini hiç istemediğim bir kitaptan bahsetmeye geldim herşeyden önce söylemek istediğim yazarımızın kaleminj öyle çok özlemişim ki kitaba nasıl başladım nasıl bitirdim hiç anlamadım Şimdi hazırsanız eğer sizleri Aden ve Can ile tanıştırmak istiyorum, onlar bu zamana kadar ki okuduğum en naif ve en güzel çift o kadar tatlılar ki böyle ikisine de sıkı sıkı sarılıp çocuk gibi sevesi geliyor insanın(Aden'e sarılınca sorun olmaz ama Can kesin bayılıp kalır bir yerde) Keza yan karakterler de aşırı derecede tatlıydılar, Miray, Simay ve Mesut muhteşem bir ekip oldular Tolga hariç neyse konumuza dönelim. Güzeller güzeli kızımız Aden, merhametli, anlayışlı, fazlasıyla iyi niyetli, biraz duygusal, çok çalışkan ve cıvıl cıvıl bir kız (tabi can ile tanışana kadar Aden, Can ile tanıştıktan sonra evrim geçirdi resmen aslen Mersinli olan kızımız İstanbulda arkadaşları ile birlikte yaşıyor Yakışıklı oğlumuz can ise bir bakanın dönüp bir daha bakacağı ve ilk görüşte aşık olacağı bir delikanlı biraz takıntılı tabi ama kötü anlamda değil, Can rahatsızlığı sebebiyle çocukluğundan beri çok zor bir hayat yaşıyor ve görüştüğü insanların sayısız bir elin beş parmağını geçmiyor (tabi ki hayatına Aden girene kadar) Can'ın en büyük destekçisi annesi ve kuzeni Mesut birde babası var ama o biraz dayaklık bir adam İlk başta imkansız gibi görünen bu güzel aşk hikayesi sayfalar ilerledikçe sizi kendine bağlıyor. Aden ve Can'ın geçmişten gelen bağları, okurken içinizi ısıtan aşkları, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen sevginin iyileştirici gücüne sığınmaları, arkadaşlığın, dostluğun sarsılmaz bağını yazarımız yine öyle güzel anlatmış ki okurken yüzünde oluşan tebessüme engel olamıyorsunuz ve tabiki hikayemizin kötü adamı Tolga sana ne desem
İzoleIşıl Parlakyıldız (Işılca) · İndigo Kitap · 202619 okunma
Ruhban sınıfına sert bir eleştiri
Puan vermedi·72 syf.··
2026 10. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 12:04
Aşağıdaki satırlar Machiavelli kitabının adamotu adlı piyesle ilgili değerlendirmelerine yer verilerek yazılmıştır... **** Machiavelli’nin 1518’de yazdığı bir diğer oyunda entrika ve hileler daha etkin bir rol oynar. Adamotu (La Mandragola) adlı beş perdelik oyunda Machiavelli, keskin mizah duygusu ve şehvet düşkünü hayal gücünde dizginleri koyverir. Bu oyun da komedinin Roma döneminden kalma geleneksel hikâye kalıbıyla başlar: Bir genç adam (Callimaco) güzel bir genç kadına (Lucrezia) göz koyar, ama önünde bir engel vardır — bu sefer âşıkların kavuşmasını engelleyen, evliliğe rıza göstermeyen bir baba değil, kadının salak bir avukat olan kocası ve kendi iffetidir. Callimaco mutluluğa ulaşmak için zina suçu işlemek zorundadır. Oyunda yozlaşmışlığı ve adaletsizliğiyle Floransa da yazarın acı tenkitlerinden nasibini alır. Bir karakterin dile getirdiği gibi, Floransa şehrinde “eşek kafalı adamdan bol bir şey yoktur”, “çevresi olmayan biri... adam yerine konulursa şanslıdır.” Bu sözler enayi yaşlı koca Nicia’nın ağzından çıksa da, Machiavelli’nin Floransalılara duyduğu kırgınlığı yansıtmaktadır şüphesiz: O Machiavelli ki, yorulmak bilmeden çalışmasına rağmen, bırakın kadrinin bilinmesini, adam yerine bile konmamıştır. Adamotu'nda olay örgüsü, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş bir eşek şakası üzerine kuruludur. Callimaco, eskiden çöpçatanlık yapan ar- kadaşı Ligurio’nun dolduruşuna gelerek, Lucrezia’yı yatağa atmak için Nicia’yı oyuna getirmeye karar verir. Plana göre, Callimaco doktor kılı- ğına girecek ve hayattan en büyük dileği ardında bir varis bırakmak olan Nicia’ya, karısını hamile bırakmasını garanti edecek bir iksir verecektir. Bu iksir adamotu kökünden yapılmıştır. Adamotu genelde doğurganlıktan ziyade hastalık ve ölümle bağdaştırılır. Bitkiyle ilgili birçok
AdamotuNiccolo Machiavelli · Mitos Boyut Yayınları · 2009117 okunma
7/10
·400 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 12:05
Hellooo Nasılsınız bakalım, inanılmaz bir grip salgını var ve bende bu salgından nasibimi aldım Bu kitapla gripli hallerime bir de kalp kırığı ekledim ki iki kat geçmişler olsun bana! Spoiler olabilir ona göre okuyun isterim. Mutsuz sonları okumak beni hayattan soğutuyor resmen. Şöyle mutlu mesut sonlar yazılsa ne olur sanki. Evet bitmesi gerektiği gibi bitti belki ama yine de kabullenemiyorum. Tam mutlu olacaklar derken Cavidan (Dila) ve İskender bu sonu yaşamamalıydı. İlk kitabın sonunda yaşanan olaydan sonra İskender bey'imiz Cavidan için kolları sıvıyor. Önce gerçek kimliğini ona geri veriyor sonrada evlenme teklifiyle Cavidan + beni epey şaşırtıyor. Araya ismi lazım değiller giriyor olsada, Cavidan'ın tercihleri sinir sistemimizi biraz bozsa da tam mutlu olacaklar desek de tüm imkansızlıklarına rağmen onları öyle görmek okumak çok güzeldi. P.s. Ali ve Şahnar en sevdiğim ikinci çift sizsiniz Herşeye rağmen peşpeşe okumaya değer iki kitap okudum. Bu sonlar da bizim için yazıldı. Ne diyeyim hepsi bizim için alın OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle
Bıçak Sırtı 2Hümeyra · Guardian Yayınları · 202572 okunma
9/10
·437 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 22:53
Merhaba sevgili okur, Bu kitap seçilmiş halk hikayelerini özetler nitelikte hazırlanmış. Hikayeler anlatan kişiye göre bazı değişikliklere uğrar, hatta sonu dinleyici tercihine göre mutlu veya mutsuz sonla bitecek şekilde de değiştirilir. Genel olarak hikayelerin kısaca anlatıldığı bir seçki. Okuması da oldukça keyifli oldu. Halk hikayelerinin genel özelliklerini tanımak için de bir fırsattı. Bu kitabı almak için verdiğim çabaya değdi efenim ;) Umarım bir gün halk hikayelerini bir ozan anlatısından dinlemek nasip olur. Hikayeleri kısa kısa ve açık bilgi vererek anlatacağım, spoiler istemeyen uzak dursun lütfen. 1- Karacaoğlan: Yaşar Kemal’in “Üç Anadolu Efsanesi’nde anlatımın çok başarılı olduğunu söyleyerek başlayalım. Karacaoğlan esmer ve ince yapılı Toros’ların delikanlısı. Rüyasında bade içerek saz üstadı olur. “Saz yorulmadıkça, Karaca da yorulmazdı. Onun sözlerine de doyulmazdı…” Her gittiği yerde hürmetle karşılanan Karacaoğlan bir beyin kızı olan Elif’e aşık olur ve sevdâlılar kavuşurlar amaaa zamanla kader ağlarını örüp işleri değiştirir. Sazına gönül veren Karacaoğlan bir gün sazının teli kopunca sevdiğinin başına gelenleri hisseder. Elif’e döndüğünde artık çok geçtir. Güzel bir nasihatle de hikaye sonlanır. “Çok varıp gelirsen olmaz her yere Ya muhabbet kalkar, ya bir hâl olur...” 2- Kara Koyun: Maharetle kaval çalan çoban Mustafa gün gelir Ağa’nın kızına aşık olur. Olur olmasına da imkansız aşk kadar zor nesne az bulunur. Olur ya, Ağa kızı Ayşe de Mustafa’ya aşık olur. Mustafa haddini bilse de Ayşe’nin aşkından emin olunca tüm zorluklara göğüs gerip Ağa’dan kızını ister. Ağa’nın ve aşkı tanımamış olanların bir şartı vardır. Üç gün tuz yalatılıp susuz bırakılan koyunlar Mustafa’nın kavalıyla dereyi geçeceklerdir. Hiçbiri su içmezse Ayşe ile Mustafa
Halk HikâyeleriErgun Sav · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 19749 okunma