MTK

Yalın Alpay - Yalanın Siyaseti (2017)
8/10
·184 syf.·
2020 28. kitabı
Postmodernizmin akademide ve medyada, daha sonrasında sanat ve iş dünyasındaki etkisi nesnelliğin kayda değerliğine büyük bir darbe vurdu. Bu durumun siyasetteki karşılığı da adına post-truth denen politik zihniyet çağı oldu. Kavram yabancı olsa bile yahut tanımında kesin bir uzlaşı olmasa bile (ki zaten bu durum onun postmodern kimliğine ilişkindir) mevzu yeni değil: kavram yeni, mevzu kadim. “Truth”, (ilginç ve manasız biçimde) sıkça gerçeklik diye çevrilmesine karşın, zihne atıf yapması dolayısıyla “reality”den farklıdır. Benim dışımdaki reel mevcudiyetin zihnimdeki doğruluk veya yanlışlığına işaret eder. [Hangi şeye doğru diyeceğim konusunda çeşitli tartışmalar mevcut elbette (elde edilen netice, dışarıda olanın zihnime uygun tekabül edebilmesi, doğru kabul edilen diğer şeylerle tutarlı olup olmadığının tespit edilmesi vb. kriterler söz konusu) ancak Yalanın Siyaseti, haklı olarak, bu tartışmaları görmezden geliyor ve direkt konuya giriyor.] “Post” ön eki de hakikatin sonralık ve öteliğinden ziyade, değer kaybına işaret ediyor. Post-truth, dolayısıyla, Alpay tarafından “hakikatin önemsizleşmesi” diye çevriliyor. Bunu söyledikten sonra… kitap için iki bölümden söz edebiliriz: 1. Hakikatin önemsizleşmesinin tanıtıldığı ilk bölüm. Tetikleyici unsurların detaylı, etraflıca ve ilişkilendirilmiş izahının yapılmasıyla yazar okuyucusuna kavrama dair daha berrak ve oturmuş bir görü sağlıyor. Buna müteakip hakikatin önemsizleşmesinin bugün yarattığı mevcut problemlerin yanı sıra gelecekte sebep olabileceği tehditler üzerinde duruyor ve çözümü için çaba gösterme zorunluluğunu vurguluyor. 2. Bu çözüm için de kitabın önemli bir bölümünü akıl yürütme yöntem ve hatalarını tanıtmaya ayırıyor. Sık ve kolayca kendine kurban bulabilen yaygın safsataların tanıtılmasıyla okuyucunun
Siyaset
Yalanın SiyasetiYalın Alpay · Destek Yayınları · 20171,085 okunma
Reklam
Hayvanlardan Söz Ederken
İnsanlar kendi acımasızlıklarını farkına vardıklarında, hayvanları sevmeye başlamasalar da en azından onlar hakkında iyi şeyler söylemeye başladılar. Aşırı olan, seçilen ikna etme tekniği: Hayvanlar kurtarılmaya değsin diye onları insansılaştırıyor, oyuncaklaştırıyoruz. Kural olarak yabanıl ve etobur olsa bile, hayatta kalmaları gerektiğini kimse söylemiyor. Hayır, onlara sarılabilinir, gülünç, iyi huylu, uysal, bilge ve terbiyeli yaparak saygınlık kazandırıyoruz. ... basitçe söylersek, bu hayvanları ve ötekileri, oldukları gibi sevmeliyiz, bu mümkün değilse hiç olmazsa saygı göstermeliyiz. ... bir ayıya, budala ama zararsız bir hayvan olduğu için yaşama hakkı olduğunu söylemek hakaret etmek sayılır.
Sayfa 181 - Can Yayınları
1000Kitap
Ahlak ve Estetik
Bir tablo yapan ressam, önceden konulmuş kurallara kulak asmıyor diye yerilir mi hiç? Yapacağı tablonun ne olması gerektiği hiç söylenir mi? “Şöyle bir tablo yapacaksın!” denir mi?
Sayfa 63 - Say Yayınları
Felsefe
Duaya Dair
Senden bir şey isteyemeyiz, çünkü sen bizim ihtiyaçlarımızı daha içimize doğmadan bilirsin: Bizim ihtiyacımız sensin; bize kendinden daha fazla verirken aslında her şeyi vermiş olursun.
Sayfa 38 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Edebiyat
Reklam