"Düşünün bakalım; televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir müslümanda değil cihat etmek, acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır?"
Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister, doğru mu yanlış mı diye; ama kimsesi yoktur işte. Bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz, gösterecek kimsesi olmadığından. Yanındakine dönüp ''Gördün mü sen de?'' diye soramaz ki. Bilemez ne gördüğünü, soracak kimsesi yoktur ki.