Doğa'yla onun Tanrı’sının iki ayrı şey olduğunu, düşünen hiç kimse inkâr etmeyecektir. Doğayı yaratan Tanrı’nın, onu istedigi gibi denetleyebileceği ya da değişikliğe uğratabileceği de sorgulanamaz. "İstedigi gibi," diyorum, çünkü bu bir irade sorunudur; mantığın, çılgınlığıyla varsaydığı gibi bir güç sorunu değil. Bunun bir güç sorunu olmaması, Yaradanın, kendi yasalarını değiştiremeyecek olmasından değildir; tersine, bizim olası bir değiştirebilme zorunluluğunu düşünerek ona hakaret etmemizdendir.
Kökeninde bu yasalar, Gelecek'te bulunabilecek bütün olasılıkları kapsamak üzere biçimlendirilmistir. Tanrı açısından her sey Şimdi’dir.
Daha ulvi düşünceler bir yana, hayırseverlik sık sık gayet bilge ve sağduyulu bir ilke vazifesi görür, sahibi için müthiş bir koruyucu olur. İnsanlar kıskançlık yüzünden, öfke yüzünden, nefret yüzünden, bencillik yüzünden, manevi kibir yüzünden cinayet işlemişlerdir; ama hiç kimsenin hayırseverlik yüzünden şeytani bir cinayet işlediğini duymadım.
Daha iyi bir dürtü yoksa demek ki sadece çıkarcılık , bilhassa asabi insanlarda, tüm varlıkları hayırseverliğe ve cömertliğe teşvik edebilir.