içimdeki ses, şimdi anladın mı Mecnun, diye seslendi, aşk bu değil mi, aşk beklemek değil mi, aşk kavuşma umudu olmadan ama hep kavuşma iştiyakıyla beklemek değil mi?
Orada yankılanan sükûtu dinlemeliyim, duvarlara çarpan sükûtun yankısını duymalı, bu yankıya temas etmeliyim. O yankıya en çok sevgilinin yüzünde dokunabilirim, bu nedenle o yüzü özlüyorum, o yüzü özlemek beni kahrediyor, o yüzü özlemek mahvıma yol açıyor. Acıyorum. Kanıyorum.