Yevgeny Bazarov...
8/10
·256 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:49
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Romalılar... Rıs Edebiyatının ilk önemli romanı olarak kabul edilen bu eserde; hikaye, babalar ve oğullar arasındaki kuşak çatışması ekseninde cereyan ediyor. Dikkat spoiler içerir! Diğer dünya klasiklerinin aksine bu romanda uzun uzun betimlemeler yerine bol bol diyaloglar yer alıyor. Hem bu yüzden hem de yazarın sade dili sayesinde kitap akıp gidiyor. Anlatılan hikayenin çok bir etkileyici yanı yoktu. Neyi anlattığından daha çok nasıl anlattığına bakacak olursak nihilist bir gencin (Bazarov) aynı anda iki kadına aşık olduğunu ve 1860'ların Rus toplumuna aykırı fikirlerini cesurca ve her ortamda dile getirdiğini görüyoruz. Bazarov, toplumun ahlaki yapısını ve doğmatik düşüncelerini eleştirip bunlarla alay etmekten geri kalmıyor. Bu karaktere kitabın sonlarına doğru ısındım, onun fikirlerini anlamaya başladım. Derken bir mikrop yüzünden ölmesi ile birlikte Bazarov'un hikayesi yarım kalmış oldu. İyi okumalar diliyorum.
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Puan vermedi·664 syf.·
2026 41. kitabı
Selamlar; Jared Diamond insanlık tarihinin gelişimine farklı bir gözle bakıyor. Okuyucuya sorduğu soruların başında bazı toplumlar gelişirken neden bazı toplumlar geride kaldı. Örneğin Amerikan yerlileri ok ve mızrak kullanırken neden Avrupalılar barut kullanacak kadar ilerlediler. Yazar toplumları şekillendiren teknolojik alt yapının yanında hastalıkların da insanlık tarihine etkisini sorgular. Başka bir dikkat çeken nokta ise insanların avcı-toplayıcılıktan nasıl yerleşik düzene geçtikleri, bazı bölgelerde hayvanların ve bitkilerin daha yoğun şekilde evcilleştirilirken bazı bölgeler bu konuda neden kısır kaldı. Ve tabii gerek insanların yerleşik düzene geçmesi gerekse bitki ve hayvanları evcilleştirmesinin yayılma hızı ve şekli kitabın sorduğu sorular arasında. Kitabı okurken tüm bu tezlerin bazılarına hak verecek belki bazılarını saçma bulacaksınız ama kitap bittiği zaman insanlık tarihine daha farklı bakacağınız kesin. Son olarak bir araştırma kitabı olsada kitap okurken yormayan ansiklopedi dilinden uzak okuyucuyu kendine bağlayan bir dille yazılmış. Kitapla kalın sağlıcakla kalın:)
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Pegasus Yayınları · 20189,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 01:27
Turgut Özben'in kaybıyla yolumuza başladık... ya da kaybettik mi demeliyim? Kitap, daha ilk sayfalarda okuyucuyu bir belirsizliğin içine itiyor. Turgut Özben'in üç yıldan beri 'kayıp' olduğu bilgisi, aslında sadece fiziksel bir kayboluşu değil; bir insanın kurulu düzeninden, kimliğinden ve toplumsal rollerinden kopuşunu temsil ediyor. Bir insan neden tüm izlerini silip gitmek ister?.. Belki de 'tutunmak' o kadar ağır gelmiştir ki, kaybolmak tek kurtuluştur... Sayfa 29 (Alıntı): Havaya kaldırdığı Selim'i duvara sürüklendi. Siyah saçlarından yakalayarak başını duvara dayar: "Dökülmeyen saçlarından asacağım seni." diye bağırırdı. "Erkeğin kılları göğsündedir, oğlum Selim." Hemen gömleğini çıkarır ve boynuna kadar bütün gövdesini kaplayan kıllarını gösterirdi Selim'e. "İğrençsin Turgut. Sen onları, üniversite kantinindeki kızlara göster. Kapat şu ormanı." Bir erkeğin yanında soyunmasından sıkılırdı Selim. "Beni, aşağılara çekiyorsun Turgut. Senden kurtulmalıyım." Turgut, pantolonunu da çıkarır, kollarını açarak bağırırdı. "Ben, senin bilinçaltı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların; ben senin bilinçaltı ormanlarının Tarzanı! yemeye geldim seni. Benden kurtulamazsın. Ben, senin vicdan azabınım!" "Bağırma, anladık. Benim vicdan azabım bu kadar kıllı olamaz. Ruhbilimci Tarzan, lütfen giyin."[Bu sahnede sinirlenmem gerekiyordu ama kahkaha attım. Aklıma bir anda televizyon ekranında beliren Yaprak Dökümü (Orman Tarzanı) Tahsin'in duş alma sahnesi geldi.] Sayfa 33-34-35: Turgut'un Rüyası üzerine 1) Aslında Selim’i değil, kendi kibrini gömüyor. Selim’in ölümü bir mikrop gibi Turgut’un zihnine giriyor ve onun o 'mühendis titizliğiyle' kurduğu düzenli hayatını çürütmeye başlıyor. 2) Cenaze töreni, toplumun her şeyi nasıl bir 'tiyatroya' çevirdiğini
2024 Okuma Raporları
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Yiyecek üretimine geçiş
Puan vermedi·
Yerleşik hayata ilk geçildiğinde nüfus yoğunluğu dönüm başına düşen kalori miktarındaki artıştan daha fazla arttığı için ilkin meyve vermeyen şey süreç gerektiren emekten sonra en çeşitli şekilde max düzeyde meyvesini vermeye başladı
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Tübitak Yayınları · 20169,5bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 2. kitabı
Işınsu'nun kaleminden Yunanlıların, Batı Trakya Türkleri'ne yaptıkları işkencelerin ele alındığı bir eser AZAP TOPRAKLARI. Yazar akıcı ve sade dille beraber Trakya'ya özgü ağız özelliklerini de kullanmıştır. Olaylar Bekir, Nazlı, Selim, Mahmut Ağa, Niko gibi isimler üzerinden şekilleniyor.Aslında olurken yapılan işkencelerin günümüzde de Rusya,Çin,İsrail gibi devletler tarafından da devam ettiğini fak ediyoruz.Ülkeler ve insanlar farklı ama yapılan yöntemler hep aynı.İnsanların dinlerini ,dillerini,kültürlerini yaşamalarına izin vermiyorlar.Yaşanılan topraklara kendi insanlarını yerleştirip her türlü şeyi yapmalarına izin veriyorlar.Bunu yaparken insanların namuslarına,şeriflerine dokunmadan da bırakmıyorlar.Romanda Yunanlılar bir mikrop olarak bakıyorlar Türklere .Kendileri izin vermeden hastaneye dahi gitmelerine izin vermiyorlar.Ögretmenleri ,yol gösterenleri, okuyan kesimi asla sevmiyorlar.Çünkü insanların bilmesinden,sorgulamasından korkuyorlar. İnsanın canını sıkan şey aslında bu durumların hala daha bu çağda devam ediyor olması bence. KEYİFLİ OKUMALAR
Azap TopraklarıEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 2012926 okunma
Hasta çocuk ve Peyami Safa
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 18:45
Peyami Safa'nın harika bir kitabı mükemmel tasvir ve betimlemeleriyle beni çok etkiledi. Kitabın ana karakterinin ismi yoktur peki neden çünkü Peyami Safa'nın çocukluğunu da anlatmaktadır bu kitap. Çocukluğunda çektiği ağrılı şiddetli diz ağrısını o kadar güzel betimlemiş ki gerçekten benim dizim de ağrıyor sandım. Hastahanenin soğuk, ıssız duvarları içinde yanlız kalan bir çocuk... Zaten başlı başına hastalığı zordur bir de üstüne Nüzhet'e aşıktır yani Paşa'nın kızına uzaktan akrabasıdır Nüzhet, Nüzhetle evlenmek isteyen Doktor Ragıp bilgili, kültürlü ve sağlıklı bir doktor. Hasta çocuk yani ana karakterimiz aşk acısıyla mı uğraşsın Nüzhetle mi uğraşsın. İnsan etinin ağır olduğunu çok güzel ifade etmiş. Nüzhet'in annesi ondan uzak dur sana da mikrop bulaşmasın dediği yerde çok üzüldüm. Harika bir kitap olduğunu düşünüyorum sizlere de tavsiye ederim
1000k
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2025121bin okunma