Oblomov
9/10
·622 syf.··
2026 13. kitabı
Oblomov, okuyucuya şu can alıcı soruyu sorar: "Hayatı sadece seyretmek ve güvenli köşende hayaller kurarak tüketmek bir yaşam mıdır, yoksa acı çekeceğini bile bile dış dünyaya adım atıp eyleme geçmek mi gerekir?" Okurken her insanın içinde küçük ya da büyük bir "Oblomov" olduğunu fark ettiren, insan doğasının en zayıf ve en şefkatli yanlarına dokunan muazzam bir psikolojik başyapıttır.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Spoiler olabilir...
Puan vermedi·153 syf.·
2026 77. kitabı
İyi niyetle yapılan her şey, iyi netice mi verir? İyi niyetin ölçüsü nedir? Toplumsal fayda için ilkelerden taviz verilmeli midir? Pek çok soruyla bitirdim kitabı. Kısaca bir kasabanın ve o kasabada büyümüş bir genç öğretmenin hayat hikâyesi diyebiliriz. Kitabın başlarında herkes çok iyi, her şey çok yolunda. Ama sonra işler çığrından çıkıyor. Hem de nasıl... Sonu çok anlamlıydı. Yazarın bunca tuğyanı bir araya toplaması boşuna değilmiş... Bana biraz Başkanın Adamları'nı hatırlattı ama onda böyle bir mesaj vermemişti sanki. Alkolik bir babanın kendi başının çaresine bakmak zorunda kalmış kızının öyküsü diyebiliriz, Nezaket'in öyküsüne. Azim ve başarı öyküsü de diyebilir miyiz? İlkelerden taviz verilmese diyebilirdik. Ancak Nezaket için koca bir hayal kırıklığı sadece. Bir de Yavuz meselesi var ki... Neyse kitabın sonunda Nezaket hakikate yöneldi, diye sevinelim. Gerisi kalsın öylece. Bu arada herkes kendi yöresine aitt geleneksel sanatlara da ürünlere de sahip çıksa... güzel olurdu. Ama ahşap çürür, pamuk eskir. Bunlar da insana ölümü hatırlatıyor galiba, kendi ölümlülüğünü... O yüzden mi her yer bu denli "naylon"laştı, betonlaştı? Üzerine düşünmeli...
Sıradışı Bir Ödül TöreniMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20131,521 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·320 syf.··
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 01:08
Alice Feeney benim için her zaman “bir sayfa daha” dedirten yazarlardan biri oldu ve Kocamın Karısı da bunun en güçlü örneklerinden biri. Yazarın bugüne kadar okuduğum beş kitabı arasında açık ara en beğendiklerimden biri oldu. Hatta sıralama yapacak olsam ikinci sıraya rahatlıkla yerleştiririm. Çünkü bu kitapta Alice Feeney’in en sevdiğim özelliğini, yani okuru sürekli şüphe içinde bırakma becerisini sonuna kadar hissettim. Yazarın kalemine, diline ve olayları aktarma biçimine zaten hayranım. Özellikle bölümlerin farklı karakterlerin gözünden anlatılması hikâyeye büyük bir dinamizm katıyor. Her yeni bölümde olaylara başka bir açıdan bakmak, karakterlerin düşüncelerine ve sırlarına ortak olmak okuma deneyimini çok daha keyifli hâle getiriyor. Bu yüzden kitap boyunca elimden bırakmakta oldukça zorlandım. Kitabın en güçlü yanı ise hiç şüphesiz kurgusu. Bir noktada “tamam, artık suçlunun kim olduğunu çözdüm” dediğim anda yazar beni başka bir yöne çekti. Sonra tekrar emin oldum, tekrar yanıldım. Özellikle kitabın ikinci yarısından itibaren neredeyse her bölümde “yok artık!” dediğimi hatırlıyorum. Her şey yerine oturmuş gibi görünürken ortaya çıkan yeni detaylar, karakterler hakkında öğrendiğimiz gerçekler ve sürekli değişen dengeler sayesinde son sayfaya kadar merak duygusu hiç azalmadı. Hatta kitabın sonuna geldiğimde bile artık her şey açıklığa kavuştu derken Alice Feeney yine son bir hamle yaparak beni şaşırtmayı başardı. Uzun zamandır bu kadar başarılı kurulmuş ve son ana kadar heyecanını koruyan bir psikolojik gerilim okumamıştım. Karakterler de hikâyenin güçlü taraflarından biriydi. Hiçbir karakter tamamen güvenilir görünmüyor ve bu durum kitabın atmosferini daha da etkileyici hâle getiriyor. Kime inanacağınızı bilemiyorsunuz. Herkesin sakladığı bir şey var ve
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202618 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 98. kitabı
Bazı kitaplar dümya çapında ses getirir ya bu kitap tam olarak onlardan. Okurken birçok yerde şaşırdım, birçok yerde öfkelendim ve bazı bölümlerde de gerçekten ürperdim. Çünkü anlatılanlar bir kurgu değil; dünyanın en etkili teknoloji şirketlerinden birinin içinden gelen bir tanıklık. Sarah Wynn-Williams, Yeni Zelandalı bir diplomat ve uluslararası hukukçu. Yıllarca Facebook'ta (bugünkü Meta) küresel kamu politikaları alanında çalışmış ve şirketin üst düzey yöneticileriyle yakın temas içinde bulunmuş. Bu kitapta da o yıllarda yaşadıklarını, gördüklerini ve sorguladığı kararları anlatıyor. Kitabı etkileyici yapan şey sadece anlattıkları değil; yazarın başlangıçta Facebook'un dünyayı daha iyi bir yer hâline getirebileceğine gerçekten inanmış olması. Ancak yıllar içinde şirketin büyümesiyle birlikte güç, para ve etkiden kaynaklanan sorunlara içeriden tanık oluyor. Kitap da biraz bu idealizmden hayal kırıklığına uzanan yolculuğun hikâyesi gibi. Okurken beni en çok etkileyen şey, teknoloji şirketlerinin hayatlarımız üzerindeki etkisini aslında ne kadar az düşündüğümü fark etmem oldu. Günlük hayatta birkaç saniyede kullandığımız uygulamaların arkasında nasıl kararlar alındığını görmek gerçekten çarpıcıydı. Kitapta Mark Zuckerberg, Sheryl Sandberg ve şirketin üst düzey yöneticileri önemli isimler karşımıza çıkıyor. Yazar ise olayların tam merkezinde duran anlatıcı olarak hem sistemin bir parçası oluyor hem de zamanla onu sorgulamaya başlıyor. Kitabın en güçlü yanı bence şu: Okuyucuya ne düşüneceğini söylemiyor, sadece perdeyi aralıyor. Sonrasında gördüklerin karşısında kendi kararını vermek sana kalıyor. Ben okurken birçok kez "Gerçekten bunlar yaşanmış olabilir mi?" diye düşündüm. Özellikle teknoloji, medya ve güç ilişkileriyle ilgilenenlerin kaçırmaması gereken
Umursamaz İnsanlarSarah Wynn-Williams · Destek Yayınları · 07 okunma
Günaydın
3/10
·136 syf.··
2026 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:51
Ali Hazelwood'dan okuduğum ilk kitap ve büyük ihtimalle devamı gelmeyecek. Romantik komedi mi okuyoruz ders mi çalışıyoruz? Bu kadarı da fazla. Tamam yani anladık herkes çok başarılı, herkesin işi gücü var ama bu kadar terime gerek yok. Ve Sadie daha ilk sayfadan sinirlerimi bozdu, çok itici bir karakter. Çok konuşuyor, boş konuşuyor, bir dizi saçma sapan batıl inancı ritüeli var. Ayrıca iç sesi... O sesin diyalogları beni bitiriyor, biraz daha düşünürse kitabı fırlatıp atacağım. Çocuk gibi. Konuşmayı bilmiyor, düşüncesiz. Hiç sevebileceğim bir kişi değil. Her neyse bu kitap benim tarzım değil. Bana pek romantik komedi gibi de gelmedi.
Aşk ÇıkmazıAli Hazelwood · Nemesis Yayınevi · 20231,609 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Geçmişe özlem ve yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayatın sızısı,kendisine ölçüp biçilip giydirilen hayatın içinde sıkışmışlık,solmuş bir elbise metaforu ile işlenirken ilk öykü olan Soluk Sarı Elbise içime işleyen bir öykü oldu.Öykünün sonunda okunan salâ,mahallenin bakkalının salâsı iken aynı zamanda geçmişin, öykü karakteri Sinan’ın ve Müjgan’ın yaşanmamış yıllarının da bir salâsıdır. Genel olarak anlar içindeki duyguları,katmanlı olayların bir noktasını,odağını ve bir kesiti yalın bir dille anlatan öykülere sahip kitabın ikinci öyküsü ise Dilsiz Kırlent’tir.Öykünün diline adeta nesneler eşlik eder.Nesnelerin karakterlerle özdeşen varlıkları,kokuları vb ninimalist bir anlatıma sunulmuştur.İki kadının ağrısını,sızısını anlatan ve özlemek üzerine kurulu olan bu öykü,ilk öyküye de bir selam verir. Gençliğin Ertesi...Gençken beklediği beyaz atlı prens ile gerçekler çarpışırken İsmet,gerçeği gençliğinin ertesinde, olgunluk döneminin başlarında kavrar.”Beni okutun” dediğinde, “mutsuzum”diye haykırdığında kendisini dinleyen tek bir kişiyi bulamamış olan İsmet,boşanma kararı aldığında artık koca bir kadındır ama ataerkil düzen,kadın üzerinde o sessiz şiddetini çoktan kurmuştur.Yer yer bilinç akışı,yer yer de geriye dönüş teknikleriyleil anlatılan öykünün en etkileyici yanı,acının,karakterin kişilik özelliği olan “deli kız” üslubu ile aktarılmasıdır.Öykünün finali de bu bağlamda hayli absürttür.Bir gençlik illüzyonunun kaybı,sevgisiz hayatın peşin ödenen bedeli,ve gitgide artan hayal kırıklıkları,içe işleyen bir dille anlatılır. Genel olarak ölüm ve ölenin ardında kalanlar üzerine yazılan öykülerden biri olan Ada Rüyası, şiirsel bir anlatıma sahiptir.Doğrusal ilerlemeyen bu öykü tıpkı rüyalar gibi;atlamalı,sıçramalı, imgeseldir.Öykü boyunca sesler,renkler,kokular birbirine
Kelebek ÇalısıAslı Sökmen Gediz · Potkal Kitap Yayınları · 20262 okunma