Bugün hayatın döngüsünü sadece zamanda değil ya da herhangi bir kavramda değil sadece bir mor lahana da gördüm. Kıvrımlarının bir şekilde bir yere bağlanması hiçbir çizginin önemsiz olmaması her birinin bir görevi olması ve sonunda bütün bu kıvrımların bir nesneyi meydana getirmesi, Bunlar bir lahananın yaşam çizgileri. İşte hayat tam olarak bu değil mi . Hayatta en küçük yaşantımızın bile bir sebebi var. En büyük örneği sevmek ya da sevilmemek yaşantımızdaki çizgilerin en büyüğü bu büyük çizgi bir diğer çizgiye değmemizi ve o çizginin hayatımıza karışmasına sebep oluyor. Lahanadaki bütün daireleri birleştirdigimiz zaman lahananın kendisi yapıyorsa, hayatınızdaki anlamlı anlamsız bütün noktaları, çizgileri ve virgülleri birleştirildiğimiz zaman kendimiz ortaya çıkıyor, biz ortaya çıkıyoruz. Lahanadaki her hangi bir çizgiyi yani parçayı çıkardığımız zaman lahananın şekli bozuluyorsa aynı şekilde bizim hayatımızdan en küçük önemsiz bir durumu çıkarıldığımız zaman bir duygumuzda eksilme oluyor. Aslında birde şu konudan bakmak lazım biz mi doğayı taklit ediyoruz doğa mı? Doğanda yaratılan her birşeyin bir kopyası gibiyiz.
Otuz Beş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz; Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim: Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Cahit Sıtkı Tarancı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şimdi ben ahlatın başında, Otuz iki yaşımda. Ahlar ağacı gibi. Rengarenk çaputlar bağladım yıllarca dallarıma, Mavi, mor, kırmızı ve yeşil.. Didem Madak
Şiir
Uyan çoban uyan Sürüde kurt var Mor koyun yaralı Kuzu perişan
Kalu bela Semra Çavuşoğlu yazdı..
okuryazarkitaplar.com/kalu-bela Bir gün, adını hiç bilmediğim bir yere getirildim. Gariptir ki nereden getirildiğimi hiç hatırlamıyorum. Ama öyle güzel bir yermiş demek ki geldiğimde çok ağlamışım. Ne gökyüzü tam gökyüzüydü ne de toprak bildiğim toprak. Adı Dünya imiş. Sanki dünya ile düş arasında unutulmuş bir eşikte durmuştum. İlk zamanlar orayı sevdim, çünkü her şey güzeldi; rüzgâr çiçeklerin arasından geçerken ince bir ney sesi çıkarıyor, güneş yaprakların üzerine altın renkli dualar bırakıyordu. Uzaklarda gümüş renkli tepeler uzanıyor, akşamları gökyüzü mor ve turuncunun birbirine karıştığı kutsal bir denize dönüşüyordu. Her sabah uyandığımda yeni bir mucize görüyordum.
Ne olacağını kestiremiyorum ama çok sevdiğim bir kız kardeşsin
Bugün biraz kalabalık şekilde çarşıya giderken mesajını görmüştüm. 2-3 kez okudum. Hem şaşırmıştım hem de böyle olumlu beklememiştim. Baya ay geçmişti. İkimizde zor bir dönemden geçiyorduk ve bir şey baya patlak vermişti. Konuşsak da pek ortayı bulamamıştık ki yolları ayırdık. Ama ben onunla kavga etmeyi geçtim bu raddeye gelebileceğimizi ne düşünmüş ne de ihtimal vermiştim: Kırılmıştım sonrasında anlaşılmamıştım. Yine de konuşmayı tercih ederken daha kötü olmuştu ki kopmuştuk. Ondan sonra hiç yazmadım o da yazmadı: Zaten ortada kopma olmuşsa ben hiç yazmazdım. Üzülürdüm vs. ama "Bitti." diyebiliyorsak bitmiştir. Ya da niye başlasın: Başlayacak şeye niye bitti densin? Benim o tarz durumda sonradan yazma gibi bir alışkanlığım yok. Ki kendimde de gerçekten bitirmişsem: Sebep tek başıma bana aitse özür dilemek için yazardım o da yeniden başlasın diye değil. Hata yaptığım ve anladığım, amacımın o yönde olmadığını belli etmek için. Herhangi bir olayın halledebilme süresi benim için en geç 3 gündür. O zamana kadar beklerim sonra beklemem. Bu kim olursa olsun silerim. Bazen değer verdiğin için bir şeyleri sineye çekersin ya, tam orada daha feci kırılırsın. İşte o tarz bir şey olmuştu bana. Bir de onu cidden çok sevip değer vermiştim: İlk kez bir kızla o kadar yakın bağ kurmuştum. Ve pek sosyal değilim. Normal aramalardan nefret ederken görüntülülere hiç tahammülüm olmazdı. Sevmiyordum. Ama onda aynı vakitte kendimize kahve yapmış ve görüntülü ilk buluşmayı gerçekleştirmiştik. Yabancı olduğum bir şeydi ama o buna değerdi ve hiç zorunda hissetmiyordum aksine heyecanlı ve keyifli geçmişti. Zoom' dan seçtiğimiz bir diziyi birlikte izliyorduk. İçerik ona biraz sıkıcı geldi ya da biraz yavaş ilerler gibi. O yüzden bir yerde mayışıyordu. Bu halleri komik ve tatlıydı. Beğenmediyse
Hayata Dair