Geçiniz Efendim
1/10
·%54 (172/318 syf.)·
Daha kötü çok az kitap okudum. Çok direndim fakat yarım bırakmak zorunda kaldım. Arkadaşımın önerisiyle, içinde bulunduğun ruh haline göre ağır kitaplar okuyorsun bence Murat Menteş'i bir denemelisin dedi. Ben okuma alışkanlığımın bu kadar frenlendiği başka bir dönemi hatırlamıyorum. Oku oku hiç bir yere bağlanmayan, nereye bağlayacak diye merak bile uyandırmayan, absürtlük ötesi olaylar zinciri.
Ruhi MücerretMurat Menteş · April Yayıncılık · 201818,3bin okunma
9/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Vermeyince Mabut rivayet olunur ki , sultan ikinci Mahmut, tebdil gezdiği bir ramazan gününde Üsküdar’da mücerret bir kunduracının boş örse çekiş vurarak her hamlede “Tıkandı da tıkandı” dediğine şahit olmuş. merak saikiyle içeri girip bunun sebebini sormuş. Adamcık anlatmış: - Bir gece rüyamda gördüm.Çeşmeler vardı bazılarından şarıl şarıl sular akıyor bazılarından sızıyor bir tanesi de şıp şıp damlıyordu. O sırada bir pir-i nurani belirdi. Ona bu çeşmeleri sordum. “Şu şarıl şarıl akanlar padişahımızın talihidir. Sızanlar devlet erkanından filanca paşaların ve falanca zenginlerin talihleridir. Şu damlayan da senin talihindir deyip kayboldu. Yerden bir çöp aldım ve benim talihim olan çeşmeye yaklaştım. Çöple biraz kurcalayıp lüleyi açmaya çalıştım. Ah, ellerim kırılsaydı! filvaki çöp kırıldı ve artık o eski damlalarda damlamaz oldu. O günden sonra müşterim kesildi kazancım bitti. İflas ettim bu hale geldim. Şimdi de talihimden şikayet ile “tıkandı da tıkandı” zikri ile boş örsü dövüyorum. Padişah kendini aşikar etmez ve saraya dönünce adamın söylediklerini tahkiki memur gönderir. Meğer adamcağız herkes tarafından “Tıkandı baba” diye tanınmakta ve nasipsizliği ile bilinmekteymiş. O kadar ki çeşmeden su doldurmaya gitse çekmeyi bir kurbağa tıkar bir mal almak için pazara uğrasa ona sıra gelmeden mal bitermiş. Sultan mübarek ramazan ayında garibi sevindirmek ister ve bir tepsi baklava yapılmasını her dilimin altına da bir sarı altın konulmasını emreder. Sonra, tepsiyi bir zengin konağından iftarlık geliyormuş gibi gönderir. Nasipsizlik bu ya; tıkandı baba bir tepsi baklavayı bir iftarda yiyip bitirmek yerine satıp parasıyla birkaç gün iftar etmeyi düşünerek tepsiyi pazara çıkarmış. Padişah durumu öğrenip üzülmüşse de niyetine sadakat ile aynı minval üzere ertesi gün nar
İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala · Kapı Yayınları · 202017,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·296 syf.··
2026 15. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:23
Fas’ın Cedîde şehrinde 1944 yılında doğan Taha Abdurrahman, Muhammed el-Hâmis Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldıktan sonra Oxford ve Sorbonne üniversitelerinde başta dil felsefesi ve mantık olmak üzere çeşitli alanlarda öğrenimini sürdürmüştür.1972 yılında “Ontoloji Sorunsalının Dilsel Yapısı” teziyle doktorasını tamamlamış; 1985 yılında “Doğal ve Argümantatif İstidlalin Mantığı” isimli teziyle de ikinci kez doktor unvanını almıştır. 2005 yılında emekliye ayrılan yazarımız birçok ülke ve üniversitede dil felsefesi ile mantık dersleri vermiştir. İncelemekte olduğumuz kitabımızın asıl adı el-Amelu’d-Dinî ve Tecdîdü’l-Akl olup Mehmet Emin Güleçyüz tarafından Türkçeye tercüme edilen eser Pınar Yayınlarınca İstanbul’da 2020 yılında 296 sayfa olarak yayınlanmıştır. Eserde; Soyut Akıl (el-‘aklu’l-mucerred), Rehberlik Edilmiş Akıl (el-‘aklu’l-musedded) ve Desteklenmiş Akıl (el-‘aklu’l-mueyyed) olmak üzere üç farklı akıl türü detaylıca ele alınmış. 1. Soyut Akıl (el-'Aklu'l-Mücerred) : Soyut aklı, metinde "sahibini herhangi bir şeye bir yönden bilgili kılan eylem" veya "nazar" olarak tanımlayan Taha Abdurrahman aklın özellikle bir eylem niteliği taşıdığını vurgulamaktadır. Ona göre Yunan düşüncesindeki gibi akıl insanı bilgi edinmeye hazırlayan bir öz, zat olarak tanımlanması birçok problemi de beraberinde getirir. Zira aklın bu şekilde tanımlanması, onu nesneleştirdiği gibi, insanı da eylem ve tecrübe boyutundan koparmaktadır. Abdurrahman’a göre Mucerred akıl ( soyut akıl) özel ve genel olmak üzere bazı sınırlılıklara sahiptir. Özel sınırlılıklar; soyut akıl dilin sınırlarına, zanniliğe ve mecburi teşbihe (Tanrı'yı maddileştirme tuzağına) mahkûmdur. Genel sınırlılıklar; soyut aklın, mantığın sınırlarına takıldığını, delillendirmelerde kesinlik ve tamlığın bulunmadığı ,
Dini Amel ve Aklın YenilenmesiTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 202027 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 33. kitabı
Film tadında bir kitap. Absürt mizah sevenlerin okumasını orantılı güçle tavsiye ederim. Kitapta kullanılan dil ve üslup sizi yormuyor böylece kendinizi kitabın çerçevesinden çıkarmak zorunda kalmıyorsunuz ve o mizahi akış bozulmuyor.
Ruhi MücerretMurat Menteş · April Yayıncılık · 201818,3bin okunma
Az önce ne okudum dedirten bir eser
9/10
·320 syf.··
2026 3. kitabı
Ruhi Mücerred’i pandemiden önce okumuştum. Tam anlamıyla Murat Menteş tarzını yansıtan bir roman. Yazarın ismini bilmeseniz bile, daha önce diğer eserlerini okuduysanız ilk sayfalardan itibaren “bunu Murat Menteş yazmış” dedirten belirgin bir üslup hissediliyor. Yazar, absürd ile gerçeklik arasında gidip gelen bir dünya kuruyor ve okuru bu iki alan arasında sürekli bir geçiş halinde tutuyor. Kitap, cumartesi akşamı çay içerken izlenen keyifli bir şov gibi akıp gidiyor.
Duygu ve Düşünce
Ruhi MücerretMurat Menteş · April Yayıncılık · 201818,3bin okunma
9/10
·192 syf.·
2026 125. kitabı
Bütün Fikrin Gerekliliği Salih Mirzabeyoğlu Bütün Fikrin Gerekliliği, İçtimai sistem, devlet, iktidar, ferd, ahlâk, ruh, zaman ve iman gibi meseleleri birbirinden kopuk şekilde değil, bir bütün hâlinde ele alıyor. Modern dünyanın dayattığı parçacı zihin yapısına karşı “mutlak fikir gerekli!” haykırışını merkeze yerleştiriyor. Kitabın en güçlü tarafı ise meseleleri yalnızca maddî sebepler üzerinden okumaması. İslâm âleminin yaşadığı buhranları sadece siyaset, ekonomi veya güç dengeleriyle açıklamıyor, bütün bunları doğuran zihnî ve ruhî sebeplere inmeye çalışıyor. Ferdin iç dünyasından toplumsal düzene, ahlâktan harekete kadar her şeyi bir mânâ bütünlüğü içerisinde değerlendirmesi eseri farklı bir yere taşıyor. Üstad Necip Fazıl’ın kitap için düştüğü “Mücerret fikir istidadı tam!” notu gerçekten çok yerinde olmuş. Çünkü eser, soyut gibi görünen fikri, sistem, hareket ve toplum meseleleri etrafında müşahhaslaştırmaya çalışıyor. Her rejimin önceki sistemlerin eksiklerini düzeltirken kendi kör noktalarını ürettiği bir dünyada, “bütün fikir” ihtiyacını güçlü şekilde hissettiriyor. Madde-ruh ilişkisini, ferd-toplum dengesini, ahlâk meselesini ve fikrin dayanması gereken muhkem zemini derinliğine ele alan, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir eserdi.
Düşünce
Bütün Fikrin GerekliliğiSalih Mirzabeyoğlu · İbda Yayınları · 2023119 okunma