Puan vermedi·304 syf.··
2026 763. kitabı
Yunan Mitolojisi birçok bilimin ve felsefi teorinin temelini oluşturur. Bu kavramların kaynağını görmek için okunmalıdır. Bu kitap bunu sağlayan kitaplardan biridir.
Yunan MitolojisiAnna Milbourne · İletişim Yayınları · 2015387 okunma
Sis ve Gece
8/10
·270 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:27
Ahmet Ümit’ten okuduğum ilk kitap olan Sis ve Gece, beni polisiye türüne biraz daha yaklaştıran bir roman oldu. Kitap boyunca sadece bir olayın peşinden gitmiyor, karakterlerin iç dünyalarına ve karmaşık ilişkilerine de tanıklık ediyorsunuz. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) içinde görevli bir başkomiserin, aniden ortadan kaybolan sevgilisinin izini sürmesini konu alıyor. Ama öyle sıradan, dümdüz bir kayıp vaka hikayesi beklemeyin. Hikaye ilerledikçe sadece bir kadının değil; geçmişin, sırların ve bürokrasinin o karanlık koridorlarının da kapısı aralanıyor. Benim için oldukça akıcı, ters köşeleri olan ve atmosferiyle içine çeken bir okuma oldu. Ahmet Ümit’in kalemini ve bu gizemli dünyasını sevdim, kesinlikle diğer kitaplarına da şans vereceğim! Benim bu gizem dolu yolculuğa puanım: 7/10 Ahmet Ümit Sis ve Gece
Edebiyat
Sis ve GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201324,1bin okunma
Reklam
8/10
·192 syf.··
2026 182. kitabı
Tanrılar, Kahramanlar ve Canavarlar #okudumbitti Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve mitolojiye merakı olan biri olarak Tanrılar, Kahramanlar ve Canavarlar’ı keyifle okudum. Kitap, dünyanın farklı yerlerinden mitleri ve efsaneleri bir araya getirerek insanlığın binlerce yıldır aynı soruların peşinden gittiğini çok güzel hissettiriyor. Yunan, Roma, Mısır ve İskandinav mitolojilerinin yanında Hint, Çin, Mezopotamya ve farklı kültürlerden anlatılara da yer verilmesi kitabı benim için daha zengin hâle getirdi. Bildiğim hikâyeleri yeniden okumak güzeldi ama daha önce çok aşina olmadığım mitlerle tanışmak ayrıca hoşuma gitti. Kitabın en sevdiğim tarafı, anlatıların kısa, anlaşılır ve akıcı olmasıydı. Ağır bir akademik dil yerine daha rahat okunabilen, insanı yormayan bir anlatımı var. Bu yüzden mitolojiye yeni başlayacaklar için güzel bir giriş kitabı olduğunu düşünüyorum. Sanki ateş başında eski zamanlardan kalma hikâyeler dinliyormuşsunuz gibi bir havası var. Mitler sadece tanrılar, kahramanlar ve canavarlardan ibaret değil aslında. Her hikâyenin altında insanın korkuları, umutları, ölümle, yaratılışla, iyilikle, kötülükle ve kaderle ilgili soruları var. Kitabı okurken farklı coğrafyalarda anlatılan hikâyelerin birbirine ne kadar benzeyebildiğini görmek beni çok etkiledi. Demek ki insan değişse de, zaman değişse de bazı meraklarımız hiç değişmiyor. Yazarın kalemini sade ve samimi buldum. Kısa kısa bölümler hâlinde ilerlemesi de kitabı çok rahat okunur yapmış. Bir oturuşta uzun uzun okumak da mümkün, ara ara açıp birkaç mit okuyarak ilerlemek de. Bu yönüyle hem öğretici hem de keyifli bir kitap olmuş. Tanrılar, Kahramanlar ve Canavarlar, mitolojiye ilgi duyan, farklı kültürlerin hikâyelerini keşfetmek isteyen ve insanlığın ortak hayal gücüne kısa ama güzel bir yolculuk
Tanrılar, Kahramanlar ve CanavarlarMark Daniels · Maya Kitap · 20262 okunma
9/10
·182 syf.·
2026 69. kitabı
Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır. Çakırcalı Efe ise bunların da ötesinde, dinlenir. Çünkü Yaşar Kemal bu eserde yalnızca bir insanın hikâyesini anlatmaz; Ege dağlarının rüzgârını, köylünün suskun öfkesini, devletin ulaşamadığı coğrafyalarda doğan adalet arayışını dile getirir. Kitabı kapattığınızda aklınızda sadece Çakırcalı Mehmet Efe kalmaz; onun yürüdüğü yollar, saklandığı dağlar ve peşinden gelen türküler de kalır. Bir Eşkıyanın Değil, Bir Çağın Hikâyesi Eseri yalnızca bir "eşkıya romanı" olarak değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. Yaşar Kemal'in amacı bir kahramanı yüceltmek ya da mahkûm etmek değildir. O, Çakırcalı'nın şahsında Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Anadolu'nun taşrasında oluşan güç boşluğunu gösterir. Çakırcalı, suçla adalet arasındaki o bulanık çizgide yürüyen bir figürdür. Devlet gözünde suçlu, halk gözünde koruyucudur. İşte kitabın en güçlü tarafı burada ortaya çıkar: Okur, karakteri kesin hükümlerle değerlendiremez. Çünkü Yaşar Kemal, insanı siyah ve beyaz renklerle değil, dağın sisi gibi gri tonlarla anlatır. Yaşar Kemal'in Dili: Toprağın ve Rüzgârın Dili Bu eserde dikkat çeken ilk unsur dildir. Yaşar Kemal'in cümleleri çoğu zaman bir tarihçinin soğuk anlatımından uzak, bir halk ozanının nefesi kadar canlıdır. Yazar, Ege'nin coğrafyasını sadece tasvir etmez; onu olayların gizli kahramanına dönüştürür. Dağlar sığınaktır, vadiler sır saklar, yollar ihanet taşır. Mekân, karakterlerin kaderine dönüşür. Eserdeki betimlemeler bazen bir yağlı boya tabloyu andırır: Sarp kayalıklar yalnızlığı temsil eder. Sonsuz zeytinlikler halkın sessiz direncini çağrıştırır. Dağ yolları özgürlüğün ve kaçışın simgesine dönüşür. Bu nedenle kitap okunurken sadece olaylar değil, atmosfer de zihinde yer eder. Çakırcalı halkın vicdanında doğan mit Yaşar
Çakırcalı EfeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20126,6bin okunma
Puan vermedi·270 syf.··
2026 264. kitabı
Ahmet Ümit, *Sis ve Gece* adlı bu ilk polisiye romanında, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) içinde dönen karanlık güç savaşlarını, entrikaları ve ortadan kaybolan sevgilisini arayan bir istihbaratçının psikolojik kırılmalarını konu alır. Yazar; ideolojileri, ihanetleri ve insan ruhunun karanlık dehlizlerini İstanbul'un tekinsiz atmosferiyle birleştirerek Türk polisiye edebiyatının en önemli köşe taşlarından birini ortaya koyar.
Sis ve GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201324,1bin okunma
Şeker Kutusu
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Öykü İnceleme / Şeker Kutusu Rıfat Ilgaz’ın “Şeker Kutusu” adlı hikâyesi, gündelik yaşamın sıradan bir ayrıntısından hareketle dönemin toplumsal yapısını eleştiren anlatıdır. Görünürde bayram ziyaretleri ve hediyeleşme etrafında şekillenen olay örgüsü, aslında sınıfsal farklılıkları, toplumsal değerlerdeki çelişkileri ve insan ilişkilerindeki samimiyet kaybını açığa çıkarır. Hikâyenin merkezinde yer alan şeker kutusu, orijinal niteliğinin ötesinde statü, çıkar ilişkisi ve insani zaafların simgesine dönüşür. Ilgaz’ın yalın dili ve gündelik konuşma doğallığı taşıyan diyalogları, metne güçlü bir ironi kazandırır. “Şeker Kutusu” yüzeyde bir bayram öyküsü izlenimi verse de Türk öykücülüğünde nesne merkezli anlatımıyla birey-toplum ilişkilerindeki yapaylığı sorgulayan hiciv örneklerinden biridir. Bu simgesel anlatım, hikâyenin olay örgüsünde belirgin bir döngüsellik üzerinden derinleşir. Başlangıçta Ali Yılmaz’ın özel olarak bir şeker kutusu yaptırmasıyla başlayan olaylar elden ele taşınan kutunun sonunda yeniden Ali’ye dönmesiyle tamamlanır. Bu döngüde içtenlikten yoksun ilişkilerde yapılan jestler, bir anlam üretmek yerine kendi ekseni etrafında dönen boş eylemlere dönüşür. Bayram gibi paylaşımın ve dayanışmanın sembolü olan bir zamanda bile insanlar birbirine samimiyetle değil, statü kaygısıyla yaklaşır. Ali Yılmaz’ın tutumu, bireysel duygular ile toplumsal roller arasındaki gerilimi görünür kılar. Nişanlısı Sevgi’ye götürmek üzere özenle seçtiği “üzeri çiçekli, içi dışı kadifeli, iç kapağının ortası aynalı, pırıl pırıl selefonlu,” kutu, Ali’nin duygusal ilgisini gösterişli bir nesne üzerinden ifade ettiğini açıkça ortaya koyar. Yani kutu hem duygunun dışavurumu hem de bu duyguyu estetik bir ambalajla sunma arzusudur. Kutunun parlak, aynalı kapağı, duygusal bir
Edebiyat
Şeker KutusuRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2017651 okunma
Reklam
Reklam