10 üzerinden 10 ☆
10/10
·687 syf.·
2026 14. kitabı
Uzun zamandır inceleme yazmamıştım, ama bu muazzam eser hakkında bitirir bitirmez duygularımı ve düşüncelerimi yazmazsam büyük haksızlık etmiş olurdum. O zaman hemen başlayalım. Gerçek okurlar bilir ki 'Suç ve Ceza' şuana kadar yazılmış en iyi romanlar arasında ilk üçe girer , eseri yıllar önce lisedeyken okumuştum.Bugünkü yaşım ve yaşanmışlıklarımla ikinci okuyuşumda bambaşka bir tat aldım, iyiki.. iyiki.. iyiki.. okumuşum. Sıkmadan kısaca biraz eserden bahsedeyim: Ererde yoklukla mücadele eden bir üniversite öğrencisi olan (hatta okulu da çok fakir olduğu için bırakmak zorunda kalmış) Raskolnikov 'un adalet ,vicdan ve toplumsal ahlakla ilgili kavramlar üzerinde insanı çokça düşündürdüğünü ve radikal bir bakış açısıyla suç kavramını sorgulattığını söylemeliyim. Aslında sevmeyeni seveninden çoktur gibi geliyor bana nedense :) ama ben sevdim kendisini. Ayrıca hukuki kurallar ve insanî değerlerin karşı karşıya geldiği durumlarda, toplumsal ahlakî yargilarda değişiklik yapılabilir mi sorusu üzerine düşündürüyor ki , Ahlak Kuramcılarının da ana konularindandır bu , açıkçası benim ayrica ilgilendiğim bir alan olduğu için daha cok dikkatimi çekmis ve sevmiş olmamin sebebi de bu olabilir. Dostoyevski'nin insan psikolojisini ne kadar muhteşem bir şekilde analiz ettigini önceki okudugum eserlerinde de tecrübe etmiştim ama bu eserle de tescillemis oldu, Allah ömür verdikçe 5 -10 sene de bir tekrar tekrar okunası eserler. Bence hala bu muazzam eseri okumadıysanız acele edin derim :) Keyifli okumalar ...
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 30. kitabı
Roman, zamanında Endülüs Emevi topraklarında olan İspanya’da başlamaktadır. Endülüslü Çoban Santiago’nun “Kişisel Menkıbesi” uğruna atıldığı maceranın anlatıldığı bu kitap, okuyucularına kendi hayatlarını sorgulatmayı başarıyor. Çobanımız Santiago, kendi “Kişisel Menkıbesi” yolunda karşısına çıkan “Dünyanın en büyük yalanı ne?” ve “Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” gibi insanın kendisine sorması gereken soruları kendi içinde cevaplayıp bizlere de ön ayak oluyor. Kitabın arkasında yazan “Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.” cümlesine sonuna kadar katılıyorum çünkü kitap, çoğu insana kendini sorgulama fırsatı yaratmaktadır. Santiago, yaşadığı topraklardan başka yerleri görmek ve buraları gezmek istiyor. Santiago’nun rahip olmasını isteyen babası oğlunu çok fazla zorlamayarak ona bir miktar para vererek koyun almasını sağlıyor. Simyacı kitabının ilk sayfalarında yaşanan bu olayla Santiago, “Kişisel Menkıbesi” adına ilk adımı atmış oluyor. Santiago, kimseyi kendi hayatına karışacak veya kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini söyleyecek bir konuma getirmeyerek bizlere ilham oluyor. Günümüzde toplum baskılarından dolayı çoğumuz bize verilen veya dayatılan seçeneklerden seçim yapıyoruz veya yapmak zorunda oluyoruz. Hayatımızın iplerini elimize alıp kendimizi yönlendirmeliyiz. Toplumda öyle insanlar var ki ipleri eline almayı bırakın, iplerini başkası kontrol ediyor. Hatta o iplerle hayatı elinden alınan bile var. Bunlar gibi olaylarla karşılaştıkça bazılarımız kendi hayatları için şükrediyor bazılarımız da ümitsizliğe kapılıp hayal kurmaktan vazgeçiyor. Daha iyi bir toplum için hayal kurun, en önemlisi kendimiz için hayal kurmalıyız. İnsanlar ümitsizliğe kapılırsa, herkes kendi ipini kaçırırsa toplum olmaktan
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,6bin okunma
Reklam
Kalbimin Tecelligâh’ı
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 18:21
@hayatisir hocamın yazdıkları ruhuma çokça şifa,düşünce dünyamda tefekkürü çoğalatan,her kelimenin kısa cümlenin sonuna konan o çokça düşündüren noktalar…. Aklet diyor her cümlede,Kur’an-ı Kerim’i,anlamayı hayatının merkezine almanı,özünü ,evini ,kalbini dünyayı yönetmek isteyip insanlığı bitirmeyi arzulayan şirk-et ‘lerden kalbini aklını korumanı öğütlüyor. Neredeyse tüm yazdığı eserleri okudum,artık öyle aşinayım ki kalemine,ilminin derinliğine,kelimeleri kullanış şekline ,yazdığı ve hissettirmek istediği tüm manalar sanki yüreğimde sayfa sayfa açılıyor okudukça… Çokça yazıyor ,insanlık için çocuklar için ,Rabbimin rızası için,hızla tüketilen dünya için yazıyor… Yazdıkları benim için çok kıymetli “Tecelligâh” nur ya da nar olmanın Araf’ında kalmaman için ,asıl evin kalbinin sahibi Rabbim Tecelligâh’ındır. Hatırla… İlk yaratıldığın fıtratı bozukmamış benliğini içinde hisset ve Hatırla “…ruhun hassasiyeti. Cenâb-ı Allah’tandır. Hassas insanların kalbi. Tecelligâhtır. O insanlar Rablerine sırgâh olur.” Öylesine ihmâl ediyorsunuz ki kalbinizi. Oysa Cennet kalbiniz ihmâle gelmez. Her an sizi ister. Hisseder. Sevilmek ister. Kalb. Çok kırılgandır. Aslında bu hassasiyetinden alır gücünü de. Sadece insanları değil. Eşyayı bile anlar. Kalbin gücü sınırsızdır. İncindikçe daha güçlenir. Kendine çekilir. Kalbin tecelligâhında.
TecelligahHayati Sır · Hayy Kitap · 20268 okunma
Ormanda Kaybolmak Aslında En Büyük Sorunları Değildi
7/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:37
Konusu: Hutch, Luke, Dom ve Phil adındaki dört yetişkin adam üniversite yıllarında birbirinin en yakın arkadaşıdır ve yıllar sonra yeniden bir araya gelerek bir geziye çıkma kararı alırlar. Erkekler ve doğa meselesi anlayacağınız. Ama tatil yapmak için sanki özellikle tanrının bile unuttuğu İsveç'in en ücra güzergâhlarından birini seçerler. Fakat bu gezi planları daha en başından itibaren altüst olur çünkü ekipteki iki kişi hem kilolu cüsseleriyle böylesine uzun soluklu bir maceraya hazır değildir hem de yolculuğa çıktıkları ilk günden kendilerini sakatlarlar. Dolayısıyla ekibin en deneyimli üyesi ve bu tatili organize eden Hutch, onları kestirme bir yol için hiç el değmemiş bir millî park olan ormanın içine sokarak en kısa sürede insan topluluklarına yeniden ulaşmayı amaçlar. Yine de bu, belki de hayatlarında yaptıkları en büyük hata olur çünkü kestirme yol diye girdikleri orman aslında kaçınmaları gereken tek şeydir. Bu lanetli orman içinde pek çok kötülüğü saklamaktadır. Vikinglerin kanını taşıyan bir topluluktan geriye kalan ürkütücü evler, rün kazılı devasa taşlar, terk edilmiş kilise ve mezarlar, sayısız ölünün kalıntısı ve acayip ritüel mahalleri. Tüm bunlar yetmezmiş gibi insanlar gitse dahi taptıkları "şey" hâlâ orada, o ağaçların arasındadır. Kadim ve vahşi, unutulmuş zamanlardan kalma eski bir tanrı, bir canavar. Ve yıllar sonra nihayet avlayabileceği yeni kurbanlar bulur. Bizzat kendi ayaklarıyla onun inine giren talihsiz turistleri. Şimdiii gelelim benim yorumlarıma. Bakın, yukarıda da bahsettiğim gibi kitabın çok ilgi çekici bir konusu var. Yani kesinlikle okurken insanı etkileyen, derinden sarsan ve genel olarak memnun eden bir roman olduğunu söyleyebilirim. Hele ki yarısından sonrası için en çok bu dediklerim geçerli. Şöyle izah edeyim; tam olarak
1000Kitap
RitüelAdam Nevill · Pegasus Yayınları · 2015190 okunma
Çağın İçinde Kaybolan Kalplere
10/10
·224 syf.··
2026 11. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 08:00
Dirilt Kalbini, çağımızın yorulmuş ruhuna tutulmuş samimi bir aynadır. Nouman Ali Khan, modern dünyanın içinde kaybolan Müslümanın kalbine dokunurken bunu yargılayarak değil, kendi nefis muhasebesinden örnekler vererek yapıyor. Bu yönüyle kitap, okuyucuyu ağır bir söylemin içine değil; içten, mütevazı ve sahici bir yüzleşmeye davet ediyor. Gerçek Müslümanlığın ulaşılmaz bir ideal değil, nefisle verilen samimi bir mücadele olduğunu hatırlatıyor. Bugünün kronikleşmiş manevi sorunlarına dokunan bu eser, tartışmalarla ayrışan değil; aynı dava uğruna birleşen bir ümmet özlemini yeniden hatırlatıyor. Okuyun, okutun, tavsiye edin… Rabbim, dini kuru tartışmaların konusu hâline getirenlerden değil; kalbiyle yaşayan, samimiyetle mücadele eden ve ümmete umut olan nesillerden eylesin.
Din
Dirilt KalbiniNouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 201712,3bin okunma
Taşları Yerinden Oynatmak
Puan vermedi·165 syf.··
2026 19. kitabı
Etrafım İsmet Özet severler ile çevrili olduğu için zülf-ü yare dokunmaktan hep endişe ediyorum; düşündüğüm, konuştuğum, yazdığım her şeyde üstümden atamadığım bir otosansür ağırlığı var. İstemsiz bir şekilde yukarıdaki hali tarif etme çalışmam; aslında bu kitabın benim açımdan incelemesi olacaktır. İsmet Özel iddia eder ki; kendisi herkesi ilgilendiren sorunları olabildiğince anlaşılmak arzusuyla kaleme alır. Ama kendisinin berrak olduğunu iddia ettiği çözümler anlaşılmaz ve yetersizdir (konu benim kabiliyetim ve kapasitemden kaynaklı olabilir; aksi gösterildiğinde kabul etmeye her zaman hazırımdır). Eğer birisi derse ki; İsmet Özel'in sağladığı taşları yerinden oynatmaktır ve bu vazifeyi gerçekleştirmiştir. Bu benim için anlaşılabilir olacaktır. En azından ilk cümlede ifade ettiğim gibi etrafımdaki İsmet Özel severler güzel, farklı ve iyi insanlardır. İsmet Özel'in bu kitapta en çok üzerine titrediği konu şu gibi duruyor: "Neyi kaybettiğini hatırla". Farkındayım, kitabın adını tırnak işaretleri içinde yazınca bir şey demiş olmuyorum. Biraz açmaya çalışalım. İsmet Özel, Müslümanlar (kendisi burada cümleye "insanlar" olarak başlamam gerektiğini iddia edebilir) maalesef kayıptadılar ve hatta neyi kaybettiklerinin farkında olmadıkları içinde hüsrandadırlar ve hüsranda olmaları devam edecektir. Eğer kaybettikleri şeyi tarif edebilseler, eksikleri tamamlamak için bir çaba gösterebileceklerdir. Çok çiğ bir örnek olarak, Müslümanlar ezan'ı kaybettiklerini biliyorlardı, mücadele ettiler ve geri kazandılar. Ama Müslüman bir fert olma bilincini kaybettiler, uyutuldular, herhangi bir şey yapmıyorlar. Peki, diyelim ki üç-beş kişi bulundu. Kaybımızı anımsadık ve bir şeyler yapmamız lazım. Ne yapalım? El-cevap sistemin dışına çıkın ve sistemi inkar edin. Nasıl? El-cevap, pratik
Neyi Kaybettiğini Hatırlaİsmet Özel · İklim Yayınları · 19951,240 okunma
Reklam
Reklam