Ceplerinden birer birer kâğıt parçaları çıkarıyordu; her bir kâğıt parçasında ayrı bir öykü vardı, büyü becerisiyle dünyaya dönmek isteyen kimselerle ilgili, yaşanmış, gerçek öyküler. İşte böylece bu kadın, ölmüş, unutulmuş kişileri diriltiyor, bir yandan da ceplerinin derinliklerinden, adına insan denen ve konuşmayı hayat sayan hayvanın serüven ve aşkları fışkırıyordu.
“Yaşayacaksanız acı çekmeyeceğinizi söyleyen bir mit hatırlamıyorum ben. Mitler bize acıyla nasıl yüzleşeceğimizi, ona nasıl dayanacağımızı ve onu nasıl yorumlayacağımızı anlatır ama hayatta hiç acı olmaması gerektiğini ya da acı olmayabileceğini söylemez.”
İdeolojik yaklaşımlarımıza dayandırarak çeşitli mitler kurgulamak hiç de zor degil. Genelde, Arşimet gibi dahilerin bütün sorunlarımıza birer yanıt verebilmelerini istiyoruz. Galile gibi kahramanların, en zor koşullarda bile geri adım atmamalarını, geçmişle baglarını dramatik bir hareketle koparmalarını istiyoruz. Newton benzeri dahilerin; her gün karşılaştıgımız halde, gönderdikleri derin mesajlan biz olagan insanların fark edemedigi gündelik olaylardan esinlenmelerini istiyoruz.
Mitler, üzerinde düşünülecek şeylerdir. Toplumsal çelişkileri anlatma, aktarma ve analiz etme yolları sunarlar. Toplumsal normları [düzgü] temsil edip yansıtırlar ama ihtilaf söz konusu olduğunda onları tartışmaya da açarlar. Biz kimiz? Nereden geldik? Kim dostumuz, kim düşmanımız? Bölünmüş bir dünyada bizi tanımlayan ve birleştiren şey nedir? Kültürel kimlikler, mücadele içinde şekil alırlar; antik dünyada onlara biçim ve ifade kazandıran mit, ritüel ve dindi.
“Kurgu, sadece bir şeyleri hayal edebilmemizi değil, bunu kolektif olarak yapmamızı sağladı. Bu sayede İncil'deki yaradılış hikayesi, Avustralya yerlilerinin Dreamtime mitleri ve modern devletlerin milliyetçi mitleri gibi ortak mitler yaratabiliyoruz. Bu mitler Sapiens'e büyük gruplar halinde esnek bir işbirliği yapabilme becerisi vermiştir. Karıncalar ve arılar da çok büyük gruplar halinde çalışabilirler, ancak bunu yalnızca çok katı bir biçimde ve sadece akrabalarıyla yaparlar. Kurtlar ve şempanzeler, karıncalardan çok daha esnek biçimde işbirliği yaparlar, ama onlar da sadece yakından tanıdıkları az sayıdaki üyeyle yapabilirler bunu. Sapiens ise sonsuz sayıda yabancıyla çok esnek bir şekilde işbirliği yapabilir. İşte bu yüzden Sapiens dünyayı yönetirken, karıncalar bizim artıklarımızla beslenir.”