Yozlaşmış ve çarpık toplum düzenine sert bir eleştiri
Puan vermedi
Maddi zorluklar sebebiyle üniversite eğitimini tamamlayamayan Rodion Romanoviç Raskolnikov'un ruhunun derinliklerinde olup bitenlere ışık tutan Dostoyevski aynı zamanda, Raskolnikov üzerinden toplumun yozlaşmış, çürümüş ve çarpık düzenini ustaca gözler önüne sermiştir. Bunu yaparken ustaca sorular sorup net cevaplar vererek okurun aklında pürüz bırakmamıştır. Sadece ana karakter değil, diğer tüm yan karakterler toplumun ayrı ayrı her kesimini ele almıştır. Monoman düşünce yapısına sahip olan Raskolnikov'un yüreğindeki adalet ve hak arama serüvenine şahit olurken ona hak vermemek olanaksızdır. Tüm insanlığa kan kusturan, ezen, dışlayan ve ötekileştiren yasa koyucular ve koruyucular umarsızca elini kirletmekten çekinmezken, azıcık vicdan sahibi bir insan 'haklı' olmasına rağmen eline bulaşmış kanın yüreğindeki yakıcılığıyla acısına tanıklık ediyoruz. Toplumu suça iten faktörlere de değinen bu kitapta iki soru karşılıyor bizi. Suç, çevresel faktörlerden mi doğar yoksa suçun kendisi, zaten insanın içinde hep mi vardır. Akıl ile vicdan arasında yaşanan bu amansız çatışmayı konu edinen eserde ,Dostoyevski, son sözü okuyucunun sağduyusuna ve vicdanına bırakmıştır. Bir hiç uğruna hayatı yiyip giden insanların trajik öykülerini anlatırken, onlara hak vermeyi de ihmal etmez. Onların bu halde olmasına sebep olan toplumsal faktörleri de sert bir dille yargılayıp, yerin dibine sokmaktan geri durmaz. Her karakteri ayrı bir dünya, ayrı bir acı olan bu başyapıtta, tüm doğru bilinenler yanlış, yanlış olanlar doğru gibi gözükebilir. Tarih ne kadar değişirse değişsin tarih aynı tarih, toplum aynı toplum, acılar aynı acılar. Keyifli okumalar.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Koridor Yayıncılık · 2018194,2bin okunma
Puan vermedi
Merhaba Stefan Zweig, çok geniş bir psikoloji birikimini eserlerinde bütünüyle kullanmış ender yazarlardandır.Onun dünya edebiyatında bir biyografi yazarı olarak kazandığı haklı ünün temelinde bu özelliği,yani yazarlığının yanı sıra çok usta bir psikolog olması yatar.Satranç, Zweig’in psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öykü kitabıdır. Zweig ölümünden önce yazdığı öykü kitabıdır. Satranç’ı kaleme aldığı sırada, karısı Lotte Zweig ile birlikte göç ettiği Brezilya ‘da yaşamaktadır. Satranç’ta olay yeri olarak New York ‘tan Buenos Aires’e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Olayda kahramanlarımız gemide rastlantı sonucu karşılaşmıştır. Yeni dünya şampiyonu Mirko Czentovic,sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve çok usta bir satranç oyuncusu olan Dr. B.,öykünün kahramanları olarak karşımıza çıkıyor. Kitaptan altını çizdikleri; Hayatım boyunca tek bir bir düşünceye saplanıp kalmış, monoman insanların her türü hep dikkatimi çekmiştir,çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa dayaklaşmış demektir;özellikle dünyaya sırt çevirmiş gibi gözüken bu tür insanlar, özel malzemeleriyle kendilerine karıncalar gibi tuhaf ve gerçekten bir defaya özgü küçük bir dünya modeli inşa ederler. Demek ki satrançta kendi kendisine karşı oynamak istemesi, kendi gölgesinin üzerinden atlamak istemesi gibi anlamsız bir zıtlık durumdur. Siyah ve Beyaz Ben olmak üzere, bu iki parçaya ayrılmayı en azından denemek zorundayım, çevremi saran o korkunç hiçliğin altında ezilmemek için. Kitapla kalın.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Satranç - Stefan Zweig
9/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
Stefan Zweig, Satranç adlı eserinde insan doğasına yapılacak müdahalenin o insanın akıl ve ruh sağlığını bozmaktan başka bir işe yaramayacağını anlatıyor. Nazi rejiminin üstün ırk çalışmalarının nasıl bir başarısızlıkla sonuçlanacağını öngörüp bu çalışmaları eleştiriyor. Yazar, kitabın başlarında öncelikle entelektüel tek boyutluluğun tuhaf bir türünü anlatıyor bizlere. ''Hayatım boyunca tek bir düşünceye saplanıp kalmış, monoman insanların her türü hep dikkatimi çekmiştir, çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir; özellikle dünyaya sırt çevirmiş gibi gözüken bu tür insanlar, özel malzemeleriyle kendilerine karıncalar gibi tuhaf ve gerçekten bir defaya özgü küçük bir dünya modeli inşa ederler.'' Bir insan gerçekten de kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa yaklaşabilir mi? Sınırladığı yaşamıyla, inşa ettiği kendine özgü dünya modeliyle insanlığın zirvelerine ulaşabilir mi? Günlük yaşamımızda dikkatimizi dağıtan pek çok şeye sahip olduğumuz düşünülürse bu iddianın doğruluğu düşünülebilir. Eğer bir insan hayatını tek bir konu etrafında kurar ve geri kalan her şeyi hayatından çıkarırsa günlük yaşamında çok büyük bir boşluk oluşur. Yemek, uyumak gibi bazı zorunlu ihtiyaçlar dışında kalan bütün zamanını tek konu üzerinde çalışmaya harcarsa uğraştığı o konuda uzmanlaşması ve hatta uzmanlığın da ötesine geçmesi mümkün olabilir. O belli konuda insanlığın ulaşabileceği en uç noktaya ulaşabilir. Böyle bir seviyeye ulaşmış bir insanı ise, o konu çerçevesinde bakarsak, üstün bir insan kabul edebiliriz. Peki öyleyse, normal insanlar bu tarz bir yaşam tarzını taklit ederek belli bir yetenekte uzmanlığın ötesine geçip dünyanın bir numarası haline gelemez mi? Verilecek eğitimle üstün insanlar diyebileceğimiz insanlardan oluşan bir toplum oluşturamaz
Deneme, İnceleme, Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
8/10
·72 syf.·
Beğendi
·
2021 40. kitabı
Satranç - Stefan Zweig #kitapyorumu -Stefan Zweig'ın, Satranç kitabını Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ı okuyarak yazmış olma ihtimalinin olduğunu düşündüm bir an. Şöyle ki: Satranç sayfa 10 :"Hayatım boyunca tek bir düşünceye saplanıp kalmış, monoman insanların her türü hep dikkatimi çekmiştir, çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir; özellikle dünyaya sırt çevirmiş gibi gözüken bu tür insanlar, özel malzemeleriyle kendilerine karıncalar gibi tuhaf ve gerçekten bir defaya özgü küçük bir dünya modeli inşa ederler." -Yeraltından Notlar'da da insanın bir şeyde bağlı kalamama durumu karıncalara atıfta bulunularak bahsediliyordu. -Nazizme yapılan atıfla, yalıtılmış ve toplumdan soyutlanmış insanların işkence çektiği, Gestapo'nun otel odası sorguları sırasında şöyle anlatıyor 41. sayfada: "Etrafımda hep yalnızca masa, dolap, yatak, duvar kâğıdı, pencere vardı, oyalanabilecek hiçbir şey yoktu, hiçbir kitap, gazete, yabancı yüz, bir şeyler not etmek için kurşunkalem, oynayacak kibrit yoktu, yoktu, yoktu. Toplama kampında belki insan elleri kanayana ve ayakkabıların içindeki ayakları donana kadar el arabasıyla taş taşımak zorunda kalıyordu, iki düzine insanla berbat bir kokunun içinde, soğuktan donarak yatıyordu. Ama öte yandan insan, yüzler görebiliyordu, bir tarlaya, bir el arabasına, bir ağaca, bir yıldıza, herhangi bir şeye, ne olursa olsun, herhangi bir şeye bakışlarını dikebiliyordu, oysa burada insanın çevresinde hep o aynılık vardı, hep o değişmeyen, korkunç aynılık vardı." -Bu durum, tarihte yaşamış bütün toplumlarda bir işkence yöntemi olarak kullanılmıştır. Günümüzde de, kendi kendimizi yalnızlaştırarak bir nevi kendimize işkence ediyoruz. -Entelektüel boşluklardan, bu boşlukların dolduruluşundan ve doldurulamayışından, salt
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2014279,3bin okunma
8/10
·736 syf.··
2020 29. kitabı
İnsanlığın Adem'den beri duyduğu tüm öfke ve kin, sanki balinanın beyaz kamburu içinde toplanmış gibiydi. Ahab bir delidir, çünkü artık Ahab bir tek düşünceye saplanmış, bir tek tutkusu olan, Moby Dıck 'i öldürmekten başka bir şey düşünmeyen bir monoman olmuştur
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma
Yeraltından sesleniyorum!
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2022 70. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2022 12:55
YouTube kitap kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/0i9F0L1dcsM Dostoyevski vs. Dostoyevski Dövüş başladı. Kim yenecek? Raundların bitmek bilmediği bir zihin boksu izliyoruz. Hakem kim? O da Dostoyevski adında biri... Yeraltında gerçekleşen bu dövüşten kimsenin haberi yok, zira bu dövüş Dostoyevski'nin tam da beyninde gerçekleşiyor. Aslında gayelerimize her zaman ulaşmayı istediğimizi belirten fakat zevkli olan kısmının ise gayelerimize hiçbir zaman ulaşamayacak olmamızı üstüne basa basa söyleyen bir dövüş. Aynı bir arabanın bir çizgi boyunca olmak üzere A noktasından B noktasına giderken her seferinde kalan yolun yarısını gidecek bir şekilde yolun sonuna ulaşmaya çalıştığında hiçbir zaman hedefine ulaşamayacak olması gibi. Dostoyevski'nin kendisinin de dediği gibi ince otobiyografik detaylara ulaşıyoruz bu kitaptan kendisine dair. 40 küsür yaşlarında yazdığı bu kitapta önceki kitaplarını ses çıkarmamak olarak tanımlaması bu kitap ve akabininde gelecek kitaplarda nasıl cesur sesler çıkaracağını kanıtlıyor. Çirkin olmayı kabullenmeyi, içinden geçen her şeyi çekinmeden yazabilmeyi, seçmemeyi seçebilmeyi, 19. yüzyıl insanının karaktersiz ve gerçekten aptal olmadan bir halt olamayacağını söyleyebilmeyi, 2x2=4 gibi basit bir matematik işleminden bütün matematik dünyasını, nicelikleri, kesin yargıları ve formülizasyonları sorguya çekebilmeyi başaran bir Dostoyevski vardı bu kitapta. Bize bir gün "nanik" bile deyişimizin formülize edilebileceğini fakat böyle olursa da bu hareketin samimiyetinin ve içerdiği sevgisinin hiçbir anlamının kalmayacağını belirten bir Dostoyevski. Matematikle ve nesnel yargılara bu kadar kolay varılabilmesiyle, beyniyle ve yerin üstündeki bütün insanlara
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma