Bizim spermlerimiz olmasa kadın nasıl doğuracak. Hatta ardından bir de çikolata makinesi örneği verirler gevrek gevrek gülerek. Makineye para attığında, alttan çı­kan çikolata sana mı aittir, makineye mi? Eminim bunu veya benzeri fuzuli örnekleri sizler de duy­muşsunuzdur. Ben size şöyle bir açıklamaya çalışayım. Kadın, hayatı YARATAN'dır, erkek ise TETİKLEYEN'dir. - Ee Aykut, bu bizi kadınlarla eşit yapmaz mı? Hayır, yapmaz. Olayın bir parçası yapar evet AMA asla kadınla eşit bir yere koyamaz bizi, çünkü sadece tetiklemek yetmiyor. Yetseydi kadın bizi aylarca karnında taşımaz ve beslemek zorunda kalmazdı. Şöyle örnekleyeyim: - Araba son derece komplike bir makinedir. Marşa basıla­ bilmesi için bujilerin ateşleme yapması gerekir. Buji ateşle­meyi yaptığı an işi biter. Şimdi araba bujiye mi ait? Araba olmadan buji tek başına sadece çakar durur.
Alıntı
Heybeliada ruhban okulu!
Amaç Türkiye'de yaşayan 1500-2000 civarındaki Ortodoks Rum vatandaşının din adamı ihtiyacını karşılamak mi, yoksa Milli Mücadele yıllarında bir terör örgütü gibi çalışan okulda Patrikhane'nin ekümenik iddialarını gerçekleştir meye yönelik elemanlar yetiştirmek mi? 1971 yılında Anayasa Mahkemesi Kararı ile kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması isteği, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına olduğu gibi Lozan Antlaşması'nın ruhuna ve uluslararası diğer sözleşmelere de aykırı bir imti-yaz talebi niteliğindedir. Ruhban Okulu, patrikhanenin sembolüdür. Burada asıl olan Patrikhane'dir. Ruhban Okulu'nun açılması herhangi bir okulun açılması gibi değildir. Bunun, İstanbul içinde Vatikan misali bir devletin kabul edilmesi anlamına geleceği asla unutulmamalıdır. Patrikhane, okulun yabancı bir üniversite üzerinden açılmasında ısrarcı. Patrikhane daha önce Türkiye'de bir üniversiteye bağlı olarak Ruhban Okulu açmayı reddetmişti. Batı Trakya'da, Ruhban Okulu'na yüklenen fonksiyonu haiz bir İslâmî okul açılmasını kimsenin gündeme getirdiği yok. Madem mütekabiliyet var, aynısını Batı Trakya'da da yapmak gerekmez mi? Batı Trakya'daki soydaşlarımız, daha kendi müftülerini seçme hakkına dahi müstahak görülmezken, "özel" statüde din eğitimi yapan bir yüksekokul talebi haddi aşmak değil mi? Eğer Patrikhane din adamı sıkıntısı çekmekte ise, Batı Trakya'da hem din adamı hem öğretmen sıkıntısı çekilmektedir. Batı Trakya'da bu sıkıntıları önlemek için eğitim kurumları açmak gerekmektedir. Bu kurumlar, Ruh-ban Okulu ayarında olabilir mi? Azınlıkların din özgürlüğünün ve din adamı yetiştirme özgürlüğünün engellendiği savıyla konuyu gündemde tutan ve yabancı devlet adamlarından yardım isteyen Patrikhane, Heybeliada ve Ruhban Okulu'nu kendisine bağlı uluslararası teoloji okulu olarak
Sayfa 346·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"DİLE GEL EY arayan gönül, aradığın senden gayrı mı-dır? Senden gayrıysa, o zaman nedir aradığın? O, ayet ayet kendini ifşa etmezse, bilmediğini veya bilinmezi arar mısın? Aramazsın! Bilmediğini bilmek için, bilineni de bilmediğin için ararsın. Bildiğini bilenin yanıldığı gibi, bilmediğini düşünen de yanılır. Nihayetinde bildiğini arar insan. Öyleyse ya yitirmiştir ya da bildiğinin ötesini merak etmiştir. Bilmedigini bilmeyip, bildiğini de yitirenlerdeniz."
Domates meyve mi, sebze mi?
"Bilimsel açıdan çiçeğin yumurtalık kısmı göz önünde bulundurulduğunda domates bir meyvedir aslında tam da bitkibilimsel anlamda "dutsu meyve"dir."
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Alıntı
Besmele
Ey insan! Bil ki o rahmetin arşına yetişmek için bir mi'rac var. O mi'rac ise Bismillahirrahmanirrahîm'dir. Lemalar
Alıntı
Sığınılacak Bir Yer Arama
Bu sokak zalimlerinden kaçıp da bu bahçede nefes alabilecek hale gelen Resûllullah, ellerini kaldırıp, şu pek meşhur ve hatta kudsi dua ile Allah'a yalvarıp yakarmıştır: "Ya Rabbi, kuvvet ve kudretimin en zayıf haliyle, elimdeki çare ve vasıta­ların en basitiyle, insanların gözünde ifade ettiğim en hafif şahsiyetimle senin huzurunda sana yalvarıyor sana sığınıyorum, ya Erhamerrâhimin!.. Sen sıkıntı ve zulüm altında zayıf düşmüş olanların Rabbi'sin. Sen benim Rabbim'sin. Sen beni kimlerin eline bırakıyorsun?! Beni sertlik ve haşinlik içinde karşılayan bir yabancıya mı?! Yoksa, davamda bana hüküm geçirte­ceğin bir düşmana mı?! Gerçekte benim üzerime çöken bu musibet ve ezi­yet, şayet senin bana karşı bir gadab ve öfkenden ileri gelmiyorsa, ben buna aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim. Fakat senden gelecek bir himaye ve koruyuş, her zaman çok daha hoştur. İster bu dünyada, ister âhirette, her işi nizamlayan ve karanlıkları (cehâleti) aydınlığa boğan Senin yü­zünün nûru altında, inecek gadabın yahut bana musallat olacak öfkenden kaçıp korunabileceğim bir melce' arıyorum. Sen hoşnûd oluncaya kadar benden ge­lecek tevbe ve istiğfara sen layıksın. Kuvvet ve kudret ancak Senden'dir"
Sayfa 117 - 1. Cilt (Ayrıca bkz. lbn Hişâm, s. 280)