Sömürü ilişkilerini ortadan kaldıracak gerçek bir başkaldırı nasıl mümkündü? Teorik olarak birçok şey söylenebilirdi. Ama pratik olarak bu başkaldırının nedenlerini oluşturmak zordu. Çok çalışmak gerektiği kuşkusuzdu. İnsanlarla birlikte onların bedenlerine ve zihinlerine hükmeden koşulları ortadan kaldıracak nedenler oluşturmadan gerçek bir devrim beklemek hayalcilik olurdu. Var gücüyle sadece bu amaç için çabalayan ve bunu yaparken devrimi gerçekten arzulayan insanlar gerekliydi. Aslında bu amaç sömürünün ve yozlaşmanın günbegün arttığı bugünlerde her şeyden önemliydi. Tüm dünyada yaşanan eşitsizliğin, sömürünün ve yozlaşmanın ortadan kalkması için mücadele etme amacı kadar kapsamlı başka hangi amaç olabilirdi ki? Eğer çelişki dünya ölçeğinde yaşanıyorsa çelişkiyi ortadan kaldırmak için verilecek mücadele de bu kapsamda olmalıydı elbette. Bundan daha büyük erdem ne olabilirdi? Dünyadaki bütün insanların, dahası bütün canlıların özgürlüğü için mücadele etmek bu dünyada yaşanacak en büyük arzunun ve mutluluğun kaynağı olabilirdi ancak. Neredeyse bütün felsefe mutluluğun olanaklarını araştırmıştı. Mutluluk bu evrensel amaçtan bağımsız düşünülebilir miydi?
Şu birkaç gün fırsat bulursam elimden geldiğince yazmaya çalışacağım. Ama bugün yazmam olanaksız. Aklım ve yüreğimde yalnızca Gustina var; o soylu ve sıcacık insan, sonuna kadar yaşanmış ama bir türlü huzura ermemiş bir hayatta kıymetli, sadık bir dost. Her akşam en sevdiği şarkıyı söylüyorum onun için. Partizan çarpışmalarının görkemli öykülerini fısıldayan steplerin maviye çalan çayırlarından dem vuran şarkıyı. Hani şu, kocasının yanı başında özgürlük uğruna dövüşen yiğit Kazak kızının savaşırken can verişini anlatan şarkıyı. Ah, benim korkusuz yoldaşım, o ufacık bedende ve o resim gibi yüzde bu ne güç! O iri çocuksu gözlerde ne sevecenlik! Bitmek bilmeyen mücadele ve ikide bir ayrı kalışımız, ilk okşayış ve ilk sevişmenin erikliklerini kimbilir kaç kez yeniden yaşamış ebedî âşıklar kılmıştı bizi. İkimizin kalbinde hep tek bir kalp attı; mutluluk anlarında da, kaygılı, heyecanIı ve hüzünlü saatlerde de hep aynı soluğu soluduk. Yillarca birlikte çalıştık; iki gerçek dost gibi yardımcı olduk birbirimize. Yıllarca benim ilk okurum ve ilk eleştirmenim oldu; gözlerini üstümde duyumsamadığım zaman yazmak ne kadar zordu. Hayatımızı varsıllaştıran mücadelelerde yıllarca omuz omuzaydık. Aşık olduğumuz bu ülkenin dört bir yanını el ele dolaştık. Pek çok umarsızlık yaşadık, ama çok büyük sevinçlerimiz de oldu; çünkü biz yoksulların varsıllığıyla, yüreğimizdeki varsıllıkla zengin kıldık kendimizi.
Reklam
Mutluluk mücadele gerektirir. Sorunlar sayesinde büyür. Haz papatyalar ve gökkuşakları gibi yerden fışkırmaz. Ger­çek, ciddi, hayat boyu süren mutluluk ve anlam mücadele­lerimizi seçerek ve onları yöneterek elde edilir. Size ıstırap veren şey kaygı, yalnızlık, obsesif-kompulsif bozukluk ya da her gün uyanık saatlerinizin yarısını ziyan eden bok kafalı bir patron olsa da, çözüm bunları kabul etmek ve olumsuz deneyimle etkin biçimde mücadele etmektir, onu yok saymak, ondan kurtulmak değil.
Sayfa 38
Yaşamak için ne kadar çok mücadele ederseniz, o kadar az yaşarsınız. Ne yaptığınızdan emin olmanız gerektiği düşüncesinden vazgeçin. Bunun yerine, içinizdeki gerçek olana teslim olun, çünkü yalnızca o kesindir. Siz her türlü sıkıntının üstündesiniz. .
Psikoloji insanı mutlu etmeye çalışmaz insanın daha anlamlı ve güçlü bir hayat yaşaması için çalışır zira mutlu olmak diye bir hedef mümkün değildir mutluluk bir durumdur ve geçebilir kalıcı olmaz dert gerçek ve büyük olduğunu da insan ona oturup taşımalıdır insanların yakınlarını kaybettiklerinde antidepresan alıp o dertten kaçmaya uzaklaşmaya çalışmaları da sakıncalıdır çünkü derdini düşünmesi üzülmesi biraz tutması lazımdır bu yaşanması gereken bir haldir.
“Mücadele ederken yorulduğunda ara verdiğinde içtiğin bir bardak su bile sana dünyanın en güzel şeyiymiş gibi gelebiliyor. İnsan mücadeleden korkar ve konforlu alanından çıkmak istemez ama mücadele onu gerçek anlamı ile yaşatan şeydir.”
Alıntı
Reklam
Reklam