Miray Su

Puslu Kıtalar Atlası-İ. ANAR (Seyircisi misin hayatın yoksa kahramanı mı?!)
9/10
·238 syf.··
2022 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2022 20:50
Ve bitti... Bir an hiç bitmeyecek sandım! Öyle güzel iç içe hikayeler vardı ki her an bir başkasının içine düşebilirim diye düşündüm ama olmadı! Kayıp gitti ellerimden #k:1033... Çok kitap inceledim bu uygulamada. Ama itiraf ediyorum en çok bu incelemeyi kafamda kurmakta zorlandım. Postmodernizm, iç içe anlatım, üst kurmaca... Ne çok hikayeye şahit oldum, ne farklı kahramanlar tanıdım... Lağımcılar, dilenciler, mutlular, dertliler... Sizin için spoiler vermeden incelemeye çalışacağım, olaydan çok verdiği duygudan yola çıkarak! En çok "kesişmeleri" sevdim bu eserde. Farklı hayatlar öyle ustaca birleşiyor, farklı hikayeler öyle güzel birbirine bağlanıyordu ki... Tam işte konudan koptuk dediğim yerde en olmadık yerinden tutundu olaya yazar. Tam bir masala geçtik derken, gerçekliğin dibinde bulduk kendimizi. Tam düşteyiz derken, aslında hiç bu kadar uyanık olmadığımızı fark ettik. Sahi düş neydi? Gerçeklik neydi? Sorular... Ne çok soru birikti okurken içimde. Gerçekten var mıyım onu bile sorguladım. Ya da siz gerçekten var mısınız? Belki de sadece benim düşlerimin ürünüsünüz! Ne diyordu René Descartes: Düşünüyorum, öyleyse varım. Belki siz de ben düşündüğüm, hayal ettiğim müddetçe varsınız! Ya da tam tersi değil mi? Ben sizin hayallerinizde varım? Yahya Kemal Beyatlı: İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar," der. Hayal! Ne çok şey saklı bir kelimede değil mi? Kimi zaman gerçek olur kimi zaman hep uzaktadır. Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi? (s. 127) Hadi bu sorunun cevabını beraber arayalım! Öyle bir kitap ki ne ararsanız var içinde! Tarih mi istiyorsunuz, tarih! Coğrafya mı, adım adım dolaşalım o sokakları? Felsefe mi? Sonuna kadar! Hikaye derseniz hikaye, masal derseniz masal! Her şeyden biraz var ama geri kalan bölümü sizin zihninizde ilmek ilmek örülüyor. Arkası yarın diye bir
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ama gerçek bu işte; cennetten kovulan melek hain bir şeytana dönüşür.
Yaşayan ölülerin var olduğu bir dünyada adalet nasıl sağlanır?
Edebiyat
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2015 124. kitabı
Aşk-ı Memnu'nun romanını da okudum, dizisini de izledim. İnsanlar orada bölünmüş aile yapısını, amcasını aldatan bir yeğeni, eşini aldatan bir kadını görüyor. Hatta daha da ileri giderek Behlül'ü Bihter'in baştan çıkardığını söylüyorlar. Halbuki hikaye, toplumun kadına bakış açısını muhteşem bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Gelin bir de hikayeye şu açıdan bakın: 50 yaşlarında bir adam, kendi kızından yalnızca birkaç yaş büyük bir kızla evleniyor. Öyle bir zamanlama ki hem kızın babasının ölümünden kısa bir süre sonra hem de kız, annesinin babasına olan ihanetinden ötürü annesinden nefret ederken, onu suçlarken.. Çok manidar değil mi? Adnan Bey, kızı yaşında bir kıza göz dikmenin bedelini ödedi, kızın en zayıf anında, bir baba figürüne en çok ihtiyaç duyduğu anda ondan faydalandı. Ama insanlar bunu tamamen göz ardı etti ve Bihter'i suçladı. Bihter, Behlül'den uzun süre kaçmaya çalıştı, reddetti. Behlül sürekli hep bir şekilde üzerine gitti. Dediler ki "Bihter'in bu davranışı Behlül'ü ayartmak içindi." Ama Bihter geri durmasaydı, yine kötü kadın gözüyle bakacaklardı, nitekim baktılar da. "Adnan'la evlenmeseydi" diyeceksiniz, kız babasının, annesinin ihaneti yüzünden öldüğünü düşünüyor ve ondan nefret ediyor. Adnan'la evlenmeseydi nefret ettiği, dahası sızlanmaktan başka bir iş yapmayan bir kadınla aynı evde yaşamaya mahkum kalacaktı, dahası kalan borçlar için annesinin utanmadan babasını suçlamasını duyarak yaşayacaktı. Adnan'la evlenmek onun için bir çıkış oldu. Ama hayır, toplumun gözünde suç olan bu, bir adamın kızı yaşında kadına göz dikmesi değil! Olanların vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını Bihter tek başına üstlendi. Adnan mutluydu, Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler ama Bihter öldü ve şimdi hala bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Yakamoz Yayınları · 201622,9bin okunma
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2017 00:00
Kitap hakkında uzun bir inceleme yazacağım, kitabı okumadan önce okumayınız. Umarım canınızı sıkmadan, beni çok etkileyen bu roman üzerine uzun bir inceleme yazacağım. Halide Edip Adıvar'ın Kurtuluş Savaşı yıllarında orduda onbaşı rütbesiyle gönüllü olarak görev yaparken yazdığı Ateşten Gömlek, okuyucunun, özellikle bir Türk okuyucunun, heyecanla okuyacağı, sürükleneceği ve kıpır kıpır olacağı bir roman . Kitabın ön sözünde Yakup Kadri'ye yazdığı açık mektupta belirttiği gibi aslında Yakup Kadri'nin tasarısı olan Ateşten Gömlek ismini o kadar beğeniyor ki kendi romanına da bu adı koymak istediğini söylüyor. Bu açık mektupta ayrıca bu iki Ateşten Gömlek 'i zaman eğer söndürüp atmazsa Türk romanları arasında aynı isimde iki kurtuluş romanı olacağını ve belki elli sene sonra raflarda yan yana oturacağını ve uzak Türk gençliğini harlayacağını, yüksek umutlarla belirtiyor. Yazar, romanda ilginç bir anlatım tekniği kullanmış, hastanede iki bacağını savaşta kaybetmiş Peyami'nin hatıra defterinden ve anılarından dinliyoruz olayları. Silik, cansız bir Hariciye memuru iken tanıdığı birkaç insan "sayesinde" nasıl ateşten gömleği giydiğine tanık oluyoruz. Aslında olayın kahramanlarının onlar olduğunu, kendisinin ise yalnızca onların arasında bulunduğunu ve kendi hayatının da onların hikayesiyle başladığını söylüyor bize. Etkileyici bir girişe sahip roman beni daha ilk cümlelerden heyecanlandırmayı başardı. Annesi bir şişli hanımı olan Peyami, annesinin onu uzak akrabaları olan Ayşe adında bir köylü kızıyla evlendirme ısrarı üzerine Peyami'nin yurdun karışıklığından da faydalanıp yurtdışına kaçması ve geri döndüğünde Ayşe'nin abisi Cemal' ile iyi ilişkiler kurmasıyla başlar hikayemiz. Cemal Peyami ile savaş konuşurken, İzmir'de evli ve çocuklu olan Ayşe'nin ailesinin öldürülmesi
Edebiyat
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma