Her ne kadar ilk kitap seviyesinde olmasa da ( zaten olamazdı, kendini tekrara düşerdi), yine de, sürprizlerle dolu, çarpıcı, güzel bir devam kitabı. Simmons yapay zekanın tehlikelerine 40 yıl önceden çarpıcı bir şekilde değinmiş, bir nevi anti-yz manifesto olarak da okumak mümkün bu eseri.
Kitabın yapısı biraz kaotik aslında. Bölümler içerisinde karakterden karaktere geçiş herhangi bir alt bölümleme, bölüm boşluğu, 3 asteriks vs. şekilde görsel uyarıcı olmadan yapılmış. Okuduğunuz paragrafın devam paragrafında diğer karaktere geçildiğini ( Eğer ilk kelime karakterin adı değilse) hemen anlayamıyorsunuz, ilk bir kaç cümle kafada karışıklık yaratıyor o yüzden. Bunun, kitaptaki zaman kavramını hissettirmek için bilinçli bir tercih olduğunu sanıyorum. Bu kadar belirgin bir baskı hatası olamaz herhalde.
Kitabın eksilerinden biri, Hegemonya kabinesinin savaş toplantıları bölümlerinin çok teknik oluşuyla aksak kalmasıydı. Kitabın bazı noktalardaki çözümleri de biraz Deus Ex Machina olmuş. Yine de serinin genel sert bilimkurgu havasının etkileyiciliği adına buna çok takılmadım.
Serinin 2 devam kitabında olaylar nasıl devam ediyor merak ediyorum elbette ama bir yandan da ilk 2 kitap kadar iyi olmadıklarına dair bolca yorum var.
Çeviride kanayan yaramız olan devamlılık sorunu ( serideki belli kavramlara isimlere, farklı çevirmenin farklı çeviriler yapması) yaşanmamış olması bir artı. Ama kitaba bir Hyperion evreni sözlüğü konması gerekiyor bence. Sonraki baskılarda düşünülür umarım. Bu şekilde kitaplar çok daha anlaşılır hale gelecektir, özellikle bilimkurgu okumalarına yeni başlamış okuyucular için.