Çok heyecan verici çok aydınlatıcı
Müslümanlar hayatın her alanında gerilemiş ve zayıf düşmüşlerdir. Avrupa ise siyasî, askerî, maddî ve bilimsel/teknolojik gücüyle, bütün câhiliye sapıklıklarıyla; inanç, değer, düşünce ve davranışlara tamamen hâkim olmuştur. Yahudi, alçakça planlarıyla bütün beşeriyetin geleceğine egemen olmaya çalışmaktadır. Günümüzün bu gerçeğini -Kur'ân-ı Kerîm'i okurken anlayabileceğimiz şekilde- Allah'ın kitabında bahsedilen Rabbânî kanunlar arasında görmemiz mümkün müdür, değil midir? Evet, bunu görmemiz mümkündür... Meselenin, Müslümanlar bakımından ortaya konuşu şöyledir: Allah Teâlâ Müslümanlara: Sizden iman edip salih amel işleyenlere Allah şöyle va'd buyurdu: Onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kilacak ve onlar için razı olduğu dinlerini temelli yerleştirecek ve korkularının ardından emniyete erdirecek. Çünkü Bana ibadet ediyorlar ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmuyorlar. Kim de bundan sonra küfrederse, işte onlar fâsıklardır (Nûr/55) diye bildirmektedir. Keza İbrâhîm (a.s) kissasının ardından Müslümanlara şu bildiri gelmiştir: Rabbi İbrâhîm'i bir takım kelimelerle denedi. O da onları yerine getirince, "Seni insanlara imam/önder kılacağım" dedi. "Zürriyetimden de" deyince, "Zâlimler benim ahdime erişemez" buyurdu. (Bakara/124) İsrâîloğulları'nın kıssasından sonra da şu ilâhî açıklama yer almaktadır: Derken onların arkasından yerlerine gelenler kitaba vâris oldular. "Biz nasıl olsa affedileceğiz" diyerek bu ednânın arazını [en yakının/değersiz dünyanın malını) alırlar. Onun benzerini de alırlar. Onlardan, Allah'a karşı haktan başkasını söylemeyeceklerine dâir kitap misakı alınma-mış mıydı ve onun içindekileri ders edinmemişler miydi?! Halbuki âhiret yurdu, ittika edenler için daha hayırlıdır. Akletmiyor musunuz? (A'râf/169) Birçok kıssadan
Allah Hamid’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber dinimizi tanımaya çalışıyorduk. Dinimizi anlayabilmek için Allah’ın vahyini yine ondan öğrenmemiz gerekir. Dinin temeli, esası; “Allah’a imandır, islamdır, ihsandır” demiştik. Bunların her üçünde de önce Allah’a iman, Allah’a âbdiyet ve Allah’ın huzurundaymış gibi ona âbd olmak gelir. Öyleyse öncelikli olan, Allah’ı tanımaktır. Allah’ın bir ismini anlattığımızda onunla beraber birçok ismi de o isimle beraber anlatmak zorunda kalıyoruz. Mesela; Allah’ın Vedud ismini anlatırken diğer isimleri de onunla beraber anlatmıştık; yani Allah’ın bir ismini öğrenirken sadece öğrendiğimiz ismi değil onunla beraber diğer isimlerdeki özellikleri de öğreniriz. Dolayısıyla rabbimizi sıfatlarından, isimlerinden biraz daha tanımış oluruz. Tanımadığımız bir Allah’a, bir rabbe iman ettiğimizi söylesek de ona iman etmiş olmayız; çünkü Allah’ı ne kadar tanırsak ona imanımız da o kadar olur. Hele bir de Allah’ı yanlış tanırsak o zaman o iman ettiğimiz Allah olmaz, bizim kendi kendimize hayal ettiğimiz, vehmettiğimiz putumuz olur. Evet, Allah’ı onun kendini tanıttığı gibi tanımaya, Esmau’l Husna’sını kısaca anlamaya çalışıyorduk. Vedud isminden sonra Allah’ın Hamid ismini anlamaya çalışacağız. Fatiha Suresi’nin ilk ayetinde; El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir” buyrulur. Bu yüzden önce Allah’ın Hamid ismini tanımaya çalışacağız. Aslında Allah’ın ismini, sıfatını bilmek, anlamak öyle basit bir şey, kolay bir şey değildir. Bunun için aklımızı mutlaka sonuna kadar kullanıp, onu anlamaya
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Muhakkak ki Allah kullarını hakkıyla görür. (Mü'min Sûresi, 40:44)
Sayfa 256 - RNK·Kitabı okudu
Din
"...Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir." (Mü'min, 40/44-45)
Din
Mü'min (Gafir) Suresi
تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۙ (Bu) Kitab’ın indirilmesi (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (her şeyi bilen) El-Alîm olan Allah tarafındandır. Mü'min (Gâfir) 2 غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَد۪يدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ اِلَيْهِ الْمَص۪يرُ Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası çetin, lütuf ve ihsanı bol olan (Allah tarafından indirilmiştir). O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Dönüş O’nadır. 3 مَا يُجَادِلُ ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ Allah’ın ayetleri hakkında kâfirlerden başkası tartışmaz. Onların şehirlerde (güç ve şatafat içinde) dolaşmaları seni aldatmasın. 4 كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْۖ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ Onlardan önce Nuh kavmi, sonra da (Nebi’ye karşı düşmanlıkla bir araya gelmiş) gruplar yalanladı. Her ümmet, resûllerini yakalayıp (hapsetmek ya da öldürmek) istedi. Batılla mücadele edip, hakkın ayağını kaydırmak (onu ortadan kaldırmak) istediler. Onları (azapla) yakalayıverdim. Nasılmış benim cezalandırmam? 5 اَلَّذ۪ينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِه۪ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ رَبَّـنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْماً فَاغْفِرْ لِلَّذ۪ينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَب۪يلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِ Arşı taşıyan ve onun etrafında bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih eder, O’na iman eder ve iman edenler için bağışlanma talebinde bulunurlar: “Rabbimiz! Rahmet ve ilimle her şeyi kuşattın, tevbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem
Kur'an Surelerinin Ruhsal Şifa Haritası
1)Fatiha: Yöneliş (Doğru yolu bulmaya iyi gelir) 2)Bakara: Düzen (Hayatı inşa etmeye iyi gelir) 3)Âl-i İmrân: Direniş (İnancı korumaya iyi gelir) 4)Nisâ: Adalet (Hukuku ve emaneti korumaya iyi gelir) 5)Mâide: Sözleşme (Vefalı olmaya iyi gelir) 6)En'âm: Tevhid (Zihni berraklaştırmaya iyi gelir) 7)A'râf: Denge (Arafta kalmamaya iyi gelir) 8)Enfâl: Dayanışma (Korkuyu yenmeye iyi gelir) 9)Tevbe: Arınma (Pişmanlığın hafifliğine iyi gelir) 10)Yunus: Sabır (Kaderi sevmeye iyi gelir) 11)Hûd: İstikamet (Dosdoğru durmaya iyi gelir) 12)Yusuf: Umut (Kuyudan çıkmaya, hayallere iyi gelir) 13)Ra'd: Gök gürültüsü (Uyanışa iyi gelir) 14)İbrahim: Şükür (Karanlıktan aydınlığa çıkmaya iyi gelir) 15)Hicr: Korunma (İlahi muhafazaya iyi gelir)