…bekleyişte de olduğu gibi umutta da, oluşumun, şimdiki zamana sonsuz olarak geri akan bir geleceğin metaforik izinde yaşandığını söylemek isterim; burada, geleceğe sıçrayan bir şimdiki zaman yoktur. Bu çok güzel imgede ne saklıdır? Umut ettiğimiz zaman ve umduğumuzun gerçekleşmesini beklediğimiz zaman, biz, geleceğin, baş dondürücü bir hızla dünyaya yol alan bir yıldız misali, bize doğru geldiğini görürüz. Bekleyişin içinde barınan yakın gelecek mengenesinden kurtulduğumuzda bizler, bekleyiştekinden daha geniş, daha uzak, daha vaat dolu bir geleceğin umuduyla yaşarız ve geleceğin sonsuzluğu önümüzde açılır.
İnsanoğlu anlama bağlıdır. Hepimizin büyük bir sorunu vardır: Hayatlarımızın bir muhtevası olmalıdır. Bir anlam teşkil ettiğini görebildiğimiz bir tür içerik olmadan yaşamımızı sürdürmeye katlanamayız. Anlamsızlık sıkıcıdır. Ve sıkıntı metaforik olarak anlamın geri çekilmesi şeklinde tanımlanabilir. Sıkıntı, anlam ihtiyacının doyurulmadığını haber veren bir rahatsızlık, huzursuzluk olarak anlaşılabilir. Bu rahatsızlığı uzaklaştırmak için illetin kendisindense belirtilerine saldırır ve anlamını yerine koyabildiğimiz bin çeşit şey peşinde koşarız.
"Semboller, ruhsal realitenin metaforik temsilleri, tasvirleridir.Yatay ve dikey hayatımızı uzlaştırma işlevi görürler. Aynı anda hem özgün hem de evrenseldirler.Hem, biricik, kendilerine özel ve bireysel şekilde ifade edilmişlerdir, hem de evrensel imgelemlerden bir şeyler paylaşmaktadırlar.Tercüme edilemezler."
Bize Göre aslında edebi ve fikri yönleri birleştiren bir kavşak olarak da düşünülebilir. Çünkü Haşim metaforik üslubunu bazen okuru ikna etmek için bir silah haline getirmektedir. "Dostum"da zihninde hasta sonbahar sineklerinden başka bir şey olmayan sıradan ve sakin bir insanı alkolün nasıl coşturduğu, bu sinekierin içkinin etkisiyle kudurmuş anlara dönüşmesiyle anlatılmaktadır.