ÇALINAN KRALİÇE ALINTI 6
Bu makalenin, Mısırbilim alanındaki hayatının zirvesi olması gerekiyordu, ama projeye saymakla bitmeyecek saatlerini harcamasının tek nedeni bu değildi. Hathorkare'ye hak ettiği övgüyü vermek, bir kadının şans verildiğinde neler yapabileceğini dünyaya göstermek istemişti. Binlerce yıl önce bir kadının, devasa ve karmaşık bir ülkeyi sanatsal yaratıcılık ve ekonomik refah çağında nasıl yönettiğini, devasa bir anıt tapınak ve otuz metrelik iki dikilitaş da dâhil olmak üzere iddialı inşaat projeleri sipariş ettiğini ve Mısır'ın ticaret ağını genişleterek vatandaşlarını altın, tütsü ve abanozla nasıl zenginleştirdiğini anlatmak istemişti.
Sayfa 243 - Prime Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Napolyon Bonapart Mısır'da
1798 yılında Mısır'a çıktı. Mısır macerası Bonapart için çok önemlidir. Bir kere buraya çıkarken İstanbul'un bütün insanlığın ve medeniyetlerin ortak noktası ve başkenti olacağını deklare etmiştir. Bu görüş kendisinden sonra pozitivizmin kurucusu Auguste Comte tarafından da benimsenmiştir. Bu bir laik yaklaşımdır. Bonapart, Piramitler Muharebesi'nde savaşçı Memlükleri yendi. Memlüklerin Bonapart'ın konvansiyonel silahları, topları ve topçuluk manevrasını takip edebilmeleri mümkün değildi. Mısır'a bir Şarklı hükümdar gibi başında sarığıyla geldi. O İslâmiyet'i methediyordu, yalan veya doğru hürmet ediyordu. Karşısındaki Mısır uleması da onu bir hükümdar gibi teşyi ediyordu. Herhalde firavunlar devrinde Antonius'a gösterdikleri müraîliği şimdi de Bonapart'tan esirgeyecek değildiler. Yanında kocaman bir âlimler ve çizerler ordusu getirdi. Botanikçiler, zoologlar, arkeologlar, ressamlar... Mısır'da her gördüklerini resmettiler. O kadar ki "découverte de l'Egypte" (Mısır'ın keşfi) diyeceğimiz bu safhayla Fransa "égyptologie" ye (Mısırbilim) ilk defa olarak ilmen adım atmıştır. Nitekim yine ordusundaki subaylardan biri "Raşid" veya Avrupalıların "Rosetta" dedikleri Nil Deltası'nın doğusundaki mevkide ünlü "Rosetta Taşı"nı buldu. Bu bilindiği gibi aşağı yukarı 50 cm boyunda, eski Yunanca, eski hiyeroglif ve Yunan harfleriyle yayılan Kobtçadır. Bu metnin çözümünü, metni İngilizler ele geçirmelerine rağmen Mısır seferinden sonra tekrar Jean François Champollion ele alıp inceledi. Bu filoloji dâhisi 42 yaşında öldü ama artık eski Mısır açılmıştı. Bu Bonapart'ın seferiyle mümkün oldu. Modern insanlık ilk defadır ki medeniyetin banii ve kurucusu olan Mısır'la diyaloğa girmiştir.
Tarih
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Napolyon'un ve merakı
Mısır ve antik gizemleri, İskender'den Sezar ve Hadrianus'a, insanlık tarihindeki en önemli isimlerden bazıları için cazibe ve ilgi kaynağı oldu. Fakat dünya üzerinde Mısırbilim çağını gerçek anlamda başlatan kişi, Mısır seferinde yanında götürdüğü ekibin yol gösterdiği Napolyon'du.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
Fransızların Mısırbilimi kurması
Bonaparte , Fransa'nın ülke üzerindeki kontrolünü kolaylaştırmak için bilginleri Mısır'a getirmişti ; yine de bu adamlara kendi entellektüel çıkarlarını sürdürme özgürlüğü verildi ve 19. yüzyıl Avrupa üniversitelerinde ayrıcalıklı bir konum sağlayan MISIRBİLİM alanını kurmayı başardılar.
Onlara ne gök ne de yer ağladı ve ne de bir mühlet verildi. Biz gerçekten, İsrailoğullarını alçaltıcı azaptan kurtardık. (Duhan 44/29-30) Son zamanlarda ortaya çıkarılan bir piramit metni bize bu ayetin anlamı hakkında yeni içgörüler sağladı. Bu piramit metni de şöyledir: Gökyüzü senin için ağlıyor. Dünya senin için ağlıyor. Bir yıldız olarak cennete yükseldiğinde. Burada piramit metni, firavunu övüyor ve ölümünden sonra göğe yükseleceğini ve bir yıldız olarak göklerin hâkimiyetini iddia edeceğini iddia ediyor. Kur’ân’ın, Mısır’ın firavuna olan hayranlığını çürütürken piramit metnini doğrudan alıntıladığını görebiliriz. Bu bir tahmin çalışması veya ortalıkta dolaşan söylentilerden kopyalanmış bir şey olamaz, çünkü kullanılan dil oldukça spesifiktir (bkz. QT) ve firavunun iddiasını doğrudan çürütmektedir. Eski Ahit’ten de kopyalanmış olamaz çünkü bu konuda sessizdir. Şaşırtıcı olan, Kur’ân vahyedildiği sırada Eski Mısır hiyeroglif dilinin bilgisinin insanlıktan kaybolmuş olmasıdır. Eski Mısır tarihi, XIX. yüzyılda Mısırbilim çalışmaları kapsamında hiyeroglifleri çözme ve Eski Mısır’ın sırlarını ortaya çıkarma çabaları yapılıncaya kadar yaklaşık 3000 yıl boyunca saklı kalmıştır. Bu sadece Kur’ân’ın Antik Mısırlıların kaybolmuş tarihini açıklamasıyla aydınlanır. Bunca zaman saklı kalan bir konu hakkında kelimelerin çok özel kullanımı nedeniyle basit bir tahmin işi olmadığı açıktır.
Din
Napolyon 1798'de Mısır'ı işgal ettiğinde yanında götürdüğü 165 biliminsanı, buldukları diğer şeylere ek olarak Ejiptoloji (Mısırbilim) olarak bilinen yepyeni bir disiplin kurdular ve din, dilbilim ve botaniğe önemli katkılarda bulundular.
Sayfa 285·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih