Yazarın kitapları her seferinde beni farklı ve bambaşka dünyalara sürüklüyor. Bu kitapta da 3 tane öykü var. İlki kitaba adını veren Menekşeli Mektuplar. Ahmet bey Almanya'ya gider eşi incila hanım ondan sürekli mektup bekler. Postacı hikayeye dahil olur derken , hazin bir son bizi bekler. İkinci hikaye Hac Yolunda yaşanılan trajikomik bir maceradir. Üçüncü hikaye ise bizi Ruslara karsi binlerce askerin donarak öldüğü Sarıkamış a götürür bizi. Her bir sayfada bir sürü duyguyu yaşatan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Alıntılar :
Bilmez biçare kalpler giden dönmez ki geri...
"Dünyada iyiler azalıyor, kendine iyi bak."
Ama aşk dediğin nedir ki?
Postacı:
-Nedir?
Kahveci gülümsüyor; hafifçe eğilerek.
-Muhabbet iki başlı olacak arkadaş. Tek taraflı oldu mu sakat. Kara sevdaya girer.
-Çaresi?
Hikmetli bir söz söylüyor kahveci:
-Ya tahammül, ya sefer!
Bir sen varsın bir de hesap verdiğin Cenab-ı Hak.
Kaç ay, kaç yıl geçti?
Ne önemi var. Zaman izafî bir şeydir.
Hani adam kitabına ad koymuş.,
Gün olur asra bedel.
"Uzun hikaye", mor "Menekşeli Mektup"a sığdı. Aldım hikayemi, bir "Rüzgarlı Pazar" günü "Tufandan Önce" "Yokuşa Akan Sular"a saldım.
Ah benim saka kuşum, akasyam, mandolinim...
Ah benim "Beyhude Ömrüm"...^