Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil
Onlar kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller
Onlara sevginizi verebilirsiniz düşüncelerinizi değil
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır
Bedenlerini tutabilirsiniz ruhlarını değil
Çünkü ruhlar yarındadır
Siz ise yarına düşlerinizde bile göremezsiniz
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın
Çünkü hayat geriye dönmez dünle de bir alışverişi yoktur
Siz yaysınız çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar
Okçu sonsuzluk yolundaki hedefi görür
ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başına dimdik tutarak kalan yayı da sever.
Kitap Halil Cibran'ın ermiş adlı kitabında çocuklar üzerine söylediği bu sözlerle son bulur.Hepimiz çocuklarımızı ödüllendirir ve cezalandırırız. İlla anne baba olmaya gerek yok bazen bir kardeş olarak bazen bir öğretmen olarak. Kitapbı okurken ne kadar fazla yanlış yaptığımızı anlıyoruz. Ödül gerçekte bir işe yaramaz sadece çocukların kısa hedefli işler yapmasını sağlayabiliriz. Dahası yaratıcılığı öldürür ve iç motivasyonu engellemiş oluruz. Çocuk bunu yapmak istediği için yapmaz da sadece zorunluluktan yapmış olduğunu zanneder. Tabii ki kitap sadece çocuklar üzerinden anlatmamış bu konuyu. Şirket pirimlerinden de bahsetmiş. Yani yetişkinleri de örneklendirmiş. Ödül çocuğun sorumluluk bilincini öldürür. Ödül aynı zamanda değerleri de bir araştırmaya göre fabrikada ölü böcek bulanlara ödül verilecektir. fabrikada çalışan işçiler dışarıdan böcek getirip yiyeceklere katarlar. Böylece ödül alırlar. peki değerler bunun neresinde?Ödül amacı araca dönüştürür.
1. Kitap toplum sözleşmesinden ilk toplumlardan kölelikten en güçlünün hakkından egemen varlıktan ve mal mülkten bahseder. İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur ilk cümle böyle oldukça cezbedici bir cümle ve okuyucunun merakını arttırıyor.
En küçük toplum ailedir yapacağı ilk şey de kendine borçlu olduğu özeni göstermektir.En güçlü nün hakkı verilmelidir ama en güçlü diye ona boyun eğmek gerektiğini söyleyemeyiz. Bunu kitapta şu ifade ile çok güzel dile getirmiş yazar: her türlü güç tanrıdan gelir kabul. Ama bütün hastalıklar da ondan gelir. Böyledir diye hekim çağırmak yasak mı olmalı? Güç vardır ama güçlü olan hak yaratmaz ve insan sadece haklı olana uymalıdır. İnsanlar bir araya gelerek kendilerini korumak için bir bütünü korumak için bir sözleşme imzalarlar. İnsan bu sözleşme ile kaybettiklerini aynı zamanda kazanmıştır.devlet toplum sözleşmesi ile bütün üyelerinin mallarına sahip çıkar ama yıllarca buna sahip çıktığı için devlet bir bireyin kendisi için ölmesini ister.
İkinci kitapta ölüm kalım hakkından bahsedilir şöyle ifade edilir ibret için bile olsa kimsenin başkasını öldürmeye hakkı yoktur. Kitapta toplum sözleşmesi ile birlikte yasaların varlığını ne amaçla yapıldığını kimler üzerinde uygulandığını anlamış oluruz. Yasalar genelin istedikleridir. Halk kimdir nasıl davranmalıdır ne yapmalıdır bu sorulara cevaplar aranır.
3. Bölümde demokrasi aristokrasi monarşi kavramlarının tanımları yapılır. Peki bunlar hangi memleketlerde uygulanmalıdır? İyi yönetimin belirtileri nelerdir? Hükümet kötüye kullanılırsa ne olur? Devlet dağılması nasıl olur? Bu soruların cevapları verilir.
Son bölümde ise genel olarak din insanları nasıl birleştirilir? Siyasette din nasıl kullanılır? Dinin kullanılmasının avantajları ve dezavantajları nelerdir hakkında
Kitap beş bölümden oluşuyor.
Bunlardan ilki insan ilişkileri ile ilgili yaklaşım ve kuramlar. Bu kuramları şöyle açıklayabiliriz. Sosyal psikoloji kuramları kendi içerisinde bilişsel tutarlılık kuramı ve ödül ve zararı temel olarak alan görüşler olarak ikiye ayrılır.yine bilişsel tutarlılık kuramları arasında heider'in denge kuramı Newcomb'un simetri eğilimi kuramı festinger'in bilişsel çelişki kuramı. Söz konusu insan ilişkileri olunca birçok boyut gerekli olur bu yüzden çok fazla kuram ortaya atılmıştır.
Bu kuramlardan biri sevginin Evrim kuramı çerçevesinde açıklamasıdır. Bu Kur'an'a göre Sevgi üç iç güdüden kaynaklanmaktadır. Bu 3 içgüdü koruma koruma ve cinsel dürtüdür.
Bu kuramlar ortaya atılırken insan ilişkilerinde birçok gelişme kaydedilmiştir. Örneğin kişilerarası çekicilik kavramının yerine kişilerarası ilişkiler almıştır. Bunlardan ikincisi ise insan ilişkilerine fiziksel ve toplumsal çevrenin etkilediği araştırılmaya başlanmıştır bunların yanı sıra iki kişilik ilişkilerde incelenmeye başlanmıştır. Bu kitapta birçok araştırma ve de neyden söz edilmektedir.
Daha sonraki bölümlerde insanın gelişim aşamalarındaki insan ilişkileri üzerine açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölüm bebeklik çağında insan ilişkiler idir. Bu bölümde anne ve bebek ilişkisi ne yer verilmiş, yapılan hayvan araştırmalarından bahsedilmiş özellikle Bowly' nin maymunlarda yaptığı bağlılık deneyi örnek olarak verilebilir. Anne ve bebek ilişkilerinde ilişkiyi kurmayı kolaylaştıran anne davranışları açıklanmıştır. İlk bağlı nasıl kurulduğundan söz edilmiş değişik bağlılık türlerine yer verilmiştir. Her bölümün sonunda özet niteliğinde maddeler vardır.
Üçüncü bölüm çocuklukta insan ilişkileridir. Anne-baba çocuk ilişkileri anne baba algısının çocuğun yaşı ile ilişkisi anne ve babanın
Karakterler tarihte bildiğimiz isimlerdir. Nietzsche, Breuer, Salome, Freud vs. Nietzsche ümitsizlik hastalığından yakalanan ilerde üne sahip olacağını düşünen bir filozoftur. Salome adlı bir kadın Dr. Breuer ile bir iş birliği yapar ve Nietzsche bu doktora görünmek ister. Tabi bu o kadar kolay olmaz. Nietzsche asi kendi birliğini okuyan dirençli bir hastadır. Birden hasta doktor ilişkisi tersine döner.Kitap duymak istemeyeceğimiz bir çok şeyi yüzüme çarpıyor tanıtım yazısında da bundan bahsetmiş. Kitap kendisiyle ve hayattan yüzleşmekten çekinmeyenlere. Gerçekten bunu dikkate alarak okumak gerek. Bu kitabı üniversite birinci sınıfta okumam gerekiyordu ama yarım bırakmıştım ve tekrar elime aldım o zaman bu kadar anlamlı gelmemişti tabi. Şimdi hem anladım hem de keyif aldım.
Kitap psikanalizin temeli olan bilgiler içeriyor; Anna o. Vakası, hipnoz, düşler, bilinçdışı. Bunun yanı sıra Nietzsche felsefesine şahitlik yapıyoruz. Özellikle bengi dönüş. Bunu kitapta mükemmel bir şekilde anlatıyor. Yalom bunları anlatabilmek için tabiki felsefe derslerine katılmış. Sonda yazarın notu ile kurguyu ve gerçeği birbirinden ayırabiliyoruz.
Keşke Nietzsche ile Breuer tanışsaydı. Belki bu kadar acı çekmesine gerek kalmazdı.
Şu evde kaldığımız günlerde yaşadığımız sancıları, hiçlik hissini, hiçliğin vermiş olduğu dolmuş bir enerjiyi, yalnızlığı, nasıl da insanlara yeni şeylere ihtiyacımız olduğunu harika anlatmış yazar. Sayfa 12'yi tekrar tekrar okuyup kendimi buluyorum. Senin yaşadığını hissettiriyor. Ve umut. İnanıyorsun bunlar bitecek ve sen de bir gemide yanında sevdiklerinle denizi izleyeceksin. Belki biz de öksüren birini göreceğiz nasıl ki Dr.B satranç oynayan birini görmüşse. Biz de onunla tekrar geçmişi hatırlayacağız. Ama özgürlük, güzelim özgürlük yanımızda olacak.