10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 121. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 00:00
"KİMSESİZLER COĞRAFYASI" "Hayat, bazıları için hep böyleydi: "Başıma gelse ölürüm," dediğin her şey bir bir başına gelir, yine de ölmezdin. Bu da altın vuruşu olurdu yaşamın. Nefes aldığın sürece devam ettiğini hatırlatırdı sana. Hırslanırdın sen de. "Alacağım var hayattan," derdin ve bu duygu tutardı seni ayakta. Gardını alır, mücadeleye girişirdin, sadece insanca yaşamak için." 6 Şubat: Bir Sabahın Hüznü O sabah uyandığımızda, dünya henüz karanlıktı. Saat 04.17. Çoğumuz evimizde, yatağımızda, sıcacık yorganımızın altındaydık. Belki rüya görüyorduk. Belki sabah ezanını bekliyorduk. Belki de bir bebek yeni uyumuştu, annesi sessizce onu kucaklıyordu. Sonra yer sarsıldı. Sadece toprak değil, yüzyıllardır oralarda duran taşlar, minareler, okullar, hastaneler. Ve insanlar. On binlerce insan. Hepsi aynı anda sarsıldı. Günler geçti. Saatler değil, yüzyıllar gibi uzayan günler. Enkazdan kurtulanlar oldu. Ama kurtulamayanlar... Onlar artık toprağın altındaydı. Ya da toprağın altında kalmış bir evin, bir umudun, bir masalın altında. Ve soğuk. O kadar soğuk ki... İnsan önce enkazdan kurtulmak, sonra da donmamak için savaştı. Kar yağdı. Üstüne yağdı. Belki de gökyüzü ağlıyordu. Kaybettiklerimiz sadece bina değildi. Kaybettiklerimiz, anılardı. Babaların omzunda uyuyan çocuklar. Annelerin kokusu. Düğünlerde oynanan halaylar. Bayram sabahları. Kapı çaldığında “Hoş geldin” dediğimiz komşular. Mahallenin bakkalı. Parktaki salıncak. Okulun bahçesindeki çınar ağacı. Hepsini birden kaybettik. 6 Şubat sabahı. Alarmlar değil, gelen bir haber sarsar anlatıcının dünyasını. Hatay. Enkaz. Bekleyiş. Ve o sessizliğin içinde bir adam: Ali. Bu cümlelerle başlıyor Her Şey Yıkıldığında Geriye Ne Kalır? – ve daha ilk sayfadan anlıyoruz ki bu sıradan bir deprem romanı değil. Bu, iki yasın, iki
Edebiyat
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026108 okunma
8/10
·344 syf.··
2026 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 08:09
Henüz teşhis konmamış bir hastalığınız yoksa bu hastalığınız olmadığı anlamına gelmez. Ama memnun olmadığınız bir gidişat varsa ruhunuz veya bedeniniz buna sinyaller vermektedir. Yazar kitabında kendi hayat hikayesinden beslenerek ruh ve bedeni ayrılmaz bir bütün olarak ele alır. Önce kendisine sonrasında da çevresine çözüm yolları sunar. Tıp dilinden uzak olanlar için bazı yerlerini pek anlamasanız bile bütüncül bakış ile çocukluk anılarınızın getirdiği ruhsal düğümleri fark etmek, çözmek ve sonrasında doğru beslenme düzeni, hareket, doğru vitamin ve minareler ile bedenin desteklenmesi, metilasyon dengesi, etkin stres yönetimi gibi noktalara vurgu yapmaktadır .
Birim - Hücresel Sağlıktan Ruhsal YolculuğaDeniz Şimşek · Nemesis Kitap · 2020540 okunma
Reklam
Ah be Erzurum
Puan vermedi·96 syf.··
2026 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 18:12
Nurullah Genç eserinde, artık klasik olan imkânsız aşkları, içsel buhranları ve yalnızlığı dizelere döküyor. Önceki kitabından aşina olduğum Rüveyda, ve İntihar Etme Leyla gibi şairin iç dünyasını yansıtan şiirler yer alıyor. Nurullah Genç hüznü anlatırken aşina olduğumuz, (en azından Erzurumluların) sokakları ve mekânları şiire dahil ediyor. Erzurum Garı'ndaki soğuk banklar, Palandöken'in zirvesi, Abdurrahman Gazi yokuşu, Çifte Minareler vs. şiirlerin bir parçası haline geliyor. ​Her gün önünden geçtiğim, Yakutiye'nin ve Çifte Minareler'in Nurullah Genç'in kaleminde aslında ne kadar büyük sevdalara şahitlik ettiğini geçte olsa görebildim.
Edebiyat
Siyah Gözlerine Beni de GötürNurullah Genç · Birey Yayınları · 19982,954 okunma
Fakihler ve Sofuların Kavgası
8/10
·207 syf.··
2026 6. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 15:54
Kadızâdeliler hareketi 17. yüzyılda İstanbul ve çevresinde etkili olan, selefi dinî bir görüş olarak saray ve çevresini önemli derecede etkilemiş bir görüştür. Bu görüşe göre Peygamber döneminden sonra dine giren tüm alışkanlıklar terk edilmeliydi. Bunlara basit olarak bir örnek vermek gerekirse minareler yıkılmalı, kaşık ve çatallar atılarak elle yemek yenilmeli, kabirler ziyaret edilmemeli, tütün içmek yasaklanmalı vs. gibi ve daha da derinlemesine yasakları ve görüşleri temsil eden bir hareketti. Bunun karşısında ise tasavvuf ehli denilen kesim yer alıyordu ve karşılıklı tartışmalar zamanla giderek büyüdü. En sonunda ise Köprülü Mehmed Paşa Kadızâdelilerin önde gelenlerini İstanbul’dan sürgün etme yolunu seçti. Kitap düşünsel olarak Kadızâdeliler hareketinin ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı ve hangi görüşlerden etkilendiğini ele aldıktan sonra Osmanlı Devleti’ndeki öncülleri hakkında bilgi veriyor. Ardından ise bu görüşün karşısında olan Sivasîler hakkında bilgi verildikten sonra tartışmaya konu olan fikirler üzerinde duruyor. Dönemin kişilikleri üzerinde de durduktan sonra hareketin son bulması ele alınarak kitap son buluyor.
1000Kitap
Fakihler ve Sofuların KavgasıAli Fuat Bilkan · İletişim Yayıncılık · 201958 okunma
Aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna
Puan vermedi·78 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 00:27
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek şiirini ilk kez Haydar Ertem'in rahmetli Yaşar Kemal'in cenazesinde okuduğu videoda dinlemiştim yıllar önce. Benim için en tüyler ürpertici şiir yorumlarından biridir. Haykırır Haydar Ertem cenazede: Şiirler doğacak kıvamda yine Duygular yeniden yağacak kıvamda Ve yürek İmgelerin en ulaşılmaz doruğunda Ey her şeye bitti diyenler Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler Ne kırlarda direnen çiçekler Ne kentlerde devleşen öfkeler Henüz elveda demediler Bitmedi daha sürüyor o kavga Ve sürecek Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek . Aşk ve kavga çerçevesinde en önde gelen şairlerimizden biri saymaktayım. İnsana biraz daha dayanma gücü aşılar şiirleri. Öylesine yazılmış değildir. Yaşadığı dönemin toplumsal yükünü kendince sırtlar şiirleriyle. Şiirleri uçsuz bucaksızdır. Ölümden ölüme, kandan kana, umuttan umuda bir koşudur. Biz berabersek, aşkla, dirençle ve inançla bakabiliyorsak eğer bu kadar rezilliğe rağmen dünyaya, şiirlerinde yer edinebiliriz bir parça da olsa. . Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne Ne tan atışı doğumların sevincine Ey bir elinde mezarcılar yaratan Bir elinde ebeler koşturan doğa Bu seslenişimiz yalnızca sana Yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini Bitmedi daha sürüyor o kavga Ve sürecek Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya DekAdnan Yücel · Yurt Kitap Yayın · 20102,757 okunma
10/10
·224 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 18:06
Yavuz Bahadıroğlu bu kitapta Osmanlı’yı kuru bir tarih anlatısı olarak değil, bir medeniyet tasavvuru olarak ele alıyor. Okurken sadece geçmişi değil, bugünü de sorguluyorsunuz. Osmanlı toplumu; sevgi, şefkat ve yardımlaşma üzerine kurulu bir yapı olarak anlatılıyor. Devlet anlayışı “hayat ve hayrat devleti” şeklinde tanımlanırken, insan da “hayrat ve hasenat insanı” olarak merkeze alınıyor. Hayatın ahirete dönük olması, dünyada fuzuli olana yer bırakmayan bir bilinç oluşturuyor. Bu anlayış; faziletli, dürüst, çevreci, medeni ve nazik bir insan tipini ortaya çıkarıyor. Kitapta Osmanlı’da adalet duygusunun hayatın her alanını kuşattığı vurgulanıyor. “Güçlü olan haklıdır” anlayışı yerine, “haklı olan güçlüdür” ilkesinin esas alındığı bir sistem anlatılıyor. İnsanların ibadetinde, kıyafetinde, seyahatinde ve ticaretinde özgür olduğu; farklı kültürlerin asırlarca barış içinde bir arada yaşayabildiği bir düzen dikkat çekiyor. Yazar, Osmanlı’nın dünyaya yetiştirdiği “cevher insanlar” üzerinden bu medeniyetin neden yüzyıllar boyunca ayakta kaldığını sade ama etkileyici bir dille aktarıyor. Kitap, tarihin yalnızca geçmişte kalmış bir hikâye değil; bugüne yön veren bir ibret aynası olduğunu hatırlatıyor. Okuyucuya, geçmişten ders almanın ve değerleri yeniden düşünmenin önemini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Geçmişi anlamanın, bugünü daha doğru yaşamak için ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan bir okuma oldu benim için...
Din
Biz OsmanlıyızYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 20062,516 okunma
Reklam
Reklam