Bir araya getirdiğim harfler beni anlatmaktan uzak, demiş ya Tezer Özlü, benimki de o misal.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Alıntı
Sözün kilidi bir açıldı mı gerisi gelir. Misal bıraksan beni, üç gün susmadan anlatırım. Anlatırım anlatmasına ama kim dinleyecek Kime anlatayım, duvarlara mı?
Reklam
Birçok estetikçi, şu teoriyi savunmuştur: ortak duygularımız yüzeysel görünüşleri bildiren tabiattan yahut yapay soyutlamalar çıkaran ilimlerden daha ileri giderek eşyanın derin mahiyetini bize bildirdikleri oranda, estetik olurlar. Platon’dan Hegel’e kadar sanatta onlara göre bulunması lazım gelen öz, misal “idée” idi. Yani her mevcudun veya her şeyin metafizik hakikati. Bunun da tekâmül eden hayatı, sanatların tarihi oluyordu. Bu bakımdan güzel yine metafizik bir tecelli olarak kalmak şartıyla (his + duygu) hâline gelmiş, madde çehresiyle görünen veyahut onun arkasından sezilen misal “idée” oluyordu.
Sayfa 42 - Mahfel Yayıncılık·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
İnna lillah: “Biz Allah içiniz.” Allah’a aidiz. Zahiri ve manevi her şey insan içindir. Âyetlere baktığımızda Allah her şeyi insanın emrine, hizmetine verdiğini buyurur.417 İnsan düşününce “şunun bana ne faydası var” diyebilir! Oysaki öyle değildir. Örnek vermek gerekirse; Allah âyet-i kerimede “muhakkak ki biz, dünya semasını bir süsle, yıldızlarla süsledik”418 yani “sizin için süs olsun, baktığınızda muhabbet alın diye semayı süsledik” buyurmuştur. Elbette ki her yıldızın bir vazifesi, zikri, kulluğu, insana ayrıca özel olarak başka faydaları vardır; fakat Allah bir de onu bizim için süs kıldığını buyurmuştur. Nasıl ki zahiri olarak her şey insan içinse manevi olarak da faydası olan her şey yine insan içindir. Misal; ibadet yaparız. İbadetlerin bize faydası olduğundan dolayı hepsi bizim içindir. Yoksa ibadetimizin hâşâ Allah’a bir faydası yoktur. Bütün ibadetleri kendimiz için yaparız. Kıldığımız namaz, tuttuğumuz oruç yaptığımız bütün ibadetler bizim içindir ve bize nimettir, ikramdır; çünkü bizi büyütür, nûrlandırır, rabbimize yaklaştırır; yani insan, Allah’a ibadet etmek için yaratılmamıştır. İbadetler insanı manevi olarak büyütsün diye vardır.
Sayfa 393·Kitabı okuyor
Barbo'nun şaşkınlığı
"Ahu yenge, tam olarak Timur Komutan'ımda ne buldunuz?" "Adam, Ahuzar için tüm İstanbul'u ayağa kaldırdı. Kanpusu adını her yere kazıdı," diyen masanın ucundaki Cengiz'di. "Sizin tim arkadaşınız. Onu daha iyi tanıyor olmanız lazım. Bu da soru mu şimdi?" "Valla ben tanımamışım." dedi Barbaros anında, "Yeminler olsun, yıllarca sırt sırta silah tuttuk ama ben bu adamı tanımamışım. Ağzını açıp, ettiği iki kelamdan biri küfürken bu adam nasıl evlendi, oğlum?" Yanındaki Zülfikar'a dönmüş, isyanını ona dökmüştü. "Bu nasıl mümkün olabilir? Adam konuşmuyordu, lan?" Zülfikar aynı isyanları duymaktan bıkmış gibiydi. "La, oğlum, bu adamın bu seviyeye gelebilmesi için konuşması lazım." diye isyanını sürdürdü Barbaros. "Konuşmadan böyle olunur mu lan?" Timur ne denli sessiz kaldıysa hiçbiri şaşkınlığını atamıyordu. En çok da Barbaros. "Konuşuyor ki," dedim. Bu defa hepsi şaşkındı. "Ne konuşuyor?" dedi Süleyman. "Misal?" dedi Aybüke. "Ay, ben de merak ettim," diyen Gökçen'di. "Azıcık anlat, lütfen." Murathan hep bu anı beklemiş gibi keyifle baklava yiyordu. Yusuf Ali, Timur'un kinini anladığından olsa gerek bu sefer onun göğsüne tünemiş, bir eliyle amcasının yanağını okşayarak, yatıştırmaya çalışırken diğer eliyle gizliden Güneş'in elbisesinin uçlarıyla oynuyordu. "Lan, Tönge," diye keyifle bağırdı Doruk. "Adamlara ne yaşattın? Hepsi şaşkınlık içinde." Mukbil kendince bir çıkarım yapmıştı. "Dostum, adam ekip lideri olana kadar bizi bile ciddiye alıp konuşmadı. Hepimiz bize emir versin diye peşine koştuk. Kendi ekibine on katını yaptığına eminim. Sence şaşırmaları normal değil mi?" Tim üyeleri daha çok şaşırdı. "Ekip lideri mi?" dedi hepsi aynı anda. Bunu bireysel olarak en net şekilde dile getiren Aliş oldu. "Kim? Timur Komutan'ım mı ekip lideriydi?" Kızılgerdan ekibi
Reklam
Reklam