Eşyalara karşı sevgisiz davranabilir insan: ağacı kesebilir, çamurdan tuğla yapabilir, acımadan dövebilir demiri, ama arılara karşı dikkatsiz davranamayacağı gibi, insanlara karşı da sevgisiz davranamaz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitap, adından da anlaşılabileceği gibi, 2 ana bölümden oluşuyor: Tarihsel Kapitalizm ve Kapitalist Uygarlık. İlk bölüm 1992'de Türkçedeki ilk baskıdan beri mevcut, 2. bölüm ise 2012'deki genişletilmiş 6. basımda ekleniyor. Alt bölümler ise şöyle:
Tarihsel Kapitalizm:
1. Her Şeyin Metalaştırılması: Sermaye Üretimi
2. Birikim Politikaları: Kazanç İçin Mücadele
3. Afyon Olarak Hakikat: Akılcılık ve Akılcılaştırma
4. Sonuç: İlerleme ve Geçişler Üzerine
Kapitalist Uygarlık:
1. Bir Bilanço
2. Gelecekten Beklentiler
Bu şekilde basitçe bir "içindekiler"den bahsettikten sonra, kitaba dönebilirim.
İlk ana bölümün dili biraz ağır ve ekonomik terimlerle dolu olsa da, bu konuya alışık bir okurun büyük ölçüde zorlanacağını düşünmüyorum. Kitabın dili gayet açık ve anlaşılırdı, yazarın dil kullanımını beğendiğimi ayrıyeten söylemek isterim. 1. ve 2. bölümlerde, yazar bize kapitalist sistemin nasıl ve hangi koşullar altında ortaya çıktığını, merkez-çevre ekonomilerin nasıl oluştuğunu ve geliştiğini, kapitalist sistemin mantığını ve değerlerini anlatırken, daha önce okuduğum kitaplarda karşılaşmadığım farklı noktalara dikkat çekiyor. Günümüzde gerek maddi gerek sosyokültürel alanda birçok zorluğa yol açan ırkçılık ve cinsiyetçiliğin kapitalist kökenlerini açıklıyor, 21. yüzyılda en çok sivil hayatına mal olan iç savaşların kapitalizme dayanan sebeplerini belirtiyor. Irkçılık ve cinsiyetçilik ile kapitalizm arasındaki ilişki elbette belirgin, ama bir şema halinde detaylarıyla incelendiğinde, ufuk açıcı şeyler okuduğumu hissettim. 3. bölümde hakikat kavramını, bu kavramın bizler için ne zamandan beri, neden ve nasıl bu kadar değerli (hatta kutsal) olduğunu anlatıyor. Bilim ve sermaye arasındaki ilişki, hakikat üretimi ve dağıtımı, hakikat emperyalizmi gibi konulara değinmesi
İntiharda güzel olan, bunun bir karar olmasıdır. Kendini yok edebilmek aslında çok göğüs kabartıcıdır. İntihar kendinde olağanüstü bir fiildir. Rilke'nin bahsettiği içimizdeki ölüm gibi, içimizde intihar da vardır. İntihar düşüncesi, yaşamaya yardım eden bir düşüncedir. Benim teorim budur. Kendimden alıntı yaptığım için özür dilerim, ama bunu yapmam gerektiğini sanıyorum. İntihar fikri olmasa kendimi uzun zaman önce öldürmüş olacağımı söylemiştim. Ne demek istiyordum? Hayatın sadece istendiği zaman bırakılabilmesi fikriyle tahammül edilebilir bir şey olduğunu. Biz ne kadar istersek o kadardır. Bu düşünce, ölgünleştirici ve bunaltıcı olmak yerine, coşku vericidir. Aslında bu evrene atılmışızdır, nedenini gerçekten bilmeyiz. Burada olmamız için hiçbir neden yoktur. Ama hayatı alt edebileceğimiz fikri; hayatımızı elimizde tuttuğumuz, istediğimiz zaman gösteriden ayrılabilecek olmamız, coşturucu bir fikirdir.