Satranç - Stefan Zweig
#kitapyorumu
-Stefan Zweig'ın, Satranç kitabını Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ı okuyarak yazmış olma ihtimalinin olduğunu düşündüm bir an. Şöyle ki:
Satranç sayfa 10 :"Hayatım boyunca tek bir düşünceye saplanıp kalmış, monoman insanların her türü hep dikkatimi çekmiştir, çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir; özellikle dünyaya sırt çevirmiş gibi gözüken bu tür insanlar, özel malzemeleriyle kendilerine karıncalar gibi tuhaf ve gerçekten bir defaya özgü küçük bir dünya modeli inşa ederler."
-Yeraltından Notlar'da da insanın bir şeyde bağlı kalamama durumu karıncalara atıfta bulunularak bahsediliyordu.
-Nazizme yapılan atıfla, yalıtılmış ve toplumdan soyutlanmış insanların işkence çektiği, Gestapo'nun otel odası sorguları sırasında şöyle anlatıyor 41. sayfada: "Etrafımda hep yalnızca masa, dolap, yatak, duvar kâğıdı, pencere vardı, oyalanabilecek hiçbir şey yoktu, hiçbir kitap, gazete, yabancı yüz, bir şeyler not etmek için kurşunkalem, oynayacak kibrit yoktu, yoktu, yoktu. Toplama kampında belki insan elleri kanayana ve ayakkabıların içindeki ayakları donana kadar el arabasıyla taş taşımak zorunda kalıyordu, iki düzine insanla berbat bir kokunun içinde, soğuktan donarak yatıyordu. Ama öte yandan insan, yüzler görebiliyordu, bir tarlaya, bir el arabasına, bir ağaca, bir yıldıza, herhangi bir şeye, ne olursa olsun, herhangi bir şeye bakışlarını dikebiliyordu, oysa burada insanın çevresinde hep o aynılık vardı, hep o değişmeyen, korkunç aynılık vardı."
-Bu durum, tarihte yaşamış bütün toplumlarda bir işkence yöntemi olarak kullanılmıştır. Günümüzde de, kendi kendimizi yalnızlaştırarak bir nevi kendimize işkence ediyoruz.
-Entelektüel boşluklardan, bu boşlukların dolduruluşundan ve doldurulamayışından, salt