Kaçta gitmiştik? Bilmiyorum! Öğle vakti miydi, ikindi miydi? Bilmiyorum! Çıktığımız zaman akşam olmuş, karanlık, bir seccade gibi Eyüp’ün üstüne atılmıştı.
Evet; akşam, Eyüp’ün üstüne bir seccade gibi bir hamlede düştü sandım. Evden çıkıp etrafıma bakınca akşamın farkına vardım da ondan. Sade akşamın mı? Kendimin, nerede olduğumun, nereden gelip nereye gittiğimin de...
Kant’ ın ‘ iyi niyetli ruh’ kuramının arkasında gizli bir bencilliği sakladığını göstermiştir. Kant, şartlar ne olursa olsun, hatta bir masumun hayatını kurtarmak söz konusu olsa bile asla yalan söylememek gerektiğini söylemektedir.Bu ahlakî bir eylemde insanın karşılaşabileceği zahmetli araştırmaları, tartışmaları, kaygıları ortadan kaldırmak anlamına gelmez mi? Kant bize’ İyi niyetli ol, gerisini düşünme’ demektedir. Oysa gerçek hayatta biz hep gerisini, sonuçları düşünmek zorunda değil miyiz? Bundan dolayı ünlü bir Fransız ahlak düşünürü, C Peguy şöyle diyebilmiştir:‘ Kant’ ın elleri temizdir, ancak elleri yoktur.'
Canını nerde bırakırsın
Göklere mi taşırsın
Neyer ne gök
Hangisi sakinleştirir seni
Dayanır mı yer gök
Dayanmaz ise
Birikir sızılar yüreğinde
Yine tek çaren
Kendini kendi içinde bulman